Değerli Okurlar,
Takvim yaprakları bir yılı daha sessizce aralarken, insan ister istemez geriye dönüp bakıyor. Yaşananlar, söylenenler, söylenemeyenler, yapılanlar ve yapılamayanlar… Yeni bir yıl, yalnızca yeni umutlar değil; aynı zamanda samimi bir muhasebe fırsatı sunuyor bizlere.
Geçmiş yıl, hepimiz için farklı sınavlarla doluydu. Kimi zaman sabrımızı, kimi zaman vicdanımızı, kimi zaman da inancımızı test eden anlar yaşadık. Hayatın hızlı akışı içinde çoğu zaman durup düşünmeye fırsat bulamadık. Oysa yıl sonları, durmak ve kendimize şu soruyu sormak için önemli bir eşiktir: “Nasıl bir insan oldum, neyi doğru yaptım, nerede eksik kaldım?”
Muhasebe dediğimiz şey yalnızca maddi kazanç ve kayıpların hesabı değildir. Asıl muhasebe; kalp kırıp kırmadığımızda, bir iyiliği erteleyip ertelemediğimizde, haksızlık karşısında susup susmadığımızda başlar. Çünkü insanı insan yapan, cebindekiler değil; vicdanında taşıdıklarıdır.
Geçen yıl kime zaman ayırdık, kimi ihmal ettik? Kaç kez “sonra ararım” deyip aramadık? Kaç defa haklıyken kırıcı olduk, kaç defa susmamız gerekirken konuştuk? İşte bu soruların cevabı, yeni yılın pusulasını belirler.
Yeni bir yıl, geçmişi inkâr etmek değil; ondan ders çıkarabilmektir. Hataları kabullenmek bir zayıflık değil, bilakis bir olgunluk göstergesidir. Yanlışlarımızı görmeden doğrularımızı çoğaltamayız. Eksiklerimizle yüzleşmeden kendimizi yenileyemeyiz.
Bu yüzden yeni yıla girerken büyük vaatler yerine, küçük ama samimi niyetler edinelim. Daha çok dinlemek, daha az yargılamak… Daha çok anlamak, daha az kırmak… Haklı olmaktan çok, adil olmayı tercih etmek… Belki de en büyük değişim, bu küçük adımlarla başlayacaktır.
Unutmamak gerekir ki zaman, geri dönmeyen en kıymetli sermayedir. Yeni yıl bize yeni bir defter açıyor ama kalemi yine biz tutuyoruz. Dilerim ki bu deftere; iyilik, adalet, merhamet ve samimiyetle yazalım.
Yeni yılın, geçmişin yükünü hafifleten; geleceğe daha bilinçli, daha umutlu ve daha vicdanlı bakmamıza vesile olması dileğiyle…