Gurbetten Sılaya Gezi Rotaları – 10: Erzurum’dan Kars’a


Dadaşlar diyarına selamla başlıyoruz bu rotaya…
Yükseklerde serin bir hava, içten bir gülümseme ve vakur bir şehir karşılar sizi: Erzurum.
Serhat şehri… Yalnızca sınırda değil, kalpte de bir sınır gibi; vakarla süzülür tarihin ve maneviyatın izinden.

Bu şehre gelip de Nene Hatun’u ziyaret etmeden, Abdurrahman Gazi’ye bir Fatiha, üç İhlâs-ı Şerif okumadan, Taşhan’da gümüş ve oltu taşı takılara, tespihlere göz atmadan, Çifte Minareli Medrese’nin gölgesinde durup Erzurum Kalesi’ne ve Üç Kümbetler’e şöyle bir bakmadan geçmek olmaz.

Ve elbette Erzurum’un kadayıf dolması…
İçindeki cevizle tatlıya yakışan bir doygunluk verir damağa. Yanında mutlaka kıtlama çay.
Çayı kıtlama içmeyen, kendini Erzurum’a varmış saymasın.

Bir de çağ kebabı! Ateşin etle dansı gibi…
Sade ama gösterişli. Tortum Şelalesi’ne gitmeden önce mutlaka bu lezzetle tanışılmalı. Yol uzun, manzara nefes kesici ama midede bu kebabın hatırası varsa her viraj keyfe dönüşür.

Erzurum’un cami avluları birer meşrep kaynağıdır adeta. Yaşlı amcaların oturduğu taş sıralar, bastonlu yürüyüşler, dua fısıltıları, sabırla içilen çaylar… Bu şehir sabırlı ve sakin bir tebessümle uğurlar geleni.

Sonra yola düşülür. Karlar altında kalsa da sıcak bir kalbi vardır Kars’ın. Rayların izi, zamanın izi gibidir. İstasyon çevresindeki eski binalar, geçmişin ayak izleriyle dolu. Taş duvarlar, pencere pervazları, sokak araları… Her şey bir temaşa.

Sarıkamış Şehitliği’nde sessiz bir saygı duruşuna durur kalbiniz. Bir yer vardır, kelimeler eksik kalır. Burası orasıdır. Kafkas Cephesi Komutanlık Sarayı’na uğrayıp tarihin gömülü anılarını duyarsınız taş duvarlardan.

Katerina Sarayı’nın soğuk taşları geçmişten fısıldar.Görkemli ama sessiz bir yapı. Zamana direnirken zarafetiyle konuşur.

Kars’ta Hasan Harakani Hazretleri’nin kabri başlı başına bir huzur durağıdır. İnsan susar, kalp konuşur orada. Ellerini semaya açarsın… Belki ilk kez bu kadar içten bir “amin” dökülür dudaklardan.

Gecenin ayazında çay içilen kıraathaneler, buradaki soğukla başa çıkma yoludur.
Ama o çaylar sadece ısıtmaz, yolda oluşun hatırasına da sımsıcak bir iz bırakır.


Bu yol, Erzurum’dan Kars’a uzansa da aslında yüreğin merkezine kıvrılarak gider.
Tarihe, maneviyata ve Anadolu’nun direncine açılan bir pencere gibidir.

Her şehrin bir çehresi, her çehrenin bir hatırası olur. Bu rotada hem tarihle hem toprakla hem de kendinizle karşılaşırsınız.

Muhabbetle…

Turgut TUNÇ

Bu yazı toplam 746 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Turgut Tunç Arşivi