İsviçre’de Şirket Tasfiye Ağı İddiası: Üç Kişi Yaklaşık 80 İflasla Bağlantılı

İsviçre’de Şirket Tasfiye Ağı İddiası: Üç Kişi Yaklaşık 80 İflasla Bağlantılı

Son altı yılda yaklaşık 80 şirketin yönetiminde görülen üç kişinin, borçlu işletmeleri devralarak iflasa sürükleyen organize bir yapının parçası olduğu ileri sürüldü.

ZÜRİH – İsviçre’de borçlu şirketlerin belirli kişiler tarafından devralındıktan kısa süre sonra iflas ettirildiği öne sürülen bir yapılanma gündeme geldi.

Schweizheute’de gazeteci Henry Habegger imzasıyla yayımlanan ve ticaret sicili kayıtlarının incelenmesine dayandırılan araştırmaya göre üç kişinin adı, son altı yılda toplam 80’e yakın şirket iflasında geçiyor. Kişilerden birinin yaklaşık 40, diğerlerinin ise 25 ve 15 şirketle bağlantılı olduğu belirtildi.

Haberde söz konusu kişiler, borçlu işletmeleri ücret karşılığında devralan ve daha sonra iflas sürecinde resmî muhatap hâline gelen “şirket tasfiyecileri” olarak tanımlandı.

Şirket önce devrediliyor, ardından iflas ediyor

İleri sürülen yönteme göre borçları artan veya hukuki sorunlarla karşılaşan şirketin eski sahipleri, hisselerini bu kişilere devrederek yönetimden çekiliyor.

Devir işleminin ardından şirketin adı ve kayıtlı merkezi değiştiriliyor. Bazı durumlarda şirket hesaplarının boşaltıldığı, araç ve makineler gibi varlıkların ortadan kaybolduğu öne sürülüyor.

Yeni yönetici, alacaklıların ve yetkili makamların taleplerine yanıt vermediğinde iflas işlemleri başlatılıyor. Şirkette değerlendirilebilecek mal varlığı bulunamaması hâlinde süreç “varlık yetersizliği” gerekçesiyle kapatılıyor. Böylece tedarikçiler, çalışanlar, sigorta kuruluşları ve emeklilik fonları alacaklarını tahsil edemiyor.

SRF Investigativ’in daha önce yaptığı araştırmada da “Firmenbestatter” olarak adlandırılan bu kişilerin, borçlu şirketleri ücret karşılığında devralarak eski sahipleri alacaklıların doğrudan muhatabı olmaktan çıkardıkları ortaya konmuştu.

İnşaat sektörü ilk sırada

Araştırmaya konu şirketlerin büyük bölümü inşaat ve inşaatla bağlantılı sektörlerde faaliyet gösteriyor.

İflas eden işletmeler arasında demir, cephe, iskele, boya, sıva, zemin kaplama, elektrik ve bina teknikleri alanında çalışan firmaların bulunduğu aktarıldı. Taşımacılık, otomotiv, temizlik, restoran, büfe, kuaför, güzellik ve danışmanlık şirketlerinin de aynı yöntemle el değiştirdiği öne sürüldü.

Bazı şirketlerin kayıt dışı çalışma ve sahte fatura iddialarıyla bağlantılı olduğu ifade edildi.

Eski şirket iflas ederken yenisi kuruluyor

Haberde, şirketlerini devreden bazı kişilerin kısa süre içerisinde benzer isimlerle yeni işletmeler kurdukları örneklere de yer verildi.

Zürih bölgesindeki bir boya ve sıva şirketinin Mayıs 2026’da devredildiği, adının değiştirilerek merkezinin başka bir adrese taşındığı belirtildi. Şirketin Suva ve bir emeklilik fonuna beş haneli borçlarının bulunduğu ve daha sonra iflas sürecine girdiği aktarıldı.

Eski sahibinin ise önceki şirket iflas etmeden kısa süre önce, benzer isim taşıyan ve 50 bin frank sermayeye sahip yeni bir anonim şirket kurduğu bildirildi.

Bir başka olayda, zemin kaplama sektöründeki bir şirketin 20 bin franklık hisselerinin devredildikten birkaç ay sonra iflas ettiği belirtildi. Eski sahibinin aynı dönemde benzer isimle 100 bin frank sermayeli yeni bir şirket kurduğu; sermayenin bir bölümünün BMW marka bir araç dâhil ayni varlıklardan oluştuğu öne sürüldü.

Aynı danışmanlar ve adresler tekrarlandı

Ticaret sicili kayıtlarının incelenmesinde, iflas eden şirketlerin önemli bir bölümünün Zürih bölgesindeki aynı adreslere taşındığı ileri sürüldü. Bu adreslerden bazılarının aynı mali müşavir veya danışman tarafından kontrol edildiği iddia edildi.

Haberde, şirket devirleri sırasında noter, avukat ve danışmanların da rol aldığı; bazı uzmanların bu tür işlemlerle yıllardır bağlantılı olduğu öne sürüldü.

Yeni paravan şirket düzenlemelerinin aşılması amacıyla, şirket sermayesinin artık tek işlem yerine iki aşamada devralındığı da iddialar arasında yer aldı.

“Cami bağlantısı” adres ve mülk sahipliğine dayanıyor

Araştırmada “cami bağlantısı” olarak nitelendirilen ilişkinin, şirketlerin kayıtlı adresleri ve bazı taşınmazların mülkiyeti üzerinden kurulduğu görülüyor.

İflas eden şirketlerden bazılarının merkezlerinin, aynı zamanda Arnavut toplumuna ait bir caminin bulunduğu mülkün adresine taşındığı belirtildi. Söz konusu taşınmazın sahibi olduğu bildirilen kişinin aynı zamanda şirket devirlerinde adı geçen bir mali danışman olduğu öne sürüldü.

Başka bir şirket adresinin de Bern Seeland bölgesinde bir caminin bulunduğu taşınmazla bağlantılı olduğu aktarıldı.

Ancak haberde camilerin yönetimlerinin iflas işlemlerine veya şirket devirlerine doğrudan katıldığına ilişkin somut bir bulgu sunulmadı. Söz konusu bağlantı, şirket kayıtlarında yer alan adresler, danışmanlık ilişkileri ve mülk sahipliği üzerinden kuruldu.

Yargı kararı bulunmayan iddialar

Araştırmada adı geçen kişilerin kimlikleri kamuoyuyla paylaşılmadı. İddiaların büyük bölümü ticaret sicili kayıtları ile şirketlerin devir ve iflas süreçlerindeki benzerliklere dayanıyor.

Yaklaşık 80 şirketle kurulan bağlantıların tamamına ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunduğuna dair bilgi verilmedi. Bu nedenle söz konusu kişiler hakkındaki iddialar, yargı makamlarınca kesin hükme bağlanmadığı sürece suçun sabit olduğu anlamına gelmiyor.

Bu haber toplam 460 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.