• BIST 102.556
  • Altın 261,506
  • Dolar 5,7112
  • Euro 6,3685
  • Zürih 22 °C
  • Antalya 26 °C
  • İstanbul 22 °C

Kullanım tarihleri bitti-Avrupa şimdi tutuştu

Cemil Baysal

Cemil BAYSAL
HABERİN İÇİNDEN 

50 farklı ülkeden savaşa giden teröristlerin kullanım tarihi bitti - Avrupa şimdi tutuştu

Donald Trump, Avrupa Ülkelerine DEAŞ Saflarındaki Savaşcılarını Geri Almaları ve Adalete Teslim Etmeleri Konusunda Çağrıda Bulundu.

Aslında yıllarca Orta Doğu'da kendisini patlatan canlı bombaların, hep o bölgedeki cahil eğitimsiz radikal dar görüşlü insanlar olduğu algısı sunuldu. Türkiye'nin DEAŞ'ı desteklediği ve diğer terör örgütlerinin-ordularını şirin göstermek için onların DEAŞ'a karşı savaştığı ve muhtemelen Batı'ya gelip bu ülke halklarınının huzurunu bozacak DEAŞ'lıları bu halkların ve savaşcılarının durduğu Avrupa'ya gelmelerini engellediği yalanı gibi. Oysa gerçek hiç öyle değildi..Ayrıca bilhassa Avrupa'dan Deaş ve diğer terör örgütleri safına katılan yüzlerce terörist var. Türkiye'ye de bizzat güvenlik güçleri tarafından terör örgtüleri saflarına katılmış ve yakalanan veya imha edilmiş yüzlerce yabancı ülke vatandaşı savaşcısı vardı.  Avrupalıların ''cihatcılar'' diye tanımladıkları savaşcılar uzun bir süre Batı karşıtı Müslümanlar diye nitelendirildi. “Oysa vahşice insanları öldürüren, kadınları istismar eden ve kendini havaya uçuranların çoğu Avrupa'dan gidenler ve söylendiği gibi çoğu sadece çifte vatandaş yabancılar değil. Orta Doğu'nun sorunu sadece o bölgedeki radikal görüşlülerin meydana getirdiği bir enkaz değil. Bu düşünceyi Trump'un açıklamaları yeniden tepe takla etti.

Avrupalıların sorun olarak lanse ettikleri ''Cihatçılık'' aynı zamanda Suriye ve Irak'a ihraç edilen bir Avrupa sorunudur. Avrupa'dan binlerce adam ve kadın DEAŞ'a ve YPG, PYD gibi bir sürü diğer terör örgütlerinin safına katıldı. Kimi paralı kimi gönüllü. Bunlar sadece ebeveynleri Arap bölgesinden veya orta Asya'dan gelen kişiler değildi. Bunların arasında tıpkı Avusturyalı Oliver N. gibi göçmen asıllı olmayan genç adamlar da vardı.
Artık DEAŞ tarafından ilan edilen “hilafet” hayali bitti. Aslında başka bir deyişle ''DEAŞ'ın kullanım tarihi bitti''. Suriye'de şu sıralar DEAŞlıların son kalesi ele geçiriliyor. Böylece DEAŞ'a katılan ve hayatta kalan son yabancılar esir düşüyor. Bu durum Avrupa'da tedirginliğe ve “Bu esirlere ne olacak? sorusunun giderek daha yoğun şekilde tartışılmasına neden oluyor.
Avrupa, DEAŞ taraftarlarını geri alma düşüncesinden pek de memnun değil. Zira potansiyel saldırganları ülkeye getirme endişesi oldukça büyük. Şimdi İngiltere 19 yaşındaki bir DEAŞ taraftarının vatandaşlığını iptal etti. Bu hamle İngiltere'nin güvenlik çıkarları açısından anlaşılır olsa da aynı zamanda sorumluluktan kaçmaktır.
Avrupalıların evvela sadece DEAŞ'lı kadın ve çocukları alma önerilerine ise bölgede DEAŞ'lıları esir alanlar şüpheyle yaklaşıyor.

 Artık ABD Başkanı Donald Trump bile devreye girdi ve Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşları için sorumluluk almasını talep etti. Bakalım bu ABD için de geçerli olacak mı. Ama Trump bu sefer haklı. Avrupalılar bir çözüm bulmalı.

Onlar niçin gittiklerini biliyorlardı
 Onlar Suriye ve Irak'ı yok etmek ve halkı öldürmek için geldi. Barbarca suç işleyen DEAŞ gibi terör örgütlerine katıldılar. Hiç şüphe yok ki Alman, Fransız, İngiliz veya İsviçre pasaportları olan ve kendilerini kutsal savaşcılar olarak ilan eden bu savaşçılar ne hoşgörüyü ne de merhameti hak ediyor. Kimse onları nasıl kandırılıyorlarsa paralı ya da parasız oraya gitmeye zorlamadı. Aslında ne yaptıklarını tam olarak biliyorlardı. Ayrıca, kendi toplumlarına karşı da meydan okudular ve bu da onları her yerde kalıcı bir güvenlik tehdidi haline getirdi. Onlar her yaptıkları vahşi katliam ve eylemleriyle aslında dünyadaki Müslümanlara zarar verdi. Batı medyası onların kimlerdin güdümüyle ve ne amaçla oraya gittiklerini bildikleri halde her kendisini havaya uçuran terörtisti ''İslamcı terörist'' başlığıyla duyurdu. Oraya giden emanetci teröristler sadece katlettiler, işkence ve tecavüz ettiler. Ancak kendi vatandaşlarının bu vahşetlerini ''İslamci teröistler'' diyerek bu vahşetleri bir İslam terörü gibi duyurmayı kafalarını kuma gömmeyi tercih ettiler. 
Bölgede yüzlerce binlerce masum insanı katlederken bölgeyi ateş yerine çevirirken sesini çıkarmayanlar hatta Suriye'deki milyonlarca insanı göçe zorlarken seyirci kalanlar, şimdi bu teröristlerin kullanım tarihi bitince geri dönmeleri sözkonusu olduğunda tutuştu. Kendi ülkelerindeki hiç kimsenin geri dönüş fikrinden hoşlanmadığı ve onları kabul etmemek için çare araması anlaşılabilir bir durum. Batı ülkelerinin bu cihatcı diye tanımlanan savaşcılarla başa çıkmaları, söylendiği kadar kolay değil. Ayrıca, suçların kovuşturulmasının oldukça karmaşık olduğunu kanıtlaması da muhtemel oldukca zor, çünkü şu ana kadar zulümlerin ve vahşetlerin sadece bir kısmı mahkemede belgelendi.

Geri dönüşleri kolay değil
İlahi devlet rüyası bittiği için anavatanlarına özlem duyan DEAŞ savaşçıları ve diğer militanların geri dönüşüyle ilgili epeyce sorun var: Öncelikle onlardan kendi toplumu nasıl korunabilir? Gözaltı için yeterli delil, zemin ve kanıt yoksa ne olur? Sadece gözetim altında tutmak yeterli mi? Radikalleşmeden kurtarılmaları için programlar ne kadar başarılı?

Londra, Berlin, New York, Paris veya Berlin'deki hükümetler geri dönen savaşcıların sorununu çok uzun süre ertelediler. İşkencelerini vahşetlerini tecavüzlerinie seyirci kaldılar. Cihatçıların yabancı nesneler değil, kendi problemleri olduğunu sürekli gizlediler. 

Rakamları araştırdım...
Resmi bir rakam hiç bir ülkenin elinde yok. Ancaki, İsviçre istihbarat servisine göre İsviçre'den 93 kişi, Suriye ve Irak'a gitti. Bunlardan 79'unun Suriye ve Irak'ta bulunduğu da istihbarat tarafından belirtiliyor. 27 kişi ölürken, 16'sının da geri döndüğü bilgisi paylaşılıyor.
Alman İstihbarat uzmanları şu sıralar Suriye'nin kuzeyindeki cezaevlerinde yaklaşık 40 Alman cihat savaşcısının bulunduğunu tahmin ediyor. Ayrıca İdlib'de 50 ve Irak sınırına yakın Fırat vadisinde de 100 cihat savaşcısının bulunduğu varsayılıyor.
Yaklaşık 300 Avusturyalı DEAŞ savaşcısı var. Avusturya'dan 300'ü aşkın radikal savaşcı DEAŞ'a katılmıştı. Bunları kaçının hayatta olduğunu kimse bilmiyor.
 Kürt Halk Savunma Birliklerinin (YPG) yanında DEAŞ'a karşı savaşan gönüllüler arasında Avusturyalılar da var. Ancak İçişleri Bakanlığının açıklamalarına göre Bakanlık kaynaklarında kaç Avusturya vatandaşının YPG saflarında DEAŞ ile mücadeleye katıldığına dair bir bilgi mevcut değil. Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı veri ve açıklamalarına göre 2018 yılı sonu itibarıyla Almanya'dan YPG saflarına katılmak üzere 250 Alman vatandaşı bölgeye gitti. Çoğunluğu radikal sol eğilimli olan gönüllülerden en az 22'si ise bölgedeki çatışmalarda öldü
Ayrıca bölgedeki diğer törör örgütlerinin elinde halihazırda 50 farklı ülkeden gelen yaklaşık 1000 muhtemel DEAŞ saflarına katılan cihat cavaşcısı gözaltında tuttuğu belirtiliyor. 
Deaş savaşcılarını geldiği ülkelerin çoğu onları geri almak istemiyor. Fransa ise görüşünü değiştirdi ve İçişleri Bakanı Christophe Castaner, DEAŞ'tan geri dönen herkesin Fransız yargısına teslim edilmesi gerektiğini söyledi. Rusya da cihatçıları geri almaya hazır olduğuna işaret etti. Aslında çok sayıda DEAŞ'lı esir hakkında kendi ülkelerinde tutuklama emri olduğunu biliyor. Buna rağmen hiçbir ülkenin ahlaki ve hukuki sorumluluk üstlenmek istemiyor. 
 

Bu yazı toplam 2926 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Post Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 044 550 50 50 | Faks : 00 41 44 666 02 71 | Haber Scripti: CM Bilişim