Şeref Yıldız

Şeref Yıldız

Size selam getirmişem!

Yıllar sonra Azerbaycan'a gelmek nasip oldu. Bu gelişimizle geçmişte gördüğümüz Azerbaycan'la geçmişteki Azerbaycan arasındaki farkı anlatabilmek için kelimeler yetmez. Her şeyden önce Azerbaycanlı Türklerin sahip oldukları öz güveni her şeyden önemlidir. Onlar artık her kurumuyla bir devlet. Kaybettikleri toprakları savaşarak kazanacak kadar bir orduyu sahipler. Dünyanın birçok önemli ülkesinde sefaretlerini açarak bayraklarını dalgalandırıyorlar. Spordan eğitime, ekonomiden üretime kadar her sahada varlar.  Uçakta karşılaştığımız birçok soydaşımızın dünyanın farklı ülkelerinde iş yapması veya eğitim görmeleri, geleceğin Azerbaycan'ını daha da farklı bir seviyeye çıkaracaktır.

1990'lı yılların başında bağımsızlıklarını ilan ederek esaret zincirlerini kıran kardeş ülkemiz, verdiği çetin mücadelelerinin ardından bu günlere geldi.  Bir asrı geçkin bir zamandır bağımsızlık mücadelesi veren kardeşlerimiz bağımsızlık arzularını bazen bir şiirde, bazen bir destanda bazen de sokaklara çıkarak şahadeti göze alarak ölümüne bu günleri yaşamak için mücadele verdiler. Fakat sonunda bağımsızlıklarını kazanarak hür bir devlet olmanın haklı gurunu yaşıyorlar. Biz de kardeşlerimizin bağımsızlıkları için yurtdışında mitingler düzenleyerek katkı vererek tarafımızı belli etmiştik. Hayatını Azerbaycan'ın bağımsızlığına ve Türk birliği fikrine adayan 1918 yılında temeli atılan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade'yi  ve bu günün bağımsızlığını görerek dile getirdiği "Bir Kere Yükselen Bayrak Bir Daha İnmez" sözü, Türklüğün milli gurur ve şuurunu yaşatarak günümüze kadar ulaşmıştır.  Bu gün dünyanın ikinci en yüksek bayrak direğinde nazlı nazlı dalgalanan ay yıldızlı Azerbaycan bayrağının bu ihtişamı özgürlüğün en önemli sembolü Mehmet Emin Resulzade'nin belirttiği "yükselen bayrak" işte bu bayraktır. Kıyamete kadar inmemesini temenni ediyorum.  "İki devlet, tek millet" sözünü aynelyakin yaşadım.  

15 gün boyunca Azerbaycan'ın 4 bin 466 yüksekliğinde Bazardüzü Dağı olmak üzere, 3 bin 756 metre yüksekliğinde Atatürk Dağı, 3 bin 762 metre yüksekliğiyle Haydar Aliyev Dağı ve 3 bin 759 metre yüksekliğindeki Kızılkaya Dağına tırmanarak ülkenin tüm zirvelerine İki devletin ay yıldızlı bayraklarını dalgalandırmanın gururu ve mutluluğunu yaşadım. Başkent Bakü nasıl vakur ve modern yüzü ile dünyaya mesaj veriyorsa Azerbaycan halkı da misafirperverlikleri, gülen yüzleri ve samimiyetleriyle bizleri evlatları gibi bağırlarına basarak kardeşlik ve dostluklarını gösterdi. Dağ tırmanışlarımızda bizleri evlerinde misafir eden izzet ve ikramda bulunan tüm soydaşlarımıza cani gönülden teşekkür ederiz.  

Bize evlerin açan köylülerin, Türkiye'den geldiğimizi öğrenince bizi paylaşmakta birbirleriyle yarıştıklarını görünce gözlerim yaşardı. Birlikte dağ tırmanışlarını gerçekleştirdiğimiz İsviçreli dostum Normen, yaşadıkları ve gördükleri karşısında şoke oldu. Dağ zirvesinin eteklerinde bir ev halkı gelenlerin Türk olduğunu öğrenince evlerini açmalarının ve dostluk göstermelerinin anlatmak için batı dillerinde bir kelimenin olmadığını itiraf etti. Bize sarılan Türkiye'ye selam götürün diyen analar, güler yüzleriyle bizleri yolcu ederken el sallayan al yanaklı bacılarımız samimiyeti ve bozkurt işareti yaparak turan birliğini bilincinde olan balalarımızı ömürüm boyunca unutmayacağım. Yaşadığımız bu güzelliklerin organizesinde büyük emek gösteren,  güvenlik nedeniyle dağ tırmanışına izin verilmemesine rağmen bizim tırmanışımız için dağlarını açtıran Azerbaycan'ın önceki Bern Sefiresi Sayın Xanım İbrahimova'ya ve değerli ekibine teşekkür ediyorum.

 

Bu yazı toplam 1414 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar