Çocukların Ruh Sağlığındaki Sorunların Tek Nedeni Akıllı Telefonlar Değil
Çocuk ve gençlerde artan ruhsal sorunların nedeni olarak akıllı telefonlar, sosyal medya, aşırı koruyucu ebeveynler ve başarı baskısı gösteriliyor.
ZÜRİH – Çocuk ve genç psikiyatri servislerindeki yoğunluk artarken öğretmenler de davranış sorunları yaşayan öğrenci sayısının çoğaldığını bildiriyor. Bu gelişmenin nedenleri konusunda ise farklı görüşler bulunuyor.
Tartışmaların merkezinde akıllı telefonlar, sosyal medya kullanımı, aşırı koruyucu aile yapısı, okul baskısı ve çocukların giderek daha fazla yetişkin kontrolü altında büyümesi yer alıyor.
Schweizheute.ch tarafından yayımlanan haberde görüşlerine yer verilen İsviçreli uzmanlar, çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik sorunları yalnızca akıllı telefonlara veya tek bir toplumsal etkene bağlamanın yanlış olacağını belirtiyor.
“Telefonu kaldırınca sorun çözülmüyor”
Amerikalı sosyal psikolog Jonathan Haidt, “Kaygılı Nesil” adlı kitabında gençlerin yaşadığı psikolojik krizin başlıca nedenleri arasında akıllı telefonlar ile sosyal medya platformlarını gösteriyor. Haidt’in görüşlerinin ardından birçok ülkede çocuk ve gençlerin sosyal medya kullanımına sınırlama getirilmesi tartışılmaya başlandı.
Psikolog Peter Gray ise bu görüşe karşı çıkarak asıl sorunun akıllı telefonlar olmadığını savunuyor. Gray’e göre çocuklar yetişkinler tarafından gereğinden fazla kontrol ediliyor, her türlü riskten korunuyor ve katı okul sistemleri içerisinde büyütülüyor. Bu durum çocukların sorun çözme ve bağımsız hareket etme becerilerini zayıflatıyor.
İsviçreli çocuk ve gençlik psikoloğu Philipp Ramming, sorunu tek bir etkene bağlamanın doğru olmadığını vurguluyor. Eğitim bilimci Margrit Stamm da dijital medya, aşırı koruyucu ebeveynlik, stresli aile hayatı, toplumsal baskı ve karamsar gelecek beklentilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Uzmanlara göre “Telefonu kaldırınca sorun çözülür” şeklindeki yaklaşım, çocukların karşı karşıya bulunduğu karmaşık şartları açıklamakta yetersiz kalıyor.
Gençlerin yüzde 15 ila 20’si ciddi sorun yaşıyor
Philipp Ramming, psikolojik şikâyetlerin hemen klinik bir hastalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Gençlerin yaklaşık yüzde 15 ila 20’sinin ciddi ruhsal sorun yaşadığını belirten Ramming, tartışmalarda geri kalan çoğunluğun gözden kaçırıldığını ifade ediyor.
Ramming’e göre yalnızca sorun yaşayan gençlere odaklanmak yerine, yaklaşık yüzde 80’lik kesimin kendisini korumayı nasıl başardığının da araştırılması gerekiyor.
Akıllı telefon neden değil, belirti olabilir
Uzmanlar, akıllı telefonlar ile sosyal medyanın çocukların yaşamını önemli ölçüde değiştirdiğini ve ilave bir yük oluşturabileceğini kabul ediyor.
Zürihli gelişimsel pediatri uzmanı Oskar Jenni, çocukların ilk 18 ila 24 ay içerisinde dijital araçları hiç kullanmaması gerektiğini savunuyor. Jenni ayrıca çocukların yaklaşık 13 veya 14 yaşına kadar sosyal medya platformlarından korunmasını öneriyor.
Bununla birlikte yüksek ekran süresinin her zaman sorunun kaynağı olmadığına dikkat çekiliyor. Özellikle küçük çocuklarda yoğun ekran kullanımı, aile içerisinde yaşanan stresin ve ebeveynlerin tükenmişliğinin bir belirtisi olabiliyor.
Yoğun günlük yaşamın altında ezilen anne ve babalar, tablet veya telefonu kolay ulaşılabilen bir çocuk bakıcısı gibi kullanabiliyor. Bu durumda cihazın kendisinden çok, aile düzenindeki sorunların değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Kusursuz ebeveynlik baskısı aileleri zorluyor
Margrit Stamm, sosyal medyada paylaşılan ebeveynlik önerileri, iletişim grupları ve çocuk yetiştirme rehberlerinin anne ve babaların kendilerine duydukları güveni azaltabileceğini belirtiyor.
Çocuk yetiştirirken hata yapmama düşüncesinin ebeveynler üzerinde büyük baskı oluşturduğunu kaydeden uzmanlar, çocukların kusursuz anne ve babalara ihtiyaç duymadığını vurguluyor.
Oskar Jenni, çocukların sanıldığından daha dayanıklı olduğunu belirterek aile içerisindeki anlaşmazlık ve hataların hayatın doğal bir parçası olduğunu ifade ediyor. Önemli olanın çocuğa sıcak, güvenilir ve istikrarlı bir aile ortamı sunulması olduğu kaydediliyor.
Çocukların her sorunu çözülmemeli
Uzmanlara göre anne ve babalar çocuklarına sevgi göstermenin yanında sınır da koymalı. Ancak bu yaklaşımın otoriter bir eğitim anlamına gelmediği, yetişkinlerin sorumluluk üstlenmesi ve çocukların tepkilerine rağmen gerektiğinde kararlı davranması gerektiği belirtiliyor.
Çocukların başarısızlık, hayal kırıklığı ve engellerle karşılaşmalarının gelişimleri açısından önemli olduğu vurgulanıyor. Anne ve babaların çocuklarının yaşadığı her soruna müdahale etmesi, onların kendi çözümlerini üretme fırsatını ortadan kaldırabiliyor.
Ramming, sorun yaşayan bir çocuğa doğrudan çözüm sunmak yerine “Bu sorunu nasıl çözebilirsin?” sorusunun yöneltilmesini öneriyor.
Başarıdan önce aidiyet ve güven geliyor
Zürih’te doğumdan yetişkinliğe kadar binden fazla çocuğun izlendiği uzun süreli araştırmalar, gelecekteki yaşam memnuniyeti bakımından okul notları ve zekâdan daha önemli unsurlar bulunduğunu gösteriyor.
Araştırmalara göre istikrarlı ilişkiler, psikolojik güven, aile içerisindeki sıcaklık ve çocuğun kendisini bir topluluğa ait hissetmesi, gelecekteki mutluluk üzerinde belirleyici rol oynuyor.
Uzmanlar, her çocuğun okulda, sporda veya sosyal hayatta en başarılı kişi olmak zorunda olmadığını belirtiyor. Çocukların sevgi ve kabul görmeye, aynı zamanda sınırlar içerisinde özgürce gelişmeye ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.
Ailelere daha fazla tavsiye vermek yerine onlara güven kazandırılması gerektiğini belirten uzmanlar, çocukların da başarılı, mutlu veya uyumlu olmadıkları zamanlarda bile sevildiklerinden emin olmalarının önemine dikkat çekiyor.
Bu haber toplam 693 defa okunmuştur





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.