Suat Şahin’den Helal Et Yasağı Tartışmasına Tepki: “Peki Sırada Ne Var?”
İsviçre Türk Toplumu Genel Başkanı Suat Şahin, SVP’li Ulusal Meclis Üyesi Nina Fehr Düsel’in dinî usulle kesilen hayvanlardan elde edilen etlerin ithalatının yasaklanmasına yönelik girişimini eleştirdi.
ZÜRİH – İsviçre Türk Toplumu Genel Başkanı Suat Şahin, kaleme aldığı “Bugün Başörtüsü, Yarın Helal Et… Peki Sırada Ne Var?” başlıklı köşe yazısında, İsviçre’de Müslümanların dinî yaşamını ilgilendiren yasak tartışmalarına tepki gösterdi.
Şahin, kısa süre önce okullarda başörtüsü yasağının tartışıldığını hatırlatarak, şimdi de Zürihli SVP Ulusal Meclis Üyesi Nina Fehr Düsel’in uyuşturulmadan dinî usulle kesilen hayvanlardan elde edilen etlerin İsviçre’ye ithalatının yasaklanmasını gündeme taşıdığına dikkati çekti.
Yaşanan gelişmeler karşısında “Bugün başörtüsü, yarın helal et… Peki sırada ne var?” sorusunu yönelten Şahin, dinî özgürlüklerin sürekli yeni yasaklarla karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
“Hayvan refahı önemlidir ancak din özgürlüğü de korunmalıdır”
Hayvan refahının önemli olduğunu ve konunun bilimsel, hukuki ve etik yönleriyle tartışılabileceğini belirten Şahin, buna karşın insanların inançlarının gereğini yerine getirme özgürlüğünün göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
İsviçre’de hayvanların önceden uyuşturulmadan kesilmesinin uzun yıllardır yasak olduğunu hatırlatan Şahin, Müslüman ve Yahudi toplumlarının dinî ihtiyaçlarını karşılayabilmesi amacıyla belirli koşullar altında helal ve koşer et ithalatına izin verildiğini kaydetti.
Şahin, bu imkânın da ortadan kaldırılmasının yalnızca bir et ithalatı meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, olası bir yasağın din ve vicdan özgürlüğü üzerindeki sonuçlarının ciddi biçimde ele alınmasını istedi.
“Türkler ve Müslümanlar İsviçre toplumunun parçasıdır”
İsviçre’nin farklı dinlerin, kültürlerin ve yaşam biçimlerinin hukuk devleti çatısı altında birlikte yaşayabilmesi sayesinde güçlü olduğunu vurgulayan Şahin, Türklerin ve Müslümanların da İsviçre toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Şahin, “Biz Türkler ve Müslümanlar İsviçre toplumunun bir parçasıyız. Burada çalışıyor, üretiyor, vergi ödüyor, çocuklarımızı yetiştiriyor ve bu ülkenin geleceğine katkıda bulunuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
İnsanların inançlarının temel gereklerini özgürce yaşayabilmesinin bir ayrıcalık talebi olmadığını belirten Şahin, bunun eşit vatandaşlık ve temel haklar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
“Siyasetin görevi yeni ayrışmalar üretmek değildir”
Başörtüsü ve helal et üzerinden yürütülen tartışmaların toplumdaki farklı kesimleri karşı karşıya getiren bir zemine dönüşmemesi gerektiğini kaydeden Şahin, siyasete de sorumluluk çağrısında bulundu.
Şahin, “Siyasetin görevi yeni ayrışmalar üretmek değil, birlikte yaşamanın hukukunu güçlendirmektir.” ifadelerini kullandı.
İsviçre’de yaşayan insanların inançları, kıyafetleri veya sofralarındaki tercihleri nedeniyle kendilerini baskı altında hissetmemesi gerektiğini belirten Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Özgürlük yalnızca çoğunluğun özgürlüğü değildir. İsviçre, yasakların değil, özgürlüklerin güvencesi olmaya devam etmelidir.”
Bu haber toplam 1147 defa okunmuştur





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.