Şeref Yıldız

Şeref Yıldız

Türk kültürü yerine ‘pop kültürü’

Türk aile yapısında yaşanan erozyonla alakalı yazdığımız yazı, çok büyük ilgi uyandırdı. Yüzlerce okuyucumuzdan mesajlar alarak konunun hassasiyeti ve yaşanan kültür yozlaşmasının tekrar tekrar gündeme getirilmesi konusunda taleplerle aldık. İş ciddiyeti binince işin uzmanına başvurmak gerekiyor.  Sosyologlar; bireyleri, kültürleri, sağlık, suç, eğitim, ırk ve etnik ilişkiler ile cinsiyet ve yoksulluk ve sosyal davranışları inceleyen kişilerdir. Türk aile yapısının içinde buluğu içler acısı durumu inceleyen sosyologlar, en büyük tahribatın yayın yoluyla yapıldığının altını çiziyorlar.

Okuyucularımızın taleplerini dile getirmek için bu konuda onlarca sosyoloğun görüşlerini özetleyerek sizlerle paylaşarak konuyu ele almaya çalışacağım.  Kültür, bir milletin sahip olduğu maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Kültür; bir toplumun yaşayış şeklidir. Kültür; bir grubu diğer gruplardan ayıran davranışsal özelliklerin bütünüdür. Türk kültürü dendiğinde aklımıza bize has olan özelliklerimiz gelir.

Teknolojik gelişmeler kitle iletişim araçları ile aynı anda milyonlarca kişiye ulaşma fırsatı sunuyor. Yaşanılan bu teknolojik gelişmeler olumlu yönde kullanıldığında faydalı olduğu gibi aksi yönde kullanıldığında ise felaketlere yol açtığını görmekteyiz. Hayatımızda önemli bir yer tutan yeni medya teknolojileri, sahip olduğumuz ve bizi biz yapan kültürümüzü hızla yok edip yerine yeni kültür şekillerinin oluşmasında çok etkili olduğu aşikardır.  TV’lerin reyting uğruna her türlü seviyesizliği göze alarak yaptıkları programlarla Türk kültürü “pop kültürü” karşısında günden güne yok olmaktadır. Bunlardan en çok zarar gören ise aile yapısı ve aileyi oluşturan fertler, dolayısıyla Türk devleti ve bu devleti oluşturan Türk milleti gelmektedir.

“Pop kültürü” TV dizileri başta olmak üzere, reklamlar, eğlence ve tartışma programları, “talk Show’lar” aracılığıyla kitlelere empoze ediliyor. Medya takipçileri bu programlardaki kişi veya kişileri rol model olarak kabul ediyor.  TV dizileri, kitleleri buradaki rol modellerin hayat tarzlarını ve tüketim alışkanlıklarını benimseme yoluna gitmelerini dayatmaktadır. TV dizi ve programları bununla da yetinmeyip reyting kaygısı ile diğer rakipleriyle yapılan yarışta öne geçme isteği, yaptıkları yayın ve programlar kültürel kimliğin yozlaşmasını, yok olmasını ve yerini daha basit, gündelik “kullan at” modeli diye tanımlanan popüler kültürün almasını sağlamaktadır. Bunun neticesinde de kültürel değişimler sonucunda toplumdaki ahlaki davranışların yozlaşması, bireyin kendi öz kültürüne yabancılaşmasına ve toplumsal parçalanmaya yol açması kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Boşanma her ne kadar toplum tarafından hoş karşılanmasa da günümüzde çoğu yeni evlenen çift, evliliği flört olarak görüyor. Evlilikler âdeta güç yarışına, “Kafam uyuşmazsa ayrılırım”a dönüşüyor. Aslında bu zehir, toplum yapısını bozan dizi filmlerle, gençlere âdeta şırınga ediliyor.

DİZİLERİN VERDİĞİ MESAJLAR

- İstemediğin biriyle evlendiysen ona ihanet edebilir, başkasıyla aşk yaşayabilirsin.

- Kötü bir olaydan sonra içki içip etrafı dağıtmalısın.

- Sevdiğin kişi başkasıyla evlendiyse onların yuvasını bozmalısın.

- Kötüler daima güçlüdür iyiler ezilmeye mahkumdur.

- Her dizide yeni elbiseler, ayakkabılar olmalı, alışveriş için hep lüks yerler tercih edilmelidir.

- Evde ilgi görmeyen adam dışarıda karısını aldatmalı ve bütün suç kadına yüklenmeli, adamın yaptığı da masum gösterilmelidir.

- Gençlerin mutlaka sevgilisi olmalı, lise ve orta okul seviyesinde olsa bile çıktığı biri olmalıdır.

- Birbirlerinin kuyusunu kazan insanlar, hep maskeler ile dolaşmalı ve suç daima bir iki kişinin üzerine yıkılmalı

- Kavga eden, şiddet uygulayan, hırsızlık ve gasp yapan baş rol oyuncuları güler yüzlü, yakışıklı olmalı ve hep haklı nedenlerle yapmalı.

- Anneler hep despot olmalı, babalar ise daima sert ve anlayışsız olmalı. Çocuklar her zaman haklı olmalı.

- Kaynanalar hep kötü rol oynamalı, sürekli olarak damadının gelininin kuyusunu kazmalı.

- Paranın nerden ve nasıl geldiği belli olmamalı, harcama yaparken hep cömert olunmalı.

- İş yerleri hep rezidans olmalı, işçi ve esnaf rolleri olmamalı.

- Sıradan ortalama bir hayat yoktur. Ya diptesindir ya tepede. Bunun ortası yoktur.

- Gençler hep haklı olmalı, haklı çıkmalı başına buyruk hareket etmeli ve kız erkek meseleleri dışında başka da dertleri olmamalı.

- Hep lüks özendirilmeli herkesin hayali maneviyat değil maddiyat olmalı yalılar villalar gaye olmalı insanlar olağanüstü bir lüks yaşata yönlendirilmeli.

Verilen bu bilinçli mesajlarla da Aile hayatını bitir. Bireyselleştir. Yalnızlığa it. Kimseye güvenmesin. Sonra da bu kişileri istediğin gibi yönet.  Lütfen bu yok oluş dizimize son verelim. Gerekli tepkiyi gerekli makamlara yapalım. Türkiye'ye tehdit eden bu düşmanlara aman vermeyelim. 

Bu yazı toplam 9061 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar