İnsanı Kandıran Kendini Kandırır
Değerli okurlar,
Bir zamanlar küçük bir kasabada yaşayan bir tüccar vardı. Dışarıdan bakıldığında dürüst, güler yüzlü ve güvenilir biri gibi görünürdü. Ancak bu tüccarın gizli bir alışkanlığı vardı: Tartıda hile yapar, müşterilerine eksik mal verirdi. İlk zamanlar her hile yaptığında kalbi sıkışır, geceleri uykusu kaçardı. İçinde bir ses ona “Bu doğru değil” diye fısıldardı. Fakat zamanla o sesi bastırmayı öğrendi. “Herkes yapıyor”, “Zaman böyle” diyerek kendini avutmaya başladı. Günler geçti, vicdanının sesi azaldı, rahatsızlığı kayboldu. Artık yaptığı haksızlık ona sıradan geliyordu. Oysa fark etmediği şey şuydu: O, başkalarını kandırdığını zannederken aslında en çok kendisini kaybediyordu.
İnsanı kandıran, en önce kendi hakikatini örter. Günah da böyledir. İlk işlendiğinde kalpte bir sızı bırakır. O sızı, insanın hâlâ diri olduğunun işaretidir. Vicdanın sesi, aslında insanı koruyan ilahi bir uyarıdır. Ancak kişi bu sesi sürekli susturursa, zamanla o hassasiyet körelir. Günah sıradanlaşır, hata alışkanlığa dönüşür. Ve en tehlikelisi, insan artık yanlış yaptığını bile hissedemez hale gelir.
Bugün pek çok insanın yaşadığı en büyük kayıp da budur: Yanlışı normal görmek. Oysa kalbin katılaşması, bir anda değil; küçük tavizlerle, tekrar eden hatalarla olur. İnsan kendine söylediği her “bir şey olmaz” cümlesiyle aslında kendi iç dünyasından biraz daha uzaklaşır.
Peki çözüm nedir?
Öncelikle insan, o ilk rahatsızlık hissini bir nimet olarak görmelidir. Vicdan azabı, bir ceza değil; bir uyanıştır. Kişi kendisiyle baş başa kalmalı, yaptığıyla yüzleşmeli ve samimi bir şekilde pişmanlık duymalıdır. Çünkü samimi bir pişmanlık, kalbi yeniden diriltir.
İkinci olarak, hatayı küçümsememek gerekir. Küçük görülen yanlışlar, zamanla büyük bir karanlığa dönüşebilir. Bu yüzden insan, attığı her adımın farkında olmalı ve kendini sürekli muhasebeye çekmelidir.
Ve en önemlisi; dönüş kapısının her zaman açık olduğunu unutmamak gerekir. İnsan ne kadar uzaklaşmış olursa olsun, içten bir yönelişle yeniden doğru yola girebilir. Kalp, tekrar temizlenebilir; vicdan yeniden konuşabilir.
Sonuç olarak; insanı kandıran, aslında kendi kalbini susturandır. Ama o kalp tamamen susmaz, sadece bekler… Yeniden duyulmayı, yeniden hatırlanmayı bekler. Ve insan, o sesi tekrar dinlemeye başladığında, işte o an gerçek anlamda kendini bulur.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.