Ölüme çeyrek kala

Sanatı, felsefeyi, müzik dinlemeyi, okumayı, gezmeyi, çocuklarımla vakit geçirmeyi ve öğrenmeyi çok seven çocuk ruhlu birisi olduğunu anlatan yazar Işıl Alagöz son olarak Ölüme Çeyrek Kala dedi..

   HABER/RÖPORTAJ: Cemil Baysal

 

AARGAU- "Fünf geniale Geschichten für dich" başlığı ile 2013 yılında Almanya'da yayınlanan kitaplarından sonra, uzun yıllar kaleme dökmek istediği ''Ölüme Çeyrek Kala'' adlı eserini yılbaşında piyasaya sunan Işıl-Elif Alagöz, kitabın içeriği ve gelecek planlarını Post'a anlattı.

 

Baden'de ikamet eden 1979 Üsküdar doğumlu evli 3 çocuk annesi, asıl mesleği bankacılık olan Işıl Alagöz, ekonomi yüksek lisansını tamamladıktan sonra kendisini farklı dalda geliştirmeyi amaçlayarak, psikolojik danışman - yaşam koçu olmuş.

 

Sanatı, felsefeyi, müzik dinlemeyi, okumayı, gezmeyi, çocuklarımla vakit geçirmeyi ve öğrenmeyi çok seven çocuk ruhlu birisi olduğunu anlatan yazar Işıl Alagöz, ''Mamafih ilk eserim kız kardeşime ve çocuklarıma ithaf ettiğim bir çocuk kitabı oldu.

 

Kız kardeşime küçüklüğünde anlattığım beş eğitici kısa hikayeler içeren kitap "fünf geniale Geschichten für dich" baslığı ile 2013 yılında Almanya'da yayınlandı. Fakat asıl yıllardır kaleme dökmeği arzuladığım eser yılbaşında piyasaya sunulan "Ölüme Çeyrek Kala" idi.'' dedi.

 

Kitabın başlığını niçin "Ölüme Çeyrek Kala" seçtiniz ve çıkış amacı neydi? sorusuna ise Işıl hanım şöyle açıklık getirdi:

Kitabın ismine eser bittiğinde karar verdim. Kitabın amacı ölümü her an göz önünde tutarak motivasyonu arttırmak. Yani ölmeden ölümü tadıp, yeniden dirilişi anlatmaya çalıştım. Dolayısıyla en fazla hangi başlık ilgi çeker ve okuru bir içsel yolculuğa çıkaran kitabımın içeriğini tam kelimesiyle tarif eder diye düşünürken, "Ölüme Çeyrek Kala" yı uygun gördüm.

 

Maalesef şu ana kadar tespit ettiğim bir gerçek var ki, en mutlu insanlar ölümden dönenlerdir. Ölümden dönen veya bir kısa vadede öleceğini bilen bir insanın hayatı başka bir anlam kazanmış oluyor. İşte tam bu anlam kavramını yapay ölüm anını hipnoz tekniği ile canlandırarak karşı tarafa aksettirmek istiyorum.

 

Çünkü bütün insanlığı kuşatan en temel fobiyi temsil eden ölümü hatırlayan insan için, dünya tasaları, üzüntüsü ve kederleri gerçekten hafif ve basit geleceği aşikârdır.

Bila istisna hepimizin temel korkusudur ölüm anı. Her insan farklı nedenlerden dolayı korkuyor ölümden. Bazıları yaşadıklarından dolayı, kimileri yasattıklarından dolayı, diğerleri ise yaşayamadıklarından dolayı. Bunların gerçek anlamda farkına varmak için o anı bir bir canlandırmak mecburiyetindeyiz, çünkü biz bir kaç kez ölmüyoruz.

 

Ancak amaç ölümü tadıp yeniden dirilmekten ziyade özkeşif yolculuğuna çıkmaktır.

Kitabın ilk bölümünde ölüme en yakından nüfuz ederken, ikinci bölümde üç çeşit psikolojik testler ile kendi şahsiyetimize, tabiatımıza ve istidatlarımıza en derinden temas ederek farkındalığı keşfediyoruz. Bunu özel geliştirilmiş sorulara yanıt vererek, içimizdekilerini, zihnin alt yapımızı ve öz ana yasalarımızı ve kâmil manada vakıf olduğumuz özelliklerimizi görsel hale getirerek, yani resim çizerek gerçekleştiriyoruz. Nihayetinde testleri veya daha doğrusu çizilen resimleri açıklıyor ve yorumluyoruz.

 

Üçüncü kısım ise 41 çeşit gerçeğe dayanan kısa hayat öyküleri kapsıyor, ki bunlar meşhur kişilerin başarı öyküleri değil, benim gibi herhangi sokaktaki insanların hikayeleridir.

 

Kitabınızda 41 adet gerçek hayat hikâyesine yer veriyorsunuz. Son hikâyeyi ise okura bırakıyorsunuz. Okurdan ne gibi dönüş alıyorsunuz?

Evet kitabın son sayfasını boş bıraktım. İşte o sayfa da okuyanın bütün egzersizleri uyguladıktan sonra kendi hayatının özeti yer alacaktır. Okuyan kendi hikayesini mail yolu ile bizimle paylaşabilir ve böylece başka insanlara nasihat verme veya hayat felsefesini paylaşma imkânına sahip olur. Fakat daha önemlisi, okuyanın duygularını kağıda dökmesi, geçmişine küsmesine engel olduğunu ve yazdıklarını bir kaç ay sonra okuyunca duygularının değiştiğine şahit olmasıdır. Bence, yazmak, içindekilerini kâğıt kalem ile paylaşarak görselliğe kavuşturmak bir psikoloğa başvurmakla eşdeğerdir. Yazınca kendinizle yüzleşirken aynı zamanda her şeyi içinize değil, kâğıda atmış (aktarmış) oluyorsunuz. Bu egzersizin bu kadar yoğun ilgi göreceğini tahmin etmemiştim açıkçası. Çok sayıda geri dönüş oldu. Şu anki projem ilk etapta gönderilen hayat hikayelerin aralarında en etkileyici olanları kitabın ikinci serisinde paylaşmak.

isilkitap1.jpgkitap1-(1).jpg

 

 

 

 

Bu haber toplam 3802 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.