Dietikon’da 800 kişilik iftar: İTT’den birlik mesajı, sandığa katılım çağrısı

Dietikon’da 800 kişilik iftar: İTT’den birlik mesajı, sandığa katılım çağrısı

İsviçre Türk Toplumu’nun (İTT) çatı kuruluşları, federasyon ve dernek yöneticilerini; vatandaşları, müşavirleri ve sivil toplum temsilcilerini aynı sofrada buluşturduğu geniş kapsamlı iftar programında, diaspora dayanışması ve toplumsal birlik vurgusu öne

DİETİKON / ZÜRİH – İsviçre Türk Toplumu (İTT) tarafından, çatı kuruluşumuz bünyesinde faaliyet gösteren federasyon ve dernek yöneticileri ile vatandaşlarımızın ve yabancı misafirlerin katılımıyla yaklaşık 800 kişilik geniş kapsamlı bir iftar programı gerçekleştirildi. 1 Mart 2026 tarihinde Zürih / Dietikon’da düzenlenen buluşmaya, İsviçre’de faaliyet gösteren çok sayıda sivil toplum örgütü başkanı, müşavirler ve yaklaşık 800 vatandaşımız katıldı.

Program kapsamında; Ev sahibi İTT Başkanı Suat Şahin, Türkiye Cumhuriyeti Bern Büyükelçisi Şebnem İncesu, Türkiye Cumhuriyeti Zürih Başkonsolosu Fazlı Çorman ve Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da yer aldı. Ramazan’ın manevî atmosferinde gerçekleşen organizasyon, İsviçre Türk toplumunun birlik ve beraberlik tablosunu ortaya koydu.

İTT Başkanı Suat Şahin: “Bu sofra kardeşliğin sofrasıdır”

İTT Başkanı Suat Şahin, konuşmasında Ramazan’ın birleştirici gücüne dikkat çekerek, iftar sofrasının yalnızca bir yemek organizasyonu değil; aynı zamanda kardeşlik, dayanışma ve gönül birliği anlamına geldiğini vurguladı.

Şahin, İsviçre’de yaşayan Türk toplumunun farklı görüşlere sahip olsa da ortak değerlerde buluşabildiğini belirterek, federasyonlar, dernekler ve sivil toplum kuruluşlarının bu birlikteliğin en önemli yapı taşları olduğunu ifade etti. Türkiye’nin yalnızca bir coğrafya olmadığını, nerede bir Türk yüreği atıyorsa oranın da Türkiye’nin bir parçası olduğunu dile getiren Şahin, diasporanın hem bulunduğu ülkeye katkı sunmasının hem de kimliğini korumasının önemine değindi.

Seçime katılım çağrısı

Programda öne çıkan başlıklardan biri de seçimlere katılım oldu. Suat Şahin, oy kullanma hakkı bulunan vatandaşların demokratik süreçlere aktif katılım göstermesi gerektiğini belirterek, oy pusulalarının zamanında doldurulup postaya verilmesinin önemine dikkat çekti. Özellikle gençlerin siyasette ve toplumsal temsilde daha fazla yer almasının gerekliliğini vurguladı.

Başkonsolos Fazlı Çorman: “Bir arada olmak kıymetlidir”

Türkiye Cumhuriyeti Zürih Başkonsolosu Fazlı Çorman, Ramazan ayının manevî ikliminde vatandaşlarla aynı sofrada buluşmanın kendileri için büyük anlam taşıdığını ifade etti. Çorman, farklı düşüncelere rağmen toplumun bir arada olabilmesinin kıymetli olduğunu belirterek, Ramazan’ın sağlık, huzur ve bereket getirmesi temennisinde bulundu.

Büyükelçi Şebnem İncesu’dan gençlere mesaj

Türkiye Cumhuriyeti Bern Büyükelçisi Şebnem İncesu, özellikle gençlerin teknolojiyi ve iletişim imkânlarını daha etkin kullanmasının önemine işaret ederek, birlik ve dayanışma duygusunun güçlenmesi gerektiğini ifade etti.

whatsapp-image-2026-03-01-at-23-45-47.jpeg

Süleyman Soylu: “Ramazan bir medeniyet iklimidir”

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise konuşmasında: “Ramazan ayındayız. Çocukların ‘Anne, baba ezan okunuyor’ diyerek sofraya çağırdığı, ailelerin aynı masa etrafında toplandığı, komşunun halinin gözetildiği bir medeniyet iklimindeyiz. Hepimiz bir medeniyetin mensuplarıyız. Ramazan bir ibadet ayı olduğu kadar bir medeniyet ayıdır.

İstanbul’da iftar topunun atılmasını beklemek, davulcunun geçişini duymak, sofraya birlikte oturmak… Bunların hepsi bizim medeniyetimizin parçasıdır. O sofrada anne nedir, baba nedir, dede nedir, hala nedir; çocuklar bunları öğrenir. Ramazan, sadece aç kalmak değildir; Ramazan bir birlik halidir.

Bu medeniyet sadece Anadolu’ya ait değildir. Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Kırgızistan’dan Özbekistan’a, Türkmenistan’dan Azerbaycan’a, Afganistan’dan İran’a, Irak’tan Suriye’ye kadar geniş bir coğrafyada aynı manevi iklimi paylaşırız. Ramazan bizi bir araya getirir.

Sizler burada, memleketinizden binlerce kilometre uzakta, kimliğinizi, kültürünüzü ve değerlerinizi muhafaza ederek yaşıyorsunuz. Bu kolay değildir. Farklı bir toplumun içinde hem uyum sağlamak hem de kendi kimliğini korumak büyük bir sorumluluktur. Bunu başardığınız için sizlere gönülden teşekkür ediyorum.

Dünya büyük bir değişimden geçiyor. Küresel dengeler kayıyor. Uzun yıllar üretimin büyük kısmını elinde tutan ülkelerin payı düşüyor. Yeni güç merkezleri ortaya çıkıyor. Borç dengeleri değişiyor. Demografik yapılar değişiyor. Avrupa yaşlanıyor. Türkiye’nin yaş ortalaması daha genç. Bu çok önemli bir avantajdır.

Bugün dünya ekonomik olarak da siyasi olarak da yeni bir döneme giriyor. Enerji politikaları değişiyor. Sanayi dönüşüyor. Teknoloji dönüşüyor. Bu dönüşümün içinde Türkiye istikametini kaybetmeden yoluna devam ediyor.

Son çeyrek asırda Türkiye çok büyük sınamalardan geçti. Darbeler, vesayet girişimleri, terörle mücadele, 15 Temmuz, bölgesel krizler, büyük depremler… Ama Türkiye istikametini kaybetmedi.

15 Temmuz gecesini hepiniz gördünüz. Millet iradesine sahip çıktı. Bu millet devletine sahip çıktı. Bu millet bayrağına sahip çıktı. O gece gençler sokağa çıktı. Kimse ‘ne olacak’ demedi. Herkes sorumluluk aldı. Bu, bu milletin mayasında vardır.

Türkiye, sadece kendi sınırları içinde bir ülke değildir. Etrafındaki coğrafyaya karşı da sorumluluğu vardır. Biz Suriye’de bir işgal niyetiyle bulunmadık. Okullar yaptık, hastaneler yaptık, güvenliği sağladık, insanların evlerine dönebilmeleri için zemin hazırladık. Türkiye’nin anlayışı budur.

Dünya bugün borç kriziyle karşı karşıya. Amerika’nın borcu trilyonlar seviyesinde. Avrupa ciddi ekonomik baskı altında. Küresel sistemin kendisi sorgulanıyor. Böyle bir dönemde güçlü devlet, güçlü liderlik ve istikrarlı bir yön şarttır.

Bizim için mesele günlük siyasi hesap değildir. Mesele gelecek nesillere nasıl bir ülke bırakacağımızdır. Bölünmüş, zayıf bir ülke mi bırakacağız; yoksa güçlü, kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye mi?

Sizler burada Avrupa’da yaşıyorsunuz. Çocuklarınız burada büyüyor. Ama kimliğinizi koruyorsunuz. İnancınızı koruyorsunuz. Değerlerinizi koruyorsunuz. Bu çok kıymetlidir. Avrupa’nın da genç nüfusa ihtiyacı var. Çalışkanlığa ihtiyacı var. Üretime ihtiyacı var. Sizler katkı sunuyorsunuz.

Ama bir şeyi unutmamalıyız: Türkiye sadece bir coğrafya değildir. Türkiye bir inançtır. Türkiye bir kader birliğidir. Türkiye bir iddiadır. Bu iddiayı birlikte taşıyoruz.

Farklı düşüncelere sahip olabiliriz. Ama memleket söz konusu olduğunda ortak bir yerde durabilmeliyiz. Çünkü dünya sertleşiyor. Güç dengeleri yeniden kuruluyor. Böyle bir dönemde güçlü bir Türkiye herkes için güven demektir.

Ramazan bu birlik ruhunu güçlendirsin. Aramıza fitne sokmak isteyenlere fırsat vermesin. Devletimizi güçlü, milletimizi aziz kılsın.

fotogaleri-001.jpg

Bu haber toplam 1226 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.