DÖRT ANADİLİ OLAN ÜLKE İSVİÇRE

Kimlik konusu günümüz sosyolojisinde öne çıkmış konuların içinde yer almaktadır. Çokkültürlülük, kültürel kimlikleri ile bireylerin birlikte yaşamasına olanak sağlayacak bir şekilde sürekli hale getirmenin yolu, haklar, özgürlükler ve sorumluluklar mihverinden hareket ederek anayasal vatandaşlık ve aynı zamanda bu vatandaşlık şeklini hayata geçirecek demokratik yönetimlerdir. İsviçre aslında çok kültürlü bir ülkedir.

İsviçre Devletinin kuruluş tarihi 1 Ağustos 1291’dir. Kuruluş günü olan, 1 Ağustos günü ülkede genelinde büyük bir coşkuyla kutlanır ve ülkenin en önemli resmî bayramıdır. Bu günde, bizim de yaşadığımız şehir olan Schaffhausen’de bulunan Avrupa’nın en büyük şelâlesi Reinfall Şelâlesi üzerinde havaî fişek gösterileri ile kutlanır.

İsviçre’nin güzelliği yalnızca coğrafyası ve temiz havasıyla sınırlı değildir. Bu ülkede hiçbir dilin diğer bir dile, hiçbir kavmin diğer bir kavme, hiçbir ırkın diğer bir ırka herhangi bir üstünlüğü yoktur. Ülkedeki yerli halklar tarafından konuşulan bütün Ana diller Devlet tarafından “Resmi Dil” olarak kabul edilmiştir. İsviçre’de ne kadar Resmi Dil konuşuluyorsa Devletinde o kadar Resmi Dili vardır. Tam 4 tane resmî dili olan ve ülkede konuşulan bütün anadillerin resmî dil statüsündedir.

Ülkedeki bütün resmî tabelalar ve trafik işaretleri, ülkede konuşulan dillerin hepsiyle birden yazılır. Bir şehirde, kasabada veya bir köyde yaşayan insanlar hangi dili konuşuyorsa, Oranın ismi de o dildedir. Bu durum ülkeyi bölmek bir yana, tam tersine, bölünme gibi tehlikelere karşı bir emniyettir. Hiç kimse kendisini bu toprakların asıl sahibi, diğerini de bir sığıntı, yabancı olarak görmez. Kimse de aslını inkâr edip kendisini başka bir kavme nispet etmeye zorlanmaz. Herkes kendisidir ve üst kimliği “İsviçreli” olmaktır.

Her türlü dini inanç ve vecibelerinizi özgürce yaşayabildiğiniz, her türlü siyasî ve ideolojik düşüncelerinizi özgürce ifade edip başkalarıyla paylaşabildiğiniz bir ülkedir İsviçre. Müslüman, Hristiyan, Yahudî, ya da Hindu olmanız, Alman, Fransız, İtalyan veya Romanş olmanız, size devlet ve millet önünde de hiçbir ayrıcalık kazandırmaz. Gerçek manada bir özgürlükler ülkesidir. Şiddet ve teröre başvurmadığı müddetçe, her türlü fikir ve ifade özgürlüğü sağlanmıştır. Ancak şiddet ve teröre karşı da aynı şekilde tahammülsüz olmasını da anlayışla karşılıyorum. Çünkü şiddet ve terör, bir hak arama yolu değildir, bir mücadele yöntemi de değildir. Toplumların başına musallat olan, sonu olmayan çirkef bir olaydır.

Bu yazım vesileyle, bütün okuyucularıma barış, huzur ve esenlikler dolu bir yaz tatili diliyorum.

Bu yazı toplam 14860 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
6 Yorum
İbrahim Taş Arşivi