ZÜRİH – İsviçre Türk Toplumu Genel Başkanı Suat Şahin, Zürih ve Aargau kantonlarında okullarda başörtüsü yasağı getirilmesine yönelik başlatılan siyasi sürece tepki gösterdi.
Şahin, Haberyum haber sitesinde yayımlanan köşe yazısında, başörtüsünün basit bir kıyafet düzenlemesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek, konunun doğrudan inanç ve vicdan özgürlüğüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Zürih ve Aargau’daki girişimlere tepki
Zürih Kantonu Parlamentosu, 31 Ağustos 2026 tarihinde kamuya bağlı okul ve anaokullarında başörtüsünün yasaklanmasını isteyen önergeyi 82’ye karşı 87 oyla kabul etti.
İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından sunulan önerge, hem kız öğrencileri hem de kadın öğretmenleri kapsıyor. Kabul edilen önerge doğrultusunda Zürih Kantonu Hükümeti’nin iki yıl içerisinde gerekli yasa tasarısını hazırlaması bekleniyor.
Aargau Kantonu Parlamentosu da devlet okullarında 16 yaşına kadar olan kız öğrenciler için başörtüsü yasağı hazırlanmasını isteyen siyasi girişime destek verdi.
Her iki kantondaki kararlar, yasağın doğrudan yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor. Öncelikle kanton hükümetlerinin yasal düzenlemeleri hazırlaması ve bunların parlamentolarda görüşülmesi gerekiyor.
“Mesele bir kumaş parçası değildir”
Suat Şahin, İsviçre’nin demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarına verdiği değerle dünyaya örnek gösterilen bir ülke olduğunu belirterek, başörtüsü tartışmasının tehlikeli bir sürecin kapısını aralayabileceğini ifade etti.
Başörtüsünün Müslümanlar açısından dini inancın bir parçası olduğunu kaydeden Şahin, şu ifadeleri kullandı:
“Başörtüsü, Müslümanlar açısından dini inancın bir parçasıdır. Dolayısıyla mesele bir kumaş parçası değil, inanç ve vicdan özgürlüğüdür.”
Şahin, bugün başörtüsünün yasaklanmasının gündeme gelmesi halinde gelecekte diğer dinlere ait sembollerin de tartışmaya açılabileceğine dikkat çekti.
“Bugün başörtüsünü yasaklamaya kalkarsanız, yarın hangi inancın hangi sembolünün tartışmaya açılacağını kim garanti edebilir?” diye sordu.
“Temel haklar çoğunluk hesabına bırakılamaz”
Konunun halk oylamasına taşınabilecek bir kampanyaya dönüşmesinin daha büyük bir tehlike oluşturacağını savunan Şahin, temel hakların ve inanç özgürlüğünün siyasi kampanyaların konusu yapılmaması gerektiğini belirtti.
Demokrasinin yalnızca çoğunluğun karar vermesi anlamına gelmediğini vurgulayan Şahin, demokratik hukuk devletinin aynı zamanda azınlıkların temel haklarını çoğunluğa karşı koruması gerektiğini ifade etti.
“İsviçre’nin gücü birlikte yaşama kültürüdür”
35 yılı aşkın süredir İsviçre’de yaşadığını belirten Suat Şahin, ülkeyi farklı inançların, kültürlerin ve kimliklerin hukuk çerçevesinde birlikte yaşayabildiği bir yer olarak tanıdıklarını söyledi.
İsviçre’nin gücünün de bu birlikte yaşama kültüründen kaynaklandığını ifade eden Şahin, Zürih ve Aargau’da başlayan siyasi süreci kaygıyla takip ettiklerini bildirdi.
Başörtüsüne yönelik olası bir yasağın Müslüman toplumunun inanç özgürlüğüne ciddi bir darbe vuracağını savunan Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“İsviçre’ye yakışan, yasakların öncüsü olmak değil, özgürlüklerin güvencesi olmaktır. Bu yanlıştan henüz vakit varken dönülmelidir.”