Kanaatkârlık: Kanaatkârlık az ile Yetinmek Değil, Gönlü Zengin Kılmaktır.
Modern çağın en büyük hastalıklarından biri, “daha fazlasına sahip olursam mutlu olurum” düşüncesidir. İnsan, elindekine bakmadan sürekli başkasının sahip olduklarını görmekte; sahip oldukça doymamakta, doydukça daha fazlasını istemektedir. Oysa İslam, insanı tüketim hırsının kölesi olmaktan kurtaran yüce bir ahlak ilkesi öğretir.
Kanaat, tembellik değildir; çalışmadan oturmak hiç değildir. Kanaat, helalinden gayret ettikten sonra Allah’ın takdir ettiğine razı olmak, nimetin kıymetini bilmektir. Azı küçümsememek, çoğa kapılıp ahlakı kaybetmemektir.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
> “Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım.”
> *(İbrahim, 14/7)*
Demek ki nimetin artmasının yolu sadece daha çok kazanmak değil; eldekinin kıymetini bilmek, şükür ve kanaat sahibi olmaktır.
Bir başka ayette ise şöyle buyrulur:
> “Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın.”
> *(Hûd, 11/6)*
Bu ayet, mümine güven verir. Rızkın gerçek sahibinin Allah olduğunu bilen kişi, harama el uzatmaz, başkasının malına göz dikmez, hırsla kalbini karartmaz.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) de kanaatin gerçek zenginlik olduğunu şöyle ifade eder:
> “Zenginlik mal çokluğu ile değildir; asıl zenginlik gönül zenginliğidir.”
> *(Buhârî, Rikāk, 15; Müslim, Zekât, 120)*
Bugün nice insanın evi var ama huzuru yok; serveti var ama sevinci yok; imkânı var ama gönlü dardır. Çünkü eşya çoğaldıkça mutluluk artmaz. Kalp kanaatle huzur bulur.
Bir hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurur:
> “Allah’ın sana verdiğine kanaat et ki insanların en zengini olasın.”
> *(Tirmizî, Zühd, 35)*
İnsanların en zengini olmak için banka hesabının kabarması değil, kalbin tatmin olması gerekir.
*kanaat; paylaşmayı, israftan kaçınmayı ve helal kazanca razı olmayı beraberinde getirir.* Kanaatkâr insan cimri olmaz; aksine elindekini paylaşır. Çünkü bilir ki veren Allah’tır, eksilten de artıran da O’dur. Huzur ve mutluluk sadece tüketmekte değil; yardımlaşmakta, paylaşmakta ve kanaat göstermektedir.
Kanaatin zıddı tamahkârlıktır. Tamah ise insanı harama sürükler; rüşvete, hileye, kul hakkına ve kıskançlığa kapı açar. Nice aileler geçimsizlikten, nice dostluklar menfaatten, nice kalpler gösterişten yıkılmıştır.
Bugün bize düşen, çocuklarımıza daha çok eşya bırakmak değil; daha çok şükür öğretmektir. Sofrada nimete hürmeti, alışverişte ölçüyü, kazançta helali, yaşamda sadeliği öğretmektir.
Unutmayalım:
Kanaat eden fakir değildir.
Hırsa teslim olan ise zengin olsa da yoksuldur.
Rabbimiz bizleri helal kazanç peşinde koşan, nimetine şükreden, takdirine razı olan, gönlü zengin kullarından eylesin.
Âmin.



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.