Yeni Araştırma, İsviçre’de Erkeklik ve Toplumsal Cinsiyet Algılarını İnceledi

Yeni Araştırma, İsviçre’de Erkeklik ve Toplumsal Cinsiyet Algılarını İnceledi

Zürih Üniversitesi’nin araştırması, özellikle genç erkekler arasında otoriter erkeklik anlayışının güç kazandığını ortaya koydu. Uzmanlar, sosyal medyadaki “manosphere” içeriklerine dikkat çekiyor.

ZÜRİH – Zürih Üniversitesi ile İsviçre merkezli erkek örgütü männer.ch tarafından yürütülen yeni bir araştırma, İsviçre’de erkeklik algısına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

Araştırmaya göre, İsviçre’de erkeklerin yaklaşık yüzde 20’si kadınlara karşı üstünlük kurmayı meşru gören, duyguların bastırılmasını savunan ve şiddeti kabul edilebilir bir yöntem olarak değerlendiren “kısıtlayıcı ve baskın erkeklik” anlayışına yakın görüşler taşıyor.

Araştırma kapsamında 6 binden fazla kişiyle görüşüldü.

Özellikle 18 ila 24 yaş arasındaki genç erkeklerde bu eğilimin daha belirgin olduğu görüldü. Çalışmaya göre bu yaş grubundaki erkeklerin yüzde 31’i, araştırmacıların “yüksek risk grubu” olarak tanımladığı kategoride yer alıyor.

Sosyal medyanın etkisi büyüyor

Araştırmada, sosyal medya platformlarında kadın karşıtı söylemler, geleneksel cinsiyet rolleri ve erkek üstünlüğü temalı içeriklerin paylaşıldığı “manosphere” olarak adlandırılan dijital ağların etkisine de dikkat çekildi.

Verilere göre, Almanca konuşulan İsviçre’de yaşayan genç erkeklerin yüzde 41’i bu tür içerikleri düzenli olarak takip ettiğini belirtti.

Araştırmanın ortak yazarlarından ve männer.ch Eş Başkanı Markus Theunert, sonuçların bekledikleri yönde olduğunu ifade ederek, “Bu tür düşünceler özellikle ekonomik ve sosyal fırsatların sınırlı olduğu ortamlarda daha kolay karşılık buluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Theunert’e göre, düşük eğitim seviyesi, ekonomik belirsizlikler, gelecek kaygısı ve rol model eksikliği, genç erkeklerin bu tür içeriklere yönelmesinde etkili oluyor.

“Erkeklik konusunda çelişkili mesajlar veriliyor”

Uzmanlar, genç erkeklerin bir yandan güçlü ve kararlı olmalarının beklendiğini, diğer yandan ise duygusal ve empatik davranmaları gerektiği yönünde mesajlar aldığını belirtiyor.

Markus Theunert, bu çelişkili beklentilerin bazı gençleri daha net ve katı erkeklik tanımları sunan çevrim içi topluluklara yönlendirdiğini söyledi.

“Erkek olmanın tek bir kalıbı yok” diyen Theunert, sağlıklı erkeklik modellerinin görünür hâle getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Çözüm: Daha fazla rol model ve baba katılımı

Araştırmada, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için erken yaşta farkındalık çalışmalarının artırılması öneriliyor.

Uzmanlar, çocukların ve gençlerin günlük yaşamlarında daha fazla olumlu erkek rol modeliyle karşılaşmasının önemine dikkat çekiyor.

Bu kapsamda, babaların çocukların yaşamına daha aktif katılım göstermesi ve okullarda daha fazla erkek öğretmenin görev alması tavsiye ediliyor.

Araştırmacılar, erkeklik kavramının güç, baskı ve duyguları gizleme üzerinden değil; sorumluluk, empati ve karşılıklı saygı temelinde yeniden tanımlanması gerektiğini belirtiyor.

Bu haber toplam 271 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.