İslamofobi değil, İslam düşmanlığı

Avrupa ülkelerinde İslam’a ve Müslümanlara yönelik korku, düşmanlık ve ırkçılığa varan söylem ve eylemler, günümüzde sıkça karşılaştığımız saldırılar vaka-i adiyeden bir hal aldı.  Fakat bu durumları tanımlamak için kullanılan "İslamofobi" tabiri yaşananları anlatmaya yetmiyor. Çünkü hadisenin boyutu "fobi' olmaktan çıktı ve açıkça düşmanlık seviyesine yükseldi. Batı bloğunun, komünizm sonrası yeni bir düşman oluşturma çabası neticesinde orta çıkan ve 11 Eylül saldırılarıyla da birlikte ayyuka yükselen bir durumdur bu. 11 Eylül öncesi gerçekleştirilen saldırılar önce yabancı düşmanlığı, daha sonra Türk düşmanlığına dönüşmüştü. Son olarak İslam düşmanlığı ile neticelenen bu olaylar sıradan vakalar haline gelmeye başladı.

Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı İzleme Merkezi (EUMC-European Monitoring Center on Racismand Xenophobia) tarafından yayınlanan “İslamofobi Raporu’nda  İslamofobi “Müslüman karşıtı ırkçılık” olarak tanımlanmaktadır. Raporda İslamofobinin, “toplumda söz sahibi kesimlerin politik, sosyal ve ekonomik güçlerini arttırmak, korumak veya yaymak için seçtikleri sahipsiz Müslümanları hedefe koyarak dışlamaların sonucu ortaya çıktığı belirtilmektedir. İslam adına yapılan bazı olumsuz olayları başta bütün siyasiler, buna paralel medya ve sözde uzmanların açıklamaları Müslümanlara veya İslamiyet'e mal etme gayretleri, Müslümanların gerçekte ne olduğundan ziyade ne olarak görünmeleri gerektiği gibi bir durum ortaya çıkarıldığına vurgu yapılıyor.  Terör örgütleri İslam'la alakaları olmamalarına rağmen ısrarla onları büyütüp besleyenlerin verdiği "İslam" isimi kullanıyorlar.  Bunun maksatsız olarak kullanıldığını sanmak ise aptallık olur.

Önceleri ırkçıların eylem ve söylemlerinde baş gösteren İslam düşmanlığı daha sonra merkez partilerin, hatta Yeşiller ve sol partilerin de hedefi haline geldi. Yani hangi parti İslam düşmanlığı söylemleriyle ortaya çıkıyorsa halkta karşılığını buluyor. Politikacılar, bazı Müslümanların yaptıkları herhangi bir hatayı İslam'a mal edecek kadar ileri gidiyorlar  Ortadoğu ülkelerinde sömürge zihniyetinin ortaya çıkardığı terör örgütlerinin İslam adına işledikleri cinayetleri bütün Müslümanları aynı kefeye koyarak tartan siyasiler ve Batı medyası, Müslümanlara dönük yapılan saldırıların dolaylı ortağıdır.  Maalesef İslam, terörle eş değer olarak adlandırılıyor.  Müslüman bir olay işlerse "İslam terörü" oluyor. Hıristiyan bir eylem yapınca "cinnet geçirdi" deniliyor ya da yaptığı şey adi bir suç olarak görülüyor. 

Terörizmle Müslümanlar arasında ilişki kurarak algıları şekillendirmek isteyenler, acaba yeryüzünde yaşanan terör olaylarının kaçta kaçı Müslümanlardan kaynaklanmaktadır ve neden sadece teröristler Müslüman topluluklardan olduklarında onların dini aidiyetleri vurgulanıyor, bunun cevabını vermemiler. Öyle ki son Viyana saldırısında bu saldırıyı kınayan Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi yayınladığı bildiride " Anschlag muslimischer Terroristen in Europa" ibaresini kullanıyor. İslam düşmanlığı öyle ince işlendi ki artık Müslümanlar bile "Müslüman terörist" diyebiliyor.

Geçmişte, marjinal grupların saldırısıyla başlayan İslam düşmanlığı artık her siyasi partinin radikal oyları alabilmeleri için vazgeçilmez bir program haline geldi. Bunun yayında devlet dairelerinde İslam düşmanlığı kurumsal bir hal aldı.

Antisemitizmin acı tecrübelerini hatırlayan toplumsal hafızanın yeni düşmanlıklar üretimine karşı duyarsız kalmayan aklıselim Avrupalılar, İslamofobinin yaygınlaşmaya başladığı 2000’li yılların başlarından itibaren başta Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı olmak üzere birçok uluslararası kuruluş tarafından onlarca kapsamlı rapor ve bildiri yayınlanmıştır.  32 Avrupa ülkelerinde Müslümanlara karşı girişilen kayda alınan saldırılar rapor olarak yayınlanıyor. Yayınlanan her raporda ise saldırıların her yıl artarak devam ettiğini gösteriyor. 

İsviçre'nin 'gfs bern' araştırma kuruluşu tarafından yapılan "Müslümanlara yapılan ayrımcılık" isimli kamuoyu araştırmasından da ilginç sonuçlar elde edildi. Buna göre İsviçre'de yaşayan 350 bin Müslüman'ın yüzde 82'isinin İsviçre'de ayrımcılığa maruz kaldığı belirlendi. “Irkçılığa karşı mücadelede devletin performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna cevap veren İsviçre'deki Müslümanların yüzde 74'ü, verilen mücadeleyi yetersiz bulduğunu ifade etti. "Müslüman/ İslam karşıtlığına karşı İsviçre ne kadar mücadele ediyor" soruna verilen cevaplarda yüzde 80 katılımcı, icraatın yetersiz olarak gördüğüne işaret etti.

Batının yetiştirdiği besleyip büyüttüğü bu terör örgütleri, İslam ülkelerinde katliam yaptıkları gibi Avrupa ülkelerinde de masum insanları öldürüyor. Terör mikrop gibidir.  Toplu mücadele edilmezse yayılır gider. İsmine "İslam" diyerek Müslümanların tamamını inciden ve dışlayan bu söylemlere, bir an önce son verilmeli ve dini, milliyeti olmayan teröre karşı hep birlikte mücadele etmenin yolları aranmalıdır.  Bizim dinimiz her türlü terörü dışlar ve kabul etmez. Biz, "Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir" kültürünün savunucuyuz. 

Bu yazı toplam 9612 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.