Kriminolog Ahmed Ajil: “Suçu Yalnızca Yabancılara Yüklemek Sorunu Çözmüyor”
Irak’tan çocuk yaşta İsviçre’ye gelen kriminolog Ahmed Ajil, göç, erkeklik, şiddet ve suç tartışmalarındaki önyargılara karşı bilimsel verilerle mücadele ediyor.
BERN – Kriminolog Ahmed Ajil; erkek, göçmen ve Müslüman kimliği nedeniyle özellikle yabancıların işlediği suçlar ve terörizm konularındaki açıklamalarının ardından sık sık önyargılı yorumlarla karşılaşıyor.
Kriminoloji alanında doktora yapan, Federal Polis Dairesinde suç analisti olarak çalışan ve halen Luzern Üniversitesinde terörle mücadele ile radikalleşme süreçleri üzerine araştırmalar yürüten Ajil, kendisine yöneltilen eleştirileri artık bir zayıflık değil, toplumsal tartışmalara katkı sağlayabilecek bir güç olarak görüyor.
Watson’dan Aylin Erol’la konuşan Ajil, Mart 2026’dan bu yana Afgan kökenli sosyal hizmet uzmanı Kambez Nuri ile birlikte hazırladığı “keshmesh” adlı podcast’te göç, erkeklik, güç, şiddet ve aidiyet meselelerini ele aldığını anlattı.
“Beni gizli İslamcı olarak görenler var”
Ajil, yabancıların işlediği suçlar veya terörizm hakkında medyaya konuştuğunda bazı kişilerin kendisini objektif olmamakla suçladığını söyledi.
“Birçok kişi için ben uyuyan bir ajan veya gizli bir İslamcıyım” diyen Ajil, akademik geçmişinin ve mesleki deneyiminin bazı eleştirmenler açısından hiçbir önem taşımadığını belirtti.
Uzun süre göçmen ve Müslüman kimliğini mesleki açıdan bir dezavantaj olarak gördüğünü ifade eden Ajil, artık kişisel deneyimleri ile bilimsel bilgisini bir araya getirerek kamuoyundaki tartışmalara farklı bir bakış açısı sunmayı amaçlıyor.
Podcast fikri aşırı sağcı söylemlerin ardından doğdu
Ajil’in podcast hazırlama düşüncesi, aşırı sağcı Junge Tat grubunun kurucularından Tobias Lingg’in 25 Mart 2025’te İsviçreli sosyal medya yayıncısı Baba Uslender’in programına katılmasının ardından ortaya çıktı.
Lingg’in program boyunca “suçlu yabancılar” söylemini rahatlıkla dile getirdiğini belirten Ajil, bu iddialara yeterince güçlü ve bilimsel bir karşılık verilmediğini düşündüğünü söyledi.
Bu durumun kendisini rahatsız ettiğini anlatan Ajil, İsviçre’deki göç tartışmalarında eleştirel, göçmen kökenli ve alanında yetkin bir ses olmaya karar verdiğini belirtti.
Ajil, bu amaçla männer.ch çatısı altında birlikte çalıştığı Kambez Nuri ile “keshmesh” podcast’ini kurdu. Nuri, “Oh Boy” adlı merkezin eş yöneticiliğini yürütüyor ve gençlerle erkeklik ile şiddet arasındaki ilişki üzerine çalışmalar gerçekleştiriyor.
Podcast’in ilk bölümü 26 Mart 2026’da yayımlandı. İkili, programlarında göç, güç ilişkileri, erkeklik anlayışı ve toplumsal dışlanma gibi birbiriyle bağlantılı konuları ele alıyor.
“Göçmenlerin büyük çoğunluğu yasalara uyuyor”
Ajil, suç istatistiklerinin bağlamından koparılarak değerlendirilmesine karşı çıkıyor. Polis kayıtlarında yabancı olarak yer alan kişilerin yaklaşık yüzde 30’unun İsviçre’de kalıcı ikametinin bulunmadığını, yüzde 7’sinin ise sığınma sürecindeki kişilerden oluştuğunu belirtiyor.
İhbar davranışları ve etnik profile dayalı polis kontrollerinin de istatistikleri etkileyebileceğini savunan Ajil, yabancı olarak algılanan kişilerin daha sık ihbar edilebildiğini ifade ediyor.
Suç oranları değerlendirilirken yaş ve cinsiyet dağılımının da dikkate alınması gerektiğini belirten Ajil, genç erkeklerin istatistiksel olarak suça daha sık karıştığını, İsviçre’deki yabancı nüfus içerisinde de genç erkeklerin orantısal olarak daha fazla bulunduğunu söylüyor.
Ajil, “İsviçre’de yaşayan göçmenlerin büyük çoğunluğu yasalara uyuyor. Tıpkı İsviçre vatandaşlarının büyük çoğunluğu gibi” ifadelerini kullanıyor.
Üç yaşında Irak’tan İsviçre’ye geldi
Ahmed Ajil, 1993 yılında üç yaşındayken ailesiyle birlikte Irak’tan İsviçre’ye kaçtı. Aargau’da anaokuluna başladığında Almanca bilmediğini ve diğer çocukların bu nedenle kendisiyle alay ettiğini anlatıyor.
Çocukluk döneminde yaşadıklarının ırkçılık olduğunu anlayamadığını belirten Ajil, büyüdükçe dışlanmamak için toplumdaki güçlü ve baskın erkek imajına uyum sağlamaya çalıştığını söyledi.
Aşırı alkol tükettiğini, kas yapmaya çalıştığını, riskli sporlara yöneldiğini ve zaman zaman cinsiyetçi veya homofobik ifadeler kullandığını açıkça anlatan Ajil, ilk kız arkadaşına karşı da kıskanç ve kontrolcü davrandığını kabul ediyor.
Ajil’e göre güçlü ve baskın erkek rolü, gençlik yıllarında dışlanmaya karşı bir savunma mekanizması haline geldi. “Bu rolü oynadığım sürece kimse beni dışlamaya cesaret edemedi” diyen Ajil, zehirli erkekliğin göç deneyimi yaşayan bazı gençler için bir başa çıkma yöntemi olarak kullanılabileceğini ifade ediyor.
“Şiddeti yalnızca din ve kültürle açıklamak yanlış”
Ajil, çocukluğundaki erkeklik anlayışının babasından da etkilendiğini belirtiyor. Ailenin reisi olan babasının eşinden ve çocuklarından kusursuz davranmalarını beklediğini, öfkelendiğinde hakaret edebildiğini ve zaman zaman fiziksel şiddete başvurduğunu anlatıyor.
Ancak şiddetin ve baskıcı erkekliğin yalnızca din veya kültür üzerinden açıklanmasına karşı çıkıyor. Babasının dindar olmadığını söyleyen Ajil, dinî veya kültürel gerekçelerin ataerkil hâkimiyeti ve kontrol etme isteğini meşrulaştırmak için kullanılabildiğini belirtiyor.
Kendi gençlik dönemindeki erkeklik anlayışının İsviçreli arkadaşlarının düşüncelerinden çok farklı olmadığını dile getiren Ajil, “İster İsviçreli ister göçmen olsun, hepimiz gerçek bir erkeğin güçlü, baskın ve cesur olması gerektiğine inanıyorduk” diyor.
Ajil, Zürih Üniversitesi ile männer.ch tarafından yürütülen temsili bir araştırmaya işaret ederek İsviçre’deki 18-24 yaş arası erkeklerin yüzde 31’inin erkeklik konusunda baskıcı ve kısıtlayıcı düşüncelere sahip olduğunu belirtiyor.
“Asıl ortak unsur erkeklik”
Ajil’e göre şiddet ve suçla etkili şekilde mücadele edebilmek için meselenin yalnızca göçmen kökeni üzerinden değerlendirilmemesi gerekiyor.
Suç ve şiddet istatistiklerinde en belirgin ortak unsurun erkek cinsiyeti olduğunu savunan Ajil, toplumun ve özellikle erkeklerin kendi erkeklik anlayışlarıyla yüzleşmesi gerektiğini söylüyor.
“Her şeyi yabancılara yüklemek daha kolay. O zaman kendiniz hiçbir şey yapmak zorunda kalmazsınız” diyen Ajil, göçmenleri tek başına sorumlu tutan yaklaşımın şiddetin temel nedenlerini görünmez hale getirdiğini belirtiyor.
“Bu erkeklik anlayışı bana da zarar verdi”
Gençlik yıllarında güçlü erkek görüntüsünü korumaya çalışmanın kendisini yorduğunu anlatan Ajil, zamanla bu erkeklik anlayışının yalnızca çevresindeki insanlara değil, kendisine de zarar verdiğini fark ettiğini söyledi.
Bu değişimin tek bir olayla gerçekleşmediğini belirten Ajil, düşüncelerinin uzun bir süreç içerisinde dönüşmeye başladığını ifade etti.
Erkeklik konusu bu nedenle “keshmesh” podcast’inde göç deneyimleri kadar önemli bir yer tutuyor. Ajil ve Nuri, programda bilimsel verileri kişisel deneyimleriyle bir araya getiriyor.
Podcast ayda 15 bin kez dinleniyor
“Keshmesh” podcast’i ayda yaklaşık 15 bin kez dinleniyor. Özellikle göçmen kökenli İsviçreliler, programın yorum bölümünde Ajil ve Nuri’ye teşekkür mesajları gönderiyor.
Ajil, gençlik döneminde kendisine benzer deneyimler yaşayan kişilerin hazırladığı böyle bir programa ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Keşke ben de gençken böyle bir podcast dinleyebilseydim” dedi.
Bilim insanı kimliğiyle kişisel deneyimlerini bir araya getirmesinin bazı çevreler tarafından bilimsel mesafeden uzaklaşmak şeklinde yorumlanabileceğini kabul eden Ajil, dinleyicilerinin ise tam da bu nedenle kendisini göç, suç ve erkeklik meselelerini konuşabilecek doğru kişilerden biri olarak gördüğünü ifade ediyor.
Bu haber toplam 301 defa okunmuştur





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.