Schweizerhalle Felaketinin Üzerinden 40 Yıl Geçti: Yangının Nedeni Hâlâ Tartışılıyor
İsviçre tarihinin en büyük kimyasal çevre felaketlerinden biri olan Schweizerhalle yangını, Ren Nehri’ndeki canlı yaşamını yüzlerce kilometre boyunca yok etti.
BASEL – İsviçre’nin yakın tarihine damga vuran Schweizerhalle kimya felaketinin üzerinden 40 yıl geçti. Basel-Landschaft Kantonu’na bağlı Pratteln’de, dönemin kimya şirketi Sandoz’a ait depoda 1 Kasım 1986 gecesi çıkan yangın, Ren Nehri’nde büyük bir çevre felaketine yol açtı.
Gece yarısından kısa süre sonra başlayan yangın sırasında depoda yaklaşık 1.350 ton kimyasal madde bulunuyordu. Alevlerin üzerinde yaklaşık 60 metre yüksekliğinde yoğun bir duman sütunu oluştu. Bölgedeki sirenler çaldı, keskin kimyasal kokusu Basel ve çevresindeki yerleşim yerlerine kadar yayıldı.
Yangın söndürme çalışmaları sabah saat 05.00’e kadar devam etti. Yangında can kaybı yaşanmadı ancak bazı kişiler solunum yollarındaki tahriş nedeniyle tedavi altına alındı.
Ren’e 20 bin metreküp kirli su aktı
Yangının en ağır sonuçları Ren Nehri’nde görüldü. Federal Çevre Dairesine göre, pestisitler, yabani ot ilaçları ve cıva bileşikleriyle kirlenmiş yaklaşık 20 bin metreküp söndürme suyu Ren’e karıştı.
Suya karışan zehirli kimyasal miktarının farklı hesaplamalara göre 15 ila 40 ton arasında olduğu tahmin ediliyor. Böylece bazı çevirilerde yer alan “20 milyon ton zehirli atık” ifadesinin doğru olmadığı anlaşılıyor.
Kimyasallarla birlikte nehre karışan zararsız kırmızı boya, Ren’in rengini kan kırmızısına çevirdi. Zehirli dalga ise nehirdeki balıklar ve diğer küçük canlılar üzerinde yıkıcı etki oluşturdu.
Schweizerhalle’den yaklaşık 400 kilometre uzaklıktaki Almanya’nın Koblenz kentine kadar neredeyse bütün yılan balığı nüfusu yok oldu. Mainz yakınlarında bile ölü alabalık ve diğer balık türlerine rastlandı. İçme suyu alımı Hollanda’ya kadar geçici olarak durduruldu.
Bölge daha büyük bir faciadan kıl payı kurtuldu
Yanan deponun yakınında çok daha tehlikeli maddelerin bulunduğu başka depolar da vardı. Bunlardan birinde, Birinci Dünya Savaşı’nda kimyasal silah olarak kullanılan ve akciğer dokusunu ağır şekilde tahrip edebilen fosgen gazı bulunuyordu.
Yakındaki başka bir bölümde ise suyla temas ettiğinde şiddetli tepki veren sodyum depolanıyordu. Yangının bu alanlara sıçramaması, olası bir kitlesel felaketi önledi.
Halk yeterince bilgilendirilmedi
Felaketin ilk saatlerinde yetkililer ile şirket arasında sağlıklı bir iletişim kurulamaması, halk arasındaki endişeyi daha da artırdı. Bölgedeki radyo yayınlarında olay başlangıçta sıradan bir yangın gibi duyuruldu ve normal yayın akışı sürdürüldü.
Dönemin Basel-Stadt Hükümet Başkanı Hans-Rudolf Striebel’in çocukların her zamanki gibi okula gidebileceğini açıklaması büyük tepki çekti. Yetkililer daha sonra uyarı ve bilgilendirme sistemlerinin gerektiği gibi çalışmadığını kabul etti.
Sandoz’un da olayın boyutunu başlangıçta küçümsediği eleştirileri yapıldı. Şirketin yaşananları “olay” yerine “felaket” olarak tanımlaması haftalar sürdü.
Ölü yılan balıkları sahneye atıldı
Felaketin ardından Basel’de binlerce kişinin katıldığı protestolar düzenlendi. Halk, kimya şirketlerinden ve yetkililerden daha fazla şeffaflık ve çevre güvenliği talep etti.
Sandoz yöneticileriyle yetkililerin katıldığı bir toplantıda ortam gerildi. Protestocuların sahneye Ren Nehri’nde ölen yılan balıklarını attığı bildirildi.
NZZ’nin felaketin 40. yılı dolayısıyla hazırladığı dosyada, Schweizerhalle yangınının yalnızca çevre politikasını değil, halkın sanayi kuruluşlarına ve resmî kurumlara duyduğu güveni de kökten değiştirdiği vurgulandı.
Güvenlik sistemi baştan aşağı değişti
Felaketin ardından Sandoz güvenlik önlemlerine büyük yatırımlar yaptı, tazminatlar ödedi ve çevre projelerini destekleyen bir vakfa kaynak aktardı.
İsviçre ile Almanya’nın Baden-Württemberg eyaleti, Ren Nehri’ndeki kirlenmeyi sürekli takip etmek amacıyla ortak bir izleme istasyonu kurdu. Nehir suyunun olası kimyasal maddeler açısından düzenli olarak kontrol edilmesine başlandı.
Schweizerhalle felaketi, İsviçre’de Tehlikeli Olaylar Yönetmeliği’nin hazırlanmasına da temel oluşturdu. Yönetmelikle tehlikeli maddeleri kullanan şirketlerin, denetim makamlarının ve ulaşım altyapısı işletmecilerinin sorumlulukları yeniden düzenlendi.
Ren’i yeniden canlandırmak amacıyla “Ren 2000” programı başlatıldı. Balık geçitleri yapıldı, su kalitesi artırıldı ve somonların yeniden nehre dönmesi için çalışmalar yürütüldü. Günümüzde Ren, Basel’de yaz aylarında halkın yüzdüğü ve serinlediği bir nehir hâline geldi.
Toprak 11 metre derinliğe kadar temizlendi
Yangının çıktığı bölgede kapsamlı bir toprak temizleme çalışması gerçekleştirildi. Kirlenmiş zemin 11 metre derinliğe kadar kazıldı ve yaklaşık 46 bin ton toprak çıkarıldı.
Alan daha sonra beton bir tabakayla kapatıldı. Yeraltı suyu günümüzde de düzenli olarak pompalanıyor ve kontrol ediliyor. Federal yetkililere göre bölgede düşük miktarda Oxadixyl adlı tarım ilacına rastlanmaya devam edilse de içme suyu kaynaklarının tehlikede olmadığı belirtiliyor.
Resmî açıklama: Prusya mavisi tutuştu
Yangının kesin çıkış nedeni hiçbir zaman tartışmasız biçimde belirlenemedi. Resmî soruşturmada en güçlü ihtimal olarak “Prusya mavisi” olarak bilinen pigment gösterildi.
Bu teoriye göre, Prusya mavisi içeren kâğıt torbalar plastikle sarılırken kullanılan propan gazlı brülör pigmenti aşırı ısıttı. Başlangıçta fark edilmeyen için için yanma, saatler sonra büyük yangına dönüştü.
Elektrik arızası, sigara yasağının ihlal edilmesi ve kimyasalların yanlış depolanması gibi diğer olasılıkların soruşturma sırasında elendiği açıklandı. Zürih Şehir Polisi Bilimsel Araştırma Biriminin daha sonra yaptığı incelemeler de Prusya mavisi teorisini en muhtemel açıklama olarak değerlendirdi.
Stasi sabotajı iddiası
Yangına ilişkin alternatif teoriler ise yıllar boyunca gündemde kaldı. Alman ZDF televizyonu 2000 yılında, olayın Doğu Almanya’nın gizli servisi Stasi tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğine dair iddiaları gündeme getirdi.
Eski CIA yetkilisi Vincent Cannistraro, Sovyetler Birliği’nin aynı yıl yaşanan Çernobil nükleer felaketinden dikkati uzaklaştırmak amacıyla Avrupa’daki kimya tesislerine yönelik sabotajlara destek verdiğini ileri sürdü.
İsviçre makamları ise dışarıdan müdahale ve sabotaj ihtimalinin araştırıldığını ancak bu iddiayı destekleyen hiçbir kanıt bulunamadığını açıkladı.
Depoda havai fişekler mi vardı?
2017 yılında ortaya atılan başka bir iddia ise yanan depoda havai fişeklerin saklandığı yönündeydi. Basler Zeitung’un arşiv belgeleri ve eski çalışanların ifadelerine dayandırdığı habere göre, Sandoz itfaiye yöneticisi için düzenlenecek veda etkinliğinde kullanılmak üzere depoya havai fişekler getirilmiş olabileceği öne sürüldü.
Bazı tanıkların yangın gecesi patlama ve tıslama sesleri duyduklarını söylemesi bu iddiayı güçlendirdi. Depoda ayrıca kolayca tutuşabilen Raney nikeli içeren kimyasal atıkların bulunduğu da ileri sürüldü.
İddiaların odağındaki eski şirket yöneticisi ise havai fişeklerin depoda bulunduğu suçlamasını kesin bir dille reddetti.
Dosya kapandı, şüpheler bitmedi
Bugün resmî kayıtlarda yangının en muhtemel nedeni, Prusya mavisi pigmentinin ambalajlama çalışması sırasında aşırı ısınarak tutuşması olarak kabul ediliyor.
Ancak felaketin üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen sabotaj, havai fişek ve kimyasal atık teorileri tamamen ortadan kalkmış değil. Soruşturma dosyası kapatılmış olsa da Schweizerhalle yangınının gerçek nedeni hakkındaki tartışmalar devam ediyor.
Bu haber toplam 174 defa okunmuştur





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.