İsviçre’de tehlikeli erken normalleşme

Tüm dünyada insan sağlığını olağanüstü ve çok hızlı tehlikeye sokan bir dönemden geçiyoruz.  Ülkeler bu durumu çok uzun zamandır yaşamadıklarından, ekonomik ve teknolojik olarak hazır değiller. Ayrıca daha tam olarak tanıyamadıkları, araştırmaların sonucunu alamadıkları bir tehlikeyle karşı karşıyalar. Zamanla yarışılıyor. Her geçen gün yeni bilgiler keşfediliyor, o bilgilere göre yeni kararlar alınıyor, yeni iyileştirme yöntemleri saptanıyor. Tabii bu arada insanları kaybetmemek için çok hızlı hareket etmek gerektiğinden,  bu yeni metodların yan tesirleri, insanlara ne şekilde zarar vereceği de ikinci derecede kalıyor. Bana göre yaşamımızda, sağlıktan daha önemli bir unsur yok.  Sağlık olmadan, insanlar huzur içinde yaşayamadan, tüm sistemler çöker. Ancak bazı ülke idarecileri anlaşılan aynı düşüncede değil.  Bilindiği gibi, dünya sağlık örgütü ve birçok ülkeden övgü alan Türkiye, bu salgını en başından beri  cok doğru, sağlıklı ve yerinde kararlar vererek, organize bir şekilde idare etmeye başladı. Türkiye dışında dünyanın birçok ülkesi maalesef bu konuda sınıfta kaldı; zaten ülke nüfusuna göre vaka oranları da bunu gösteriyor. Türkiye ilk başlardan beri maske zorunluğunun ne kadar önemli olduğunu algılayarak, yasaklar getirdi.  Birçok ülke, Koronaya yakalanıp, hasta olup da belirti göstermeyen asemptomatik vakaların coğunlukta olduğunu kabul etmek istemedi. Doktorların büyük bir kısmı, sadece hasta kişilerin maske takmaları gerektiği yanlışını savunuyorlardı ve gerçekten cok uzaktılar. Ancak gerçek öyle ki, dünyada vaka sayılarının artması, hastalık belirtisi göstermeyen asemptomatik kişilerin bulaştırması nedeniyle gerçekleşmektedir. Hastalık belirtisi olan kişi zaten hasta olduğunu bilir ve etrafa karşı ona göre tedbir alır.

 

İsviçre hükümeti, vakaların arttığı Mayıs ayında, ülkede maske sıkıntısı yaşandığından ve kısa zamanda tedarik edilemediğinden, sadece hasta kişilerin maske takmaları gerektiğini, maskeyi yanlış kullananların virüsü daha kötü bulaştıracakları bahanesini öne sürdü.  Halbuki Türkiye hemen hemen hergün televizyonlarda bilim kurulu üyelerinden ve uzmanlardan oluşan açık oturumlar düzenleyerek, halkı sürekli güncel olarak bilgilendirdi ve maskenin nasıl kullanılacağını öğretti, kesinlikle «maskesiz sokağa çıkmayın, kapalı mekanlara maskeyle girin» öğütlerini verdi. Çünkü artık bu bir gerçek ki, burun ve ağızdan giren virüs, burun ve ağzın kapanmasıyla bulaşmayı engelleyecek.

 

Türkiye’de maske zorunluğu ve tedbirler halen ciddi bir şekilde devam ederken, İsviçre Haziran ayında tamamen normalleşmeye döndü. Çok büyük bir hata! Haziran ortasında İsviçre’de günde ortalama 14 yeni vaka görülürken, Haziran sonu bu sayı 74 e yükseldi, yani % 500 lük bir artış var. Halbuki akıllı davranan ve tedbirleri esirgemeyen Türkiye’de vaka sayısı Haziran ortalarında 900 cıvarında iken, Haziran ayı sonuna doğru 1300 e ulaştı, yani ortalama  % 30 bir artış gösterdi.

 

İsviçre de maalesef diğer batı ülkeleri gibi, ekonominin daha önemli olduğunu düşündüğünden, ya da seçmenlerin baskısı altında kaldığından çok erken normalleşmeye geçti. Korona salgını ülkeyi daha terketmeden, parklar, restoranlar, piknik yerleri, vapur seferleri, toplu taşıma araçları eskisi gibi maskesiz insanlarla doldu, mesafe kuralları çiğnendi. Okullarda aynı sınıf içerisinde öğrenciler derslere devam ediyor, sınıfta bir kişinin hasta olması, kapalı küçük bir mekanda hava akımıyla tüm sınıfa yayılması için yeterli bır ortam. Bence bütün bu normalleşmeler çok erken ve yanlış bir karar, çünkü bilim adamlarınca da kanıtlanmış bilinen bir gerçek var ve çok çabuk unutuluyor: Iki insan birbiriyle konuşurken, birkaç dakikada virüs bulaşıyor. Yanlış kararlar sonucu oluşturulan bu hızlı normalleşme maalesef vaka sayılarını artırmaya devam edecek.

 

Sosyal devlette insanların hasta olmadan sağlıklı yaşaması mı öncelikli, yoksa ekonominin sağlık pahasına olsa bile biran önce canlanması, ticaretin durmaması, para kazanma hırsının devam etmesi mi?  Sağlıklı olmayan bir toplum bu hedeflere nasıl ulaşacak?

Bu yazı toplam 9045 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum