İyilik, Sessizdir Ama Bulaşıcıdır

Vaktiyle bir yaşlı adam varmış…

Her sabah gün doğmadan uyanır, elindeki eski süpürgeyle sokağın başını sessizce temizlermiş. Kimse ondan bunu istemezmiş. Ne bir maaşı varmış ne de bir beklentisi. Yaptığı iş, sadece “birinin yapması gerektiğine” inandığı içinmiş.

Mahalleli onu pek fark etmezmiş. Kimisi “boş işlerle uğraşıyor” dermiş, kimisi de “yaşlı işte” deyip geçermiş. O ise selam vermeden geçenlere bile içinden dua edermiş. Çünkü bilirmiş ki insan, çoğu zaman görmediğini incitir.

Bir gün, sokağın ortasında yere düşmüş bir cüzdan bulmuş. İçinde yüklü miktarda para, kartlar ve bir kimlik varmış. Etrafına bakmış; kimse yok. Cüzdanı alıp evine götürmek en kolayıymış. Ama yaşlı adam durmuş. Uzun uzun düşünmüş. Sonra cüzdanı alıp sahibinin adresine gitmiş.

Kapıyı genç bir adam açmış. Telaşlı, yüzü asık. Cüzdanı görünce sevinmiş, cebinden para uzatmış.
Yaşlı adam gülümsemiş:
“Evladım, insan bazen parayı değil, kendini kaybeder. Ben bugün sadece senin kendini bulmana yardım ettim.”

Ve arkasını dönüp gitmiş.

Belki süpürge tutmuyor elimiz, belki önümüze her gün kayıp cüzdanlar düşmüyor… Ama Hakk, her kulun önüne mutlaka bir imtihan bırakıyor.

Çünkü asıl terbiye, gözlerin değil; kalbin huzurunda verilir.

İnsan, dışını süslemekle değil, içini arındırmakla yol alır. Elini kirden, dilini incitmekten, kalbini kibirden temizleyemeyen; ne kadar doğru konuşsa da eksik kalır. Zira hakikat, ancak temiz bir kalpte yer bulur.

Peki, nasıl bir insan olmak gerekir?

– Evvela nefsini terbiye etmeyi bilen bir insan olmak gerekir.
Başkalarının kusurunu aramadan önce kendi aynasına bakabilen…

Hakkı üstün tutan, kendini değil; doğruyu merkeze alan bir insan olmak gerekir.
Çünkü haklı olmak değil, hakka teslim olmak esastır.

Merhameti elden bırakmayan bir gönül sahibi olmak gerekir.
Zira Yunus’un dediği gibi, “Yaradılanı severiz, Yaradan’dan ötürü.”

Azla yetinmeyi, çokla şımarmamayı bilen bir insan olmak gerekir.
Çünkü kanaat, kalbin zenginliğidir.

– Ve nihayetinde, her hâlini bir imtihan bilen bir insan olmak gerekir.
Şükürde de sabırda da “Ben” demeden durabilen…

Belki bu dünya bize bir şeyler kazandırır, belki de alır…
Ama maneviyat bize şunu öğretir:
Kazanan, çok alan değil; çok arınandır.

İnsan olmak, bir ömürlük yolculuktur.
Bu yolun menzili makam değil; hâldir.
Ve hâl, insanın Rabbine hangi yüzle döndüğüdür.

Bu yazı toplam 62 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Zafer Terkesli Arşivi