Metal yorgunluğu veya kan tazelemek

Başlıkta gördüğünüz iki tabir, son yıllarda sıkça söylenen terimlerin başında gelmektedir. Burada yapılacak bir değişiklik ve yeniden kadrolaşma, farklı bir isim verilerek daha cazip bir hale getiriliyor.  Bahsi geçen her terimlerden “metal yorgunluğu” daha fazla sanayide çalışan aksamlar için kullanılsa da günümüzde durağan hale gelen kişilerin icraatları için de kullanılıyor. “Kan tazelemek” ise tıbbi bir konu olmasına rağmen yenilik, değişiklik, farklılık için de kullanılıyor. Velhasıl her ikisi de günümüzde çokça sarf edilen terimler haline geldi.   
Teknolojinin baş döndürücü bir şekilde geliştiği çağımızda kendisini ve ekibini gelişmelere karşı geliştirmeyen kişi, kendisini ve ekibini yenileyemezse oyun dışı kalır. Oyun dışı kalmakla kalmayıp, yok olur gider. Bununla birlikte kendisi gibi çalıştığı kurum ve kuruluşlar da zarar görür.  Dolayısıyla geleneği ve geleceği birlikte yürütebilmek maharet isteyen bir iştir. 

Bahsettiğimiz bu konunun bir çok örneğini tarih sahnesinde görmekteyiz. Tanzimat’tan sonra Osmanlıda askerlik mecburi hale geldi. Her Osmanlı erkeği, belli bir yaşa geldiğinde askere gitmek zorundaydı. Hatta erkek nüfusun sayımı için Osmanlı coğrafyasında ilk resmi sayım 1830 yılında yapılarak erkeklerin yaş durumu belirlendi. Askerlikte muaf tutulacak altı sınıf kişi vardı.  Bunların başında evin tek erkek evladı olmak, evin tek damadı olmak,  ilim talebesi olmak, kardeşinin askerde olması, iki evli olmak ve bir günlük mesafeden evli olmak şartları kişileri askerlikten muaf tutardı.  Son madde ise Osmanlının cihan devleti olmasının sırrını ortaya koyuyor. Yani aynı köyden kız almayın. Başka köylerden ve yerlerden kız alın.  Bu evliklerden kan tazelemesi meydana geliyor, sakat doğumlar azalıyor,  zeki ve sağlıklı nesiller dünyaya geliyor.  Bu bahsettiğimiz işin ilmi ve tıbbı yönüydü. 

Metal yorgunluğu ise sürekli olarak çalışan veya belirli bir miktar yükün sürekli uygulanması sonucu metal malzemelerin istenilen dayanım özelliğini yitirmesi ya da sürekliliğin bozulması olarak açıklanabilir. Örnek vermek gerekirse; bir teli sürekli olarak yukarı ve aşağı bükersek, tel büküldüğü noktadan ısınır ve bir süre sonra kopar. Kopma olayı, metal yorgunluğunun geldiği son noktadır. Bir başka örnekle durumu özetlemek gerekirse; bir köprü zamanla içten içe yıpranır. Görünüşte onun yıprandığını fark etmek oldukça zordur. Uzun zaman zorlu şartlara dayanır ama bir bakmışız, köprü durduk yere yıkılıvermiş. Bu durum da metal yorgunluğuna etkili bir örnektir.

Toplumuzda da böyle yorgunluklar olabiliyor. Bunun için çökmeden, kırılmadan yorgun düşen parçaları değiştirmek yerine yenilerini koymak gerekiyor.  Bahsettiğim işlem makine ve diğer mekanik şeylerde kolaydır. İnsan faktörü işin içine girince çok zordur. Yorulanı değiştirip kenara atmaktan ziyade, hem değiştireceksiniz hem de onun yıllardır kazandığı tecrübelerinden istifade ederek iki yönlü kazançlı hale geleceksiniz.  “Onursal Başkanlık” bunun için önemli bir makamdır. Hatta başkan danışmanı gibi unvanlar bunun için geliştirilmiştir. Kırılmayı beklemeden, yorgun düşmeden, kan tazelemesi yapmak her zaman iyidir. Lakin kırmadan, kırılmadan olsun.

Bu yazı toplam 9177 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar