Son Kale Tehlikede: Kendimize Gelmeliyiz
Önceki gün Şanlıurfa’da, dün ise Kahramanmaraş’ta yaşanan okul cinayetlerini derin bir üzüntüyle takip ettik. Temennimiz, bu tür vahşi olayların bir daha yaşanmamasıdır. Ancak asıl sarsıcı olan, bu fiilleri gerçekleştirenlerin henüz çocuk sayılabilecek yaşlarda olmalarıdır.
Sormak zorundayız:
Ne oldu bu millete?
Ve her fırsatta “aziz millet” diye nitelendirdiğimiz toplumun çocukları bu noktaya nasıl geldi?
Henüz 14–15 yaşındaki gençlerin şiddetin birer aktörü hâline gelmesi, bireysel bir sorun değil; toplumsal bir alarmdır. Bu tabloyu sadece münferit olaylar olarak görmek, gerçeği görmezden gelmek olur.
Şiddetin Normalleşmesi
Bugün bir çocuğun en çok etkilendiği alanlardan biri ekranlardır. Diziler, filmler ve dijital içerikler…
Uzun zamandır şiddetin, entrikanın, kanın ve ahlaki yozlaşmanın sıradanlaştırıldığı bir medya ortamının içindeyiz. Bir zamanlar bu tür içerikler daha çok dış kaynaklıydı. Bugün ise bu durum adeta yerelleşti ve daha da yoğunlaştı.
Sözde tarih anlatıları, aksiyon adı altında sunulan şiddet sahneleri, gündüz kuşağı adı altında toplumun değerlerini aşındıran programlar…
Bütün bunlar sadece birer “eğlence unsuru” değildir.
Bu içerikler, özellikle gelişim çağındaki bireylerin zihin dünyasında iz bırakır. Şiddeti sıradanlaştırır, empatiyi zayıflatır ve insanî değerleri aşındırır.
Aile ve Toplumun Sorumluluğu
Elbette her şey medyayla açıklanamaz. Çocuk eğitimi önce ailede başlar.
Ancak aile yapısı zayıflamışsa, evin içinde şiddet varsa, iletişim kopmuşsa; o çocuktan sağlıklı bir birey olmasını beklemek gerçekçi değildir.
Toplumun en küçük yapı taşı olan aile sarsıldığında, sonuç tüm topluma yansır.
Denetim Mekanizmaları Nerede?
Türkiye’de yayınları denetlemekle görevli bir kurum var: RTÜK.
Yasal yetkileri, denetim gücü ve yaptırım imkânları bulunan bu kurumun varlığına rağmen; toplumu olumsuz etkileyen içeriklerin bu kadar yaygın olması ciddi bir çelişkidir.
Şiddeti, ahlaki çöküşü ve yozlaşmayı normalleştiren yayınlar devam ederken, sonrasında yaşanan olaylara sadece üzülmek yeterli değildir.
Sorunun kaynağına inilmeden, sonuçlarla mücadele etmek mümkün değildir.
Son Söz
Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, bir uyarıdır.
Ne sadece bireyi suçlayarak, ne de sadece sistemi eleştirerek bu sorun çözülebilir. Hep birlikte sorumluluk almak zorundayız.
Çünkü elimizde kalan son kale;
ailemiz, değerlerimiz ve çocuklarımızdır.
Bu kaleyi koruyamazsak, kaybedecek çok daha fazlası olacaktır.
Allah, milletimize feraset versin.
Kalplerimize merhamet ve sağduyu yerleştirsin.
Son kaleyi iyi koruyalım.



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.