Şeref Yıldız

Şeref Yıldız

Büyük makamlar, küçük insanlar

Hasbelkader bazı sivil toplum örgütlerinde üst düzey görevlerde bulundum ve halen bulunuyorum. Çok şükür istendiğim için geldiğim görevlerde bilgeliğine ve gün görmüşlüğüne inandığım bir ağabeyim göreve gelince aşağıda okuyacağımız tarihi uyarıları yaparak dikkat etmem gerekenlere vurgu yaptı. Ben de bu nasihatleri acı da olsa yöneticilik yapan arkadaşlarımızla paylaşarak aşağıdaki hastalıklara kapılmamaları konusunda naçizane tavsiyeleri ulaştırayım istedim.
 
Uzun yıllar STK’larda da yöneticilik yapmış olan ağabeyimiz, Başkanım, diyerek başladığı nasihatlerine “En tehlikeli insanlar, bazı makamlara gelmiş küçük insanlardır. Onlar başkalarının gücüyle elde ettikleri makamları kedi ekoları için araç olarak kullanırlar. Oysa “Mahkeme kadıya mülk değildir” sözünü unutma. Para alan, para aldığı yerden emir alır. Bunu hiç aklından çıkarma.
 
“Şerefü'l Mekân Bi'l Mekîn”
 
“Bir makamın şerefi, o makamda oturan kişiden gelir." görevden, makamdan şeref alınmaz, bilakis göreve ve makama saygınlık kazandırılır, ki makamın şerefi; mekânı tutandan gelir" Türk İslam kültürümde bu kıymetli söz levha olarak birçok makama özellikle asılırdı. Bunu zihnine kazıyarak hizmet et.
 
Kendini yükseklerde görme. Kendini beğenen ve hak etmediği makamı birileri vasıtasıyla ulaşanların 14 değişmez özelliği vardır ki bu bir hastalıktır, tıbben şu şekilde sıralanmıştır.
 
1. Yaptıkları şey takdire şayan olsun olmasın her an her saniye övülmek isterler.
 
2. İnsanlar onlar için merdivenin en tepesine çıkmak için kullandıkları bir basamaktan ibarettir.
 
3. Dün söylediği cümleler bugün söylediklerini tutmaz ki bunu kendilerinin de bilmesine rağmen bu tavrını sürdürmekten çekinmezler.
 
4. Konuşurken, yürürken bile kasılırlar; sanki küçük dünyaları ben yaptım havasındadırlar.
 
5. Güce sahip olduklarında hiçbir zaman yetinemez ve hep daha fazlasını isterler.
 
6. Aşırı hırslıdırlar, bu hırsları yüzünden en yakın olduğu insanlarla bile rekabete girişirler.
 
7. Sürekli bir şikâyet halindedirler, işler yolunda gitse dahi durduk yere bir sorun çıkarma eğilimindedirler.
 
8. Kendi aptallıklarını başkalarına yıkmaya çalışırlar, çünkü kendilerinin hata yapmayacak kadar mükemmel olduklarına inanırlar.
 
9. Tevazu gösterip yaptıklarını alttan aldığınızda daha fazla üzerinize çıkmaya çalışırlar.
 
10. En küçük bir kusurunuzu gördüklerinde bunu büyütüp dillendirmekten zevk alırlar.
 
11. İstisnasız her zaman kendilerinin haklı olduklarını iddia ederler.
 
12. Karşısındaki insanları küçümsemek için her yolu kullanırlar; ırkçılık, istismar, cinsiyetçilik yapmak onlar için normalleşmiştir.
 
13. Ne kadar güçlü olsalar da bir gün o gücü kaybetme korkusundan geceleri rahat uyuyamazlar.
 
14. Etrafındaki insanları aynı fabrikadan çıkmış gibi bir kalıba sokmak için her yolu denemeyi mubah görürler.
 
Ama bilmezler ki bir insan kendini ne kadar çok yüksekte görüyorsa aslında o kadar alçaktadır. Bu hastalıklı yaratıklar bir gün makam ve mevkilerin sonu olacağını, sırtlarına basarak çıktıkları insanları inişte karşılaşacaklarını unutmamalıdır. Yazımızı Kaptan-ı Derya Gazavât-ı Hayreddin Paşa’nın meşhur sözüyle son verelim. “Er kişi odur ki koya dünyada eder, esersiz kişinin yerinde yeller eser.“

Bu yazı toplam 2152 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar