Şeref Yıldız

Şeref Yıldız

Doğa yürüyüşü ve yeni şeyler keşfetmek

Bilen bilir, biraz dağ ve doğa sporlarıyla uğraşırım. Bu tutkumdan dolayı da dünyanın farklı dağlarına tırmanışlar yapar, doğa yürüyüşlerine katılırım.  Anlayacağınız bu konuda hem bilgi sahibi hem de ülkelerin bu spor dallarından elde ettikleri kazanımları sizlerle paylaşacağım. Türkiye yüzde 5’lik oranındaki tarihi varlıkları ile dünyanın en büyük açık hava müzesi olarak değerlendiriliyor. Eserlerimizin yüzde 95’i yer altında ve gün yüzünü çıkarılmayı bekliyor. Bu notu düştükten sonra Türkiye'de turizm; deniz, güneş ve kum olarak özetlenir. Yani sezonu en çok dört aydır. Oysa açık hava müzesi olan Türkiye'de tarih, kültür, doğa gibi turizm destinasyonları ancak kataloglarda yer alıyor. 1900'lu yılların başında Berlin'e kaçırılan Bergama Müzesi'nin yıllık ziyaretçi sayısı 1,5 milyonu bulurken, Bergama'nın aslı ise Türkiye'de, ama bu güne kadar yıllık bir milyon gibi bir ziyaretçi sayısına ulaşamadık. Anlayacağınız biz bir şeyleri eksik yapıyoruz.

Doğa sporları bakımında da Türkiye'nin potansiyeli büyük olmasına rağmen "Doğa Yürüyüşü" yapacağımız 12 rota belirlenmiş.  Bunların en meşhuru 555 kilometre ile "Likya Yolu"dur. Yıllık 40 bin kişi bu yolu yürüyerek doğal ve binlerce yıllık tarihi güzelliklerin eserlerini görebiliyor. Likya Yolu, 20 fazla antik kente sahiplik yaptığı gibi 30 farklı parkurdan oluşuyor.
Şimdi sıkı durun. İsviçre gibi küçük bir ülkede 65 bin kilometrelik haritalanmış doğa yürüyüş yolu bulunuyor.  Santiago de Compostela Yolu’nu 5 milyon kişinin yürüdüğünü söylersem konunun önemi daha iyi anlaşılır sanıyorum.  Yani siz imkan sunarsanız insanlar bundan yararlanıyor.  İnsanlar genellikle ilkbahar ve sonbaharda doğa yürüyüşlerini yapıyor, tatillerini ve rotalarını ona göre ayarlıyor.  Türkiye olarak yıllık 40 milyon turist ağırladığımız yılda bile turizmin yoğunlaştığı alanlar hiç değişmedi.  Yabancı turist Türkiye'ye geldiği zaman Türk olarak tanıdığı otelindeki garson, otobüsünün şoförü ve rehberi oluyor. Türkiye'nin doğal güzellikleri, kültürü, tarihi zenginlikleri hakkında kendisine herhangi bir bilgi verilmiyor veya güneşe, kuma ve denize gelen turistlerin kültür seviyesi kültür ve doğal güzellikler gibi dallarla pek ilgileri olmuyor. Onlar paralarıyla her şeyi satın alabileceklerini zannediyor.  Türkiye onlar için ucuz bir tatil ülkesidir. Fakat kültür ve doğa güzellikler için ülkeleri ziyaret edenler hem eğitim seviyeleri hem de hayat standartları yüksel olan kişilerden oluşur. Bunun için Türkiye olarak turizm sezonumuzu geliştirmek, turizmi farklı coğrafyalara yayarak turizm gelirlerini arttırmak yoluyla turistin geleceği bölgeleri kalkındırmayı başarmalıyız.  Var olan potansiyeli ülkemize kazandırmak ve ülkemizi, insanımızı ve kültür değerlerimizi tanıtmak gayemiz olmalıdır. 

Önce bu doğal güzellikleri biz keşfetmeli sonra yabancılara pazarlamalıyız. Yıllardır haberlerde İstanbul Belgrat ormanlarında hafta sonu yaşanan piknik yoğunluğundan bahsederiz.  Fakat Belgrat ormanlarında doğa yürüyüşü yapanlardan haberimiz yok. Çünkü böyle bir aktiviteyi yapacak bir organizasyon yok. İşimiz gücümüz ızgara ve salıncakta sallanmak.  Biz tembel tembel yatarsak başlarını ellerindeki telefonlardan ayırmayan çocuklarımızın her birinin hasta olacağını unutmayalım.  Ülkemizin sahip olduğu güzellikleri ailece keşfedelim, sonra da bunu pazarlayarak bütün insanlığın hizmetine sunalım.
Dünya genelinde çok meşhur olan İpek Yolu, Barok Yolu, Manastırlar Yolu, Kelt Yolları, Mozart Yolu, Viking Yolları, Avrupa fiehirleri Keşif Yolu ile Amerika kıtasında İnka Trail, Torres del Paine, Rocky Mountains, Appalachain gibi rotalar meşhurken, Türkiye’nin dört bir yanından sizi heyecanlandıracak yürüyüş yolları ile tarihi, mimari, doğal güzellikleriyle tanışma zamanı. Kimi zaman antik kentleri ziyaret edecek, kimi zaman masmavi suların kenarında yürüyerek manzaraya dalacak, kimi zaman yemyeşil patikalardan geçecek kimi zaman eski uygarlıkların izini süreceksiniz. Frig Yolu’ndan Kaz Dağları Rotası’na; Çamlıhemşin Yayla Rotası’ndan Likya Yolu’na Türkiye’nin doğayla bütünleşen paha biçilemez yürüyüş rotaları bulunuyor. İsterseniz bulunduğunuz şehre yakın bir rotayı planlayarak ailece yürüyerek keşfetmeye başlayın.

Biz, Likya Yolu’nun ilk etabını tamamladık. Hedefimiz bitirmek ve ülkemizin diğer güzelliklerini keşfederek sağlıklı olmaya çalışmak... Sizi de bekleriz…

Bu yazı toplam 990 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar