YÜREKLERİ BURKAN BİR AŞK HİKÂYESİ..

94fed316-dfb7-446d-9bb5-fe8608b637ab.jpeg

af2844dd-5bc6-4143-bb02-29cddb30a448.jpeg

Zaman zaman gazete arşivlerini tararım..
Eskiden gazete küpürlerini bile biriktirirdim..
Ama artık buna ihtiyaç kalmadı.. Zira internet ortamında her türlü bilgiye ulaşılıyor..
Bugün paylaşacağım bu hikâye zamanında haber olmuş ve hâli hazırda arşivlerde de görülebilen yaşanmış bir dram..
İçinde macera var, heyecan var, sevinç var, ama acı da var..
Neyse, daha fazla uzatmadan anlatmaya başlayalım..
Mariya ve Bedri 1959 yılında İtalya’nın Trieste limanında tanışırlar..
Mariya bir Hırvat kızı…
O zaman Yugoslavya henüz bölünmemiş..
Mariya'da şimdilerde ismi Hırvatistan olan ülkede doğmuş.. Rijeka şehrinde yaşamış..
Bedri ise gemilerde çalışan bir Türk denizcisi..
O yaz Bedri'nin çalıştığı İzmit isimli yük gemisi Trieste limanına demirlemiş ve aynı günlerde Mariya'da hafta sonu gezisi için oradaymış..
Limanda birbirlerini görmüşler ve ilk görüşte aşık olmuşlar..
Kanları çarçabuk kaynamış..
Biraz İngilizce, biraz İtalyanca, derken anlaşmışlar, birlikte şehri gezip dolaşmışlar..
Çok geçmeden ayrılık vakti gelmiş..
Tabi o tarihlerde telefon oldukça az, cep telefonu hele icât noktasında bile değil..
Bedri, Mariya'nın ev adresini alarak vedâlaşmış..
Mariya Rijeka’ya, Bedri'de gemisine dönmüş..
Aradan 3-4 ay geçmiş..
Bir gün Mariya'nın anneannesi evin kapısından Mariya'ya seslenmiş;
“Mariya buraya gel, bir adam seni soruyor..”
Mariya, kapıda Bedri'yi görünce hem şaşırmış hem de çok sevinmiş..
Bedri kararlı bir biçimde Mariya'ya, “hazırlan seni almaya geldim, Türkiye’ye gidiyoruz.” demiş..
O yaşlarda genç bir kız için çılgınlık gibi olsa da Mariya bu teklifi kabul etmiş..
Anneannesi “gitme kızım, bu adamın ne olduğunu bilmiyoruz, tanımıyoruz, belki evlidir, bilmeden, araştırmadan nereye gidiyorsun" diye korkutsa da Mariya dinlememiş..
Ve Mariya, İzmit gemisinin yağcısı Bedri'ye duyduğu sevgiyle yola koyulmuş..
Bedri'de gözünü karartarak Mariya'ya erkek kıyafetleri giydirmiş, başına da bir kasket takarak gizlice gemisine bindirip genç kızı saklamış..
Dikkat çekmeden de Mariya'ya yiyecek içecek götürüyormuş.. Hırvatistan’da gemilerin çok detaylı arandığı bir sınır bölgesi olan yere gelindiğinde ise
Bedri Mariya'nın yanına inip "ben gelene kadar sakın sesini çıkarma, iyi saklan" deyip tekrar yukarı çıkmış..
Kolay değil tabiki..
O an duyguları, heyecan, korku ve mutluluk arasında mekik dokuyor..
Ama işe bakın ki; gemi kontrol için durduğunda bir anda o bölgenin elektriği kesilmiş ve ilgili kişiler gemiyi üstünkörü arayabilmişler..
Bedri, hem sevinç, hem heyecanla karışık Mariya'nın yanına gidip olanları anlatmış ve iki genç birbirlerine sarılıp ağlamışlar..
Bedri'de Mariya'da o anın mucize olduğuna inanmışlar..
Daha sonra da Türkiye karasularına girdiklerinde yolculuğun zor kısmını atlattıklarını düşünmüşler, ancak öyle olmamış..
Mariya limanda yakalanmış.. Konu anlaşılınca da serbest bırakılmış..
O zamanlar birçok gazetede haberleri çıkmış..
Netice itibariyle, Mariya 1961 yılında Türk vatandaşlığını almış ve Bedri'yle evlenmişler..
Doğduğundan o ana kadar Mariya olan adı da "Meral" olmuş..
Bedri sonra denizciliği bırakmış, birkaç yıl İstanbul’da, birkaç yıl Bursa’da yaşamışlar..
Ardından daha iyi bir hayat ümidiyle Almanya’ya gitmeye karar vermişler..
1968 yılında önce Meral, ondan bir yıl sonra da Bedri, Berlin’e gitmiş.. Meral Bosch’ta, Bedri'de
Elektrolux fabrikasında çalışmış..
1970 yılında bir de kızları olmuş..
Yaşadıkları Berlin şehrinin hatırasına istinaden kızlarının ismimi "Berrin" koymuşlar.. 1970’in haziran ayında Bedri fabrikada bir iş kazası sonucu hayatını kaybetmiş..
Meral ise kucağında dört-beş aylık bebeğiyle yalnız kalmış..
Ama o an kararını vermiş ve Bedri'nin cenazesiyle birlikte Türkiye’ye dönmüş..
Ve bu dönüş, kesin dönüş olmuş..
Bu ani dönüşünü soranlara da,
“Bedri'nin mezarı neredeyse, ben de orada olmalıyım” demiş..
Birlikte sadece 11 yıl yaşasalar da sevdaları ömür boyu sürmüş..
Sevdiğiyle, kâh sevinç dolu, kâh acı dolu günler yaşayan ve Bedri'nin vefatından sonraki yaşamını evlâdına adayan Meral de, 2020 yılında hayata vedâ etmiş..
Böylece iki sevgili 50 yıl sonra da olsa birbirlerine kavuşmuşlar..
İşte böyle kıymetli dostlar; Yaşanmış ve de hüzünlü bir aşk hikâyesini sundum, sizlere..
Sevginin ne kadar önemli bir olgu olduğunu, seven bir insan için, sınırların, ülkelerin, hatta doğup büyüdüğü toprakların bile bir manâ ifade etmediğini, Meral'de Bedri'de ispat etmiş oldular..
Allah, ikisine de rahmet eylesin..

Bu yazı toplam 777 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sami Özey Arşivi