SVP’li Vekil Dini Usulle Kesilen Etin İthalatını Yasaklamak İstiyor

SVP’li Ulusal Meclis Üyesi Nina Fehr Düsel, hayvanların önceden bayıltılmadan kesilmesiyle elde edilen etlerin İsviçre’ye ithalatına tanınan özel düzenlemenin yeniden incelenmesini istedi.

BERN – İsviçre’de önceden bayıltılmadan dini usullere göre kesilen hayvanlardan elde edilen etlerin ithalatına ilişkin tartışma yeniden gündeme geldi.

Tages-Anzeiger’in Haberine göre Zürih kantonundan SVP’li Ulusal Meclis Üyesi Nina Fehr Düsel, Federal Hükümetten mevcut ithalat düzenlemesini gözden geçirmesini isteyen bir önerge sundu. Düsel’in girişimine SVP’nin yanı sıra FDP, GLP ve Merkez Parti’den bazı milletvekillerinin de destek verdiği bildirildi.

İsviçre’de hayvanların önceden bayıltılmadan kesilmesi 130 yılı aşkın süredir yasak. Bununla birlikte Yahudi ve Müslüman toplumların dini beslenme kurallarına uygun koşer ve helal ete ulaşabilmeleri amacıyla belirli miktarda etin ithalatına izin veriliyor. Mevcut düzenleme kapsamında İsviçre’ye yılda yaklaşık 900 ton bayıltılmadan kesilmiş et getirilebiliyor.

“İçerideki yasağın dolanılması”

Nina Fehr Düsel, girişimini hayvan refahı ve hayvan onuruyla gerekçelendirdi. Bayıltılmadan gerçekleştirilen kesimlerde hayvanların ağır acı ve korku yaşadığını savunan Düsel, ithalat izninin İsviçre’de uygulanan kesim yasağını etkisiz hale getirdiğini öne sürdü.

Düsel, “İsviçreli çiftçiler katı hayvan koruma kurallarına uymak zorundayken, aynı yöntemle yurt dışında üretilmiş etlerin marketlerde satılabilmesi bir çelişkidir. Bu ithalat, ülkedeki kesim yasağının dolanılması anlamına geliyor” görüşünü dile getirdi.

Alternatif olarak kısa süreli elektrikle bayıltma yöntemini gösteren Düsel, bu uygulamanın Müslüman ve Yahudi toplumlarının önemli bir bölümü tarafından kabul edildiğini savundu.

Federal Hükümet daha önce din özgürlüğünü gerekçe göstermişti

Konu daha önce de Federal Meclisin gündemine gelmişti. SVP’li Jean-Luc Addor, 2016 yılında İsviçre’de yasaklanan bir kesim yönteminden elde edilen etin ithal edilmesinin tutarlı olup olmadığını Federal Hükümete sormuştu.

Federal Hükümet o dönemde, inanç ve vicdan özgürlüğünün taşıdığı yüksek önemin mevcut ithalat düzenlemesini haklı çıkardığı görüşünü açıklamıştı. Üretimin yanı sıra ithalatın da tamamen yasaklanmasının din özgürlüğünü orantısız biçimde sınırlandırabileceği belirtilmişti.

Sağlık gerekçesine dayanmayan bir ithalat yasağının Dünya Ticaret Örgütü kuralları açısından da hukuki sorunlara yol açabileceği ifade edilmişti.

Yahudi toplumundan sert tepki

İsviçre Yahudi Cemaatleri Federasyonu (SIG), ithalatın yasaklanmasına karşı çıktı. SIG Genel Sekreteri Jonathan Kreutner, koşer et kurallarına göre hayvanın kesim sırasında canlı ve zarar görmemiş olması gerektiğini belirtti.

Önceden bayıltılarak kesilen hayvanların etinin dini kurallara sıkı biçimde bağlı kişiler açısından alternatif olmadığını söyleyen Kreutner, “Koşer et tedarikini durduracak bir yasak, İsviçre’de Yahudi yaşamını imkânsız hale getirir” dedi.

Kreutner, inanç ve vicdan özgürlüğünün İsviçre Federal Anayasası’nın 15’inci maddesiyle güvence altında bulunduğunu hatırlatarak, bu özgürlüğün dini kuralların günlük yaşamda uygulanmasını da kapsadığını vurguladı.

İsviçre’deki kesim yasağının 1893 yılında kabul edildiğine işaret eden Kreutner, tarihsel araştırmalara göre o dönemdeki girişimin Yahudi toplumunun eşit haklara kavuşmasına karşı gelişen siyasi atmosferden de etkilendiğini ifade etti.

Müslüman kuruluşlar da karşı çıkıyor

İsviçre İslami Çatı Kuruluşları Federasyonu (FIDS) da mevcut ithalat düzenlemesinin korunmasını istiyor.

FIDS Genel Sekreteri Fathima Ifthikar, ithalat izninin İsviçre’deki yasağı dolanmak amacıyla oluşturulmadığını, dini beslenme kurallarının uygulanabilmesi için kanun koyucu tarafından özellikle öngörüldüğünü belirtti.

Birçok Müslümanın, hayvanın kesim sırasında hâlâ canlı olması şartıyla önceden bayıltma yöntemini kabul ettiğini söyleyen Ifthikar, buna rağmen farklı dini yorumlara bağlı azınlıkların haklarının da korunması gerektiğini kaydetti.

Ifthikar, “Önemli olan yalnızca bu uygulamadan kaç kişinin etkilendiği değildir. Din özgürlüğü özellikle azınlıkların dini pratiklerini de korur” değerlendirmesinde bulundu.

Önergenin kaderini Federal Meclis belirleyecek

Nina Fehr Düsel’in önergesi henüz bir yasak kararı anlamına gelmiyor. Federal Hükümetin görüş bildirmesinin ardından önerge, Federal Mecliste ele alınacak. Kabul edilmesi halinde hükümetten mevcut özel ithalat düzenlemesini değiştirecek bir yasal çalışma hazırlaması istenebilecek.

Avrupa ülkelerinde konuya ilişkin farklı uygulamalar bulunuyor. Fransa ve İtalya bayıltılmadan dini usulle kesime izin verirken, Almanya ve Lihtenştayn’da bu yöntem yasak. Avusturya’da ise belirli şartlar altında uygulanabiliyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İsviçre Haberleri