Şeref Yıldız

Şeref Yıldız

Herkes gitti “Devlet” kaldı!

Anadolu 4 bin yıl boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış çileli bir coğrafyadır. Bilinen büyük medeniyetlerden Hititler, Frigler, İyonlar, Urartular, Persler, İskender, Roma, Bizans ve Selçuklu ve Osmanlılar son yaşadığımız yıkım gibi bir felaket görmemişlerdir.
Meydana gelen felaketlerin boyutu hiç bu kadar ağır olmamıştır.

Devletin raporuna göre, 11 ilde toplam 717 bin 614 binanın 90 bin 609’u acil yıkılacak, ağır hasarlı ve yıkık bina olarak belirlendi. Bu durumdaki binalardaki konut sayısı ise 269 bin 51 olarak tespit edildi. 11 ildeki 77 bin 754 binadaki 231 bin 878 bağımsız bölümle ilgili tespit yapılamadı. Hasarsız olarak kayıtlara giren bina sayısı 351 bin 426, bağımsız bölüm sayısı 1 milyon 260 bin 659 oldu. 197 bin 825 bina ise az veya orta hasarlı olarak kayıtlara geçti. Toplam yıkılan bina sayısı 18 bin 200 oldu. Yine acil yıkılacak, ağır hasarlı ve yıkık ticarethane sayısı 61 bin 890 olurken, benzer durumdaki ahır sayısı 3 bin 809 oldu. 

Bölgede geçmişte ne bu kadar yüksek binalar ne de bu kadar nüfus kalabalığı oluşmadığı için bu denli dehşette yaşanmadı.
Depremin ardından bir hafta boyunca deprem bölgesinde Gaziantep, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay’da yaşanan felaketi yerinde görme fırsatı buldum. Gördüklerimi anlatabilmek için hiçbir kelime yeterli değildir. Hele ki oturdukları yerden ahkam kesen sözüm ona sanatçı, gazetecilerin eleştiriden başka işe yaramayanları, felaket bölgesinde ne ben gördüm ne de gören olmuş. Fakat eleştirilen devlet ilk dakikandan itibaren orada olduğu gibi halen dimdik orada olduğunu gördüm. Şovmenler şovunu yapıp gitti, fakat “Devlet” her zaman olduğu gibi görevinin başında.  Tüm kurum ve kuruluşlarıyla birlikte bölgeyi ayağa kaldırmanın gayretinde.

Depremle birlikte her vatandaşımız elinden geldiği yardımı yaparak yara sarmaya başladı. Eğer devlet otoritesi ve becerisi olmasaydı 1999 Marmara depreminde olduğu gibi enkazın altında kalırdık. Gerek AFAD gerekse Kızılay’ımız seferber olmuştur, illaki kusurlar ve gecikmeler olmuştur bunları da yine en iyi onlar analiz edecek ve gelecek afetlere hazırlık yapacaklardır. 
Uluslararası arama ve kurtarma ekipleri ülkelerine döndüklerinde gazete ve televizyonlarda verdikleri demeçlerde AFAD ve Kızılay’a methiyeler dizerken, Türkiye’deki bazı aktörler bu kurumları yıpratmaya çalışmaktadır. 

Bir hafta boyunca deprem bölgesinde MÜSİAD  Saha ekiplerimizle depremden etkilenen vatandaşlarımıza yönelik yardım faaliyetlerine gece gündüz eşlik ettik. 

Adıyaman Sincik ve İnlice dağ köylerine gıda ve temel ihtiyaç maddesi dağıtımında bulunurken hayatımda unutamayacağım anlar yaşadık. Köyde tek sağlam kalan evde köylülerle sofraya oturduk.

Her taraf moloz yığınları yan yatmış binalar ve boş arazilerde oluşmuş onlarca metrelik derinlikte vadilerele dolu. Bu enkaz yığınları arasından devletimiz yeniden şehirler kurmanın gayretinde olduğunu gördük. Bir taraftan geçici konaklama için konteyner kentler kurulurken, diğer tarafta zemin etüt çalışmaları devam ediyor. Çok şükür sonradan kurulan oyun alanlarında çocuklarımızın neşeli çığlıklarını duyduk.

İsviçre MÜSİAD olarak değerli hayırseverlerin katkılarıyla 400 kişilik  “Konteyner Köy” için Elbistan’daki çalışmaları yerinde gördük. İnşallah Ramazan ayının ortasında ikamete hazır olacak. 

Deprem bölgesindeki çocuklarımızın sağlıklı şartlarda eğitim görecekleri bir okul yaptırma çalışmamız var.  Depremin ilk gününden itibaren yardımlarını esirgemeyen hayırseverlerin bu  çalışmamıza da destek vermelerini bekliyoruz. 

Gecesini gündüzüne katarak yıkılan bölgeyi ayağa kaldırmaya çalışan devletimize bölge insanımıza desteklerimizle sahip çıkmaya çalışmalıyız.  Bir kez daha itiraf edeyim ki Türkiye’nin yaşadığı bu felaketi en gelişmiş olarak bildiğimiz ülkeler de bu yükün altından kalkamazdı.  Biz bu badireyi de birlik ve beraberlik içerisinde atlatacağız. Varsın birileri aldığı talimatı yerine getirsinler.  
“Akrepten Bal Beklenmez“.

Bu yazı toplam 3212 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Şeref Yıldız Arşivi