Türkçe Söz Varlığı Ve Dil
Türkçe Söz Varlığı Ve Dil
Anadil olarak Türkçe, konuşulan dilin ötesinde bir anlam dünyasıdır. Türkçenin anlam dünyası ise söz varlığına hâkimiyetle mümkündür. Söz varlığımız deyimler, terimler ve atasözlerinden oluşmaktadır. Söz varlığı, dil ile kültür arasındaki geçişkenliği sağlamaktadır. Kültürlerin birbirlerine karşı üstünlükleri yoktur. Ancak farklı tarihsel ve toplumsal ilişkilere dayandıklarından anlam dünyaları da farklıdır. Bu nedenle Türkçe’nin anadil olduğu yani diğer dillerin Türkçe öğrenilmesinden sonra öğrenildiği durumlarda anlam dünyası da beraberinde gelişmektedir. Türkçe’nin sonradan öğrenildiği durumlarda konuşmak, her zaman anlamak değildir.
Anlam dünyasının ve bir kültür olarak Türkçenin anahtarı da söz varlığının zenginliğinde yatmaktadır. Söz varlığı kelime bilgisinin ötesine geçmeyi gerektirmektedir. Kelimelerin özgün kullanımları yeni anlamlar yarattığında dil zenginleşmektedir. Dillerin zenginliği kelimelerin kaç farklı bağlamda kullanıldığı, hangi eklerle hangi anlamların kazanıldığı ve neleri ima ettiğiyle yakından ilgilidir.
Dil ve kültür ilişkisi kelimelere yansıdığı gibi deyimler ve atasözlerine daha çok yansımaktadır. Örneğin Türk aile yapısında akrabalık bağları güçlü olduğundan akrabalık ile ilgili tanımlamalar çok zengindir. Kuzen deyip geçme yerine, amcaoğlu/kızı, teyzeoğlu/kızı, halaoğlu/kızı, dayıoğlu/kızı gibi uzun bir kelime haznesi kullanılmaktadır. Bazı kelimeler vardır ki; başka bir kültürde karşılığını bulmak kolay değildir. Örneğin “nasip” öyledir ve şanş ya da talihten farklı bir imaya sahiptir.
Heidegger’in dediği gibi “dil varlığın evi” ise her kültürün kullandığı ve anladığı dil birbirinden farklıdır. Örneğin ilk günahın ve insanın doğasının kötü olmasının önemli bir yer tuttuğu Hristiyan kültüründe iyilik gibi kavramları görürüz ama “sevap” gibi bir anlam dünyasıyla karşılaşamayız.
Deyimler söz konusu olduğunda diller arasında aralıklar daha da belirginleşir. Türkçede “otobüsü yakalarız” ama Almancada “otobüs alırız”. Deyimlerin birçoğu mecaz yoluyla kelime anlamından farklı bir içeriğe işaret eder. Örneğin “kan ağlamak” üzüntünün derinliğine işaret eder ama ne kanla ne de ağlamakla kelime anlamı olarak benzeşir. Bazı deyimlerin arkasında ise tarihsel bir anlatı bulunmaktadır. O anlatıya sahip değilseniz yalancının mumunun neden yatsıya kadar yandığını anlamak ve bu sözle kastedileni anlamlandırmak zordur. Hele “abuk sabuk” gibi anlamı olmayan ama bir araya geldiğinde anlam kazanan ikilemeleri, “solda sıfır” gibi tek tek düşünüldüğünden farklı anlam içeren söz topluluklarını, “aç acına” gibi kelimelere derinlik kazandıran anlamları dilin kültürel düzlemine nüfuz edemeyenlerin anlaması kolay değildir.
Atasözleri meselesi ise kültürel düzlemden antropolojik derinliğe geçmekle alakalıdır. Halen türkü dinleyen bir kesim kaldıysa dilin kültürel düzeyinden kopuşlar yavaş demektir. Milli Eğitim Bakanlığı uzun zamandır Yunus Emre Enstitüsü, Türk Dil Kurumu ve Maarif Vakfıyla birlikte Türkçenin söz varlığının ortaya çıkarılması için çalışmalar yapmaktadır. Özellikle yeni Türkçe sözlüğünün bir kültürel derleme olarak hazırlanması önem arz etmektedir.
Diasporalarda da dilin kültürel çıpasının ilk çıktığı yer, ilk kopuş deyimler ve atasözleri bağlamında yaşanmaktadır. Bu nedenle Eğitim Müşavirliği olarak varlığımızın yurdu olan dilimizin kültürel zenginliklerine dönük anadil dersleri alan öğrencilerimize dönük bir yarışma düzenledik. Bu yarışma ile bin civarında deyim ve atasözümüz üzerinden çocuklarımıza eğlenerek öğrenecekleri bir fırsat sunacağız. Kanton yarışmalarını yaz tatilinden önce, İsviçre çapındaki yarışmayı da yıl bitmeden önce gerçekleştirmiş olacağız.
Anadil derslerimizi daha zevkli ve heyecanlı hale getirmesini umut ettiğimiz yarışmaya Türkçe konuşan bütün çocuklarımızı bekliyoruz.
Not: Türkiye’de üniversite okumanın yolunu açan yabancı öğrenci sınavı yani TR-YÖS 1 başvuruları 3 Şubata kadar devam edecektir. Sınav yeterli başvuru olduğunda Bern’de de yapılacaktır. Ayrıca YTB tarafından Avrupa’dan gelerek Türkiye’de üniversite eğitimi alacak, Yüksek Lisans ya da Doktora yapacak öğrenciler için de başvurular 20 Şubata kadar devam etmektedir.



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.