Zürih’te Başörtüsü Yasağı Tartışması Referanduma Taşınıyor

Müslüman çevreler referandum hazırlığına başlarken, konunun hukuki boyutu ve siyasi sonuçları İsviçre genelinde yakından izleniyor.

ZÜRİH – Zürih Kanton Meclisi, 31 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı oylamada, devlet okulları ve anaokullarında öğrenciler ile öğretmenlerin başörtüsü takmasını yasaklamayı hedefleyen SVP önergesini kabul etti. Önerge 87 “evet”, 82 “hayır” ve 6 çekimser oyla geçti. SVP ve FDP’nin yanı sıra GLP ile EVP’nin bazı milletvekilleri önergeyi desteklerken, SP, Yeşiller, Mitte ve AL karşı çıktı.

Ancak bu karar, başörtüsü yasağının bugün itibarıyla yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor. Zürih Kanton Hükümeti şimdi önerge doğrultusunda bir yasa tasarısı hazırlamak zorunda. Kanton Meclisi’nin işleyişine göre hükümetin bunun için iki yıllık süresi bulunuyor. Hazırlanacak metin daha sonra yeniden parlamentonun önüne gelecek.

Yasağa karşı referandum hazırlığı başladı

Parlamento kararının hemen ardından yasağa karşı çıkan Müslüman çevreler de harekete geçti. Ferah Ulucay’ın verdiği bilgilere göre, yasa tasarısının kesinleşmesinin ardından referandum komitesi kurulması ve gerekli imzaların toplanması planlanıyor. Ulucay, yaklaşık bin kişinin şimdiden kampanyaya destek vermek üzere kayıt yaptırdığını açıkladı. Referandum için hedeflenen imza sayısı 3 bin.

Ulucay, başörtüsü takan öğretmen ve öğrencilerin kıyafet tercihlerini kendilerinin belirlemesi gerektiğini savunuyor. Ona göre yasak, kişisel özgürlüğe ve din özgürlüğüne müdahale anlamına geliyor. Referandum komitesinin yalnızca Müslümanlara değil, farklı siyasi ve dini çevrelere de açık olacağını belirtiyor.

İslami Merkez Konseyi de kampanyaya destek veriyor

İsviçre İslami Merkez Konseyi (Islamischer Zentralrat Schweiz – IZR) de başörtüsü yasağına karşı açık biçimde kampanya yürütüyor. Kuruluş, kendi internet sitesinde 31 Ağustos’taki parlamento kararının ardından destekçilerini harekete geçmeye çağırdı ve binin üzerinde kişinin iletişim listesine kaydolduğunu duyurdu.

SonntagsBlick ise Ferah Ulucay’ın geçmişte IZR’de genel sekreterlik yaptığını ve kuruluşla bağlarını sürdürdüğünü yazdı. Gazeteye konuşan Ulucay, IZR’nin komitenin bir parçası olduğunu ve lojistik ile organizasyon desteği sağladığını doğruladı.

Bu nokta siyasi tartışmanın ayrı bir boyutunu oluşturuyor. SonntagsBlick, IZR’nin rolünü özellikle eleştirel bir çerçevede aktarırken, Ulucay referandum girişiminin farklı siyasi ve dini kesimlere açık olacağını vurguluyor. Bu nedenle referandum karşıtı ve destekçisi çevrelerin oluşturacağı ittifakların nasıl şekilleneceği henüz belli değil.

SVP: “Başörtüsü eşitlikle bağdaşmıyor”

Yasağı savunan SVP, başörtüsünü kız çocukları ve kadınlar açısından bir eşitlik meselesi olarak değerlendiriyor. Parti milletvekili Tobias Infortuna, okulun kız ve erkek çocuklarına farklı kurallar getiren dini anlayışlardan uzak olması gerektiğini savundu. SVP’li Domenik Ledergerber ise başörtüsünü yalnızca dini bir sembol değil, “siyasi İslamın” bir göstergesi olarak değerlendirdi.

FDP de önergeyi destekledi. Destek veren kesimlerin temel argümanı, devlet okulunun tarafsız bir alan olması ve kadın-erkek eşitliğinin burada açık biçimde korunması gerektiği yönünde. Önergenin özel okulları kapsamadığı belirtiliyor.

SVP ayrıca hükümetin hazırlayacağı düzenlemeyi yetersiz bulması halinde kantonal bir halk girişimi başlatabileceğini de açıkladı.

Karşı çıkanlar: “Kadınların kıyafetine devlet karar vermemeli”

SP, Yeşiller, Mitte ve AL ise yasağa farklı gerekçelerle karşı çıkıyor. SP milletvekili Mandy Abou Shoak, kadınların ne giyeceklerine kendilerinin karar vermesi gerektiğini savunurken, yasağın başörtülü kadınların eğitim ve çalışma hayatına katılımını zorlaştırabileceğini belirtti. Mitte temsilcileri ise yalnızca belirli bir dini sembolün hedef alınmasının yanlış olduğunu dile getirdi.

Yeşiller de genel bir yasak yerine somut sorunlara yönelik daha sınırlı ve farklılaştırılmış çözümler gerektiğini savunuyor. Muhalefetin en güçlü argümanlarından biri ise öğrenciler açısından böyle bir yasağın Federal Mahkeme kararlarıyla çelişebileceği.

Federal Mahkeme’nin 2015 kararı kritik önemde

Tartışmanın hukuki merkezinde İsviçre Federal Mahkemesi’nin 11 Aralık 2015 tarihli kararı bulunuyor. St. Gallen kantonundaki St. Margrethen okuluyla ilgili davada mahkeme, bir öğrencinin başörtüsü takmasının genel olarak yasaklanmasını din ve vicdan özgürlüğüne ağır ve hukuka aykırı bir müdahale olarak değerlendirdi. Mahkeme, devletin dini tarafsızlığı, entegrasyon veya kadın-erkek eşitliği gibi genel gerekçelerin tek başına böyle kapsamlı bir yasağı haklı çıkarmaya yetmediğini belirtti.

Federal Mahkeme ayrıca öğrencinin başörtüsü takmasının okul düzenini veya diğer öğrencilerin haklarını otomatik olarak ihlal ettiği varsayımını kabul etmedi. Ancak somut bir durumda kamu düzeni, çocuğun yararı veya üçüncü kişilerin haklarının gerçekten tehdit edilmesi halinde farklı bir değerlendirme yapılabileceğini de açık bıraktı.

Öğretmenler açısından hukuki durum ise öğrencilerden farklı değerlendirilebiliyor; devlet adına görev yapan öğretmenler için tarafsızlık yükümlülüğünün daha güçlü olduğu kabul ediliyor. Zürih hükümetinin hazırlayacağı yasa tasarısında bu ayrımın önemli rol oynaması bekleniyor.

Hükümet “anayasaya uygun” düzenleme hazırlamak zorunda

Zürih Eğitim Direktörü Silvia Steiner, hükümetin önergeyi uygularken Federal Anayasa’yı ve federal hukuku dikkate alması gerektiğini vurguladı. Kantonun mevcut düzenlemelerinde de devlet okullarının siyasi ve dini açıdan tarafsız olması öngörülürken, aynı zamanda din ve vicdan özgürlüğünün korunması ve azınlıklara saygı gösterilmesi hükme bağlanmış durumda.

Bu nedenle hükümetin hazırlayacağı tasarının, parlamentodaki siyasi talep ile Federal Mahkeme içtihadı arasında hukuken uygulanabilir bir denge kurması gerekecek.

Tartışma Zürih’le sınırlı değil

Başörtüsü konusu son haftalarda başka kantonlarda da gündeme geldi. Aargau Kanton Parlamentosu, 25 Ağustos’ta devlet okullarında 16 yaşından küçük kız öğrencilerin başörtüsü takmasını yasaklamaya yönelik önergeyi 78’e karşı 54 oyla kabul etti. Aargau hükümeti ise anayasal engelleri ve Federal Mahkeme’nin 2015 kararını gerekçe göstererek önergeye karşı çıkmıştı.

Bern’de de benzer düzenlemelerin tartışılması için siyasi girişimler gündemde. Böylece başörtüsü meselesi, tek bir kantona özgü olmaktan çıkarak İsviçre genelinde din özgürlüğü, çocuk hakları, kadın-erkek eşitliği ve devletin tarafsızlığı ekseninde büyüyen bir siyasi tartışmaya dönüşüyor.

Bundan sonra ne olacak?

Şu aşamada Zürih’te yürürlükte olan yeni bir başörtüsü yasağı bulunmuyor. Parlamento yalnızca hükümeti bir yasa tasarısı hazırlamakla görevlendirdi. Hükümetin hazırlayacağı metin belli olduktan ve parlamentodan geçtikten sonra, muhalif çevrelerin referandum için imza toplamaya başlaması bekleniyor. Bu nedenle başörtüsü meselesinde asıl siyasi ve hukuki mücadele önümüzdeki dönemde yaşanacak.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İsviçre Haberleri