“Öleceğim ama önce yaşayacağım”

37 yaşında metastaz teşhisi alan genç kadın, ölüm gerçeğiyle yüzleşirken hayatı ertelememeyi seçti. NZZ am Sonntag’a konuşan yazar, hastalıkla mücadelesini ve yaşam felsefesini çarpıcı sözlerle anlattı.

BERN – İsviçre’de yaşayan 37 yaşındaki bir kadın, ileri evre meme kanseri teşhisine rağmen hayata tutunma kararlılığıyla dikkat çekiyor. NZZ am Sonntag’ta yayımlanan kişisel anlatımında, genç kadın “Öleceğim ama önce yaşayacağım” sözleriyle hastalığa karşı duruşunu özetledi.

Hikâye, Ağustos 2025’te bir hastane odasında başlıyor. İlk başta iyi huylu olabileceği düşünülen bir tümör ihtimali, kısa süre sonra yerini ağır bir gerçeğe bırakıyor. Genç kadın, Eylül ayında onkoloğundan aldığı haberle sarsılıyor: Meme kanseri karaciğere sıçramış durumda.

Teşhisten sonra ilk karar: Kaçmak değil, yaşamak

Aldığı ağır teşhisin ardından eve kapanmak yerine radikal bir karar alan kadın, aynı gün Barselona’ya uçtuğunu anlatıyor. Bu kararın ardında ise basit bir düşünce var: Hayatı ertelememek.

Haberde yer alan ifadelerine göre, “O an konuşmak, açıklamak ya da acıyı paylaşmak istemedim. Sadece hareket etmek, nefes almak istedim.”

Barselona’da geçirdiği birkaç gün boyunca hem duygusal hem de fiziksel bir kaçış yaşayan genç kadın, bu süreçte tanıştığı bir doktorla kurduğu kısa ama anlamlı ilişkiyi de hikâyesine dahil ediyor. Ona göre bu deneyim, hastalıkla değil hayatla bağlantı kurmanın bir yolu oldu.

Uzun bir mücadele: Kanser, ameliyat ve yeniden başlangıç

Aslında bu teşhis ilk değil

Genç kadın, 2021 yılında üçüncü evre meme kanseriyle mücadele etti. Kemoterapi, ameliyat ve radyoterapi süreçlerinden geçti.

Bu zorlu süreçte saçlarını kaybettiğini, vücudunun büyük değişimler yaşadığını ancak buna rağmen sosyal hayattan kopmamayı tercih ettiğini belirtiyor. Hatta bir etkinlikte peruksuz sahneye çıktığını ve bunu bir “güç sembolü” olarak gördüğünü ifade ediyor.

Ancak metastaz haberiyle birlikte mücadele yeni bir boyut kazandı. Artık hastalık tedavi edilebilir değil, sadece kontrol altında tutulabiliyor.

Fiziksel değil, zihinsel mücadele daha ağır

Genç kadın, hastalığın yalnızca bedensel değil, zihinsel etkilerine de dikkat çekiyor. Özellikle uygulanan tedavilerin yarattığı “erken menopoz”, uyku problemleri ve konsantrasyon kaybı günlük hayatını ciddi şekilde etkiliyor.

Bu durum tıp literatüründe “chemo brain” olarak tanımlanıyor ve birçok kanser hastasında görülen bilişsel zorluklara işaret ediyor.

Buna rağmen çalışmaya, üretmeye ve sosyal hayatın içinde kalmaya devam ettiğini vurgulayan kadın, “Eskisi kadar hızlı düşünemiyorum ama hâlâ buradayım” diyor.

“Hastalığı kanıtlamak zorunda değilim”

Genç kadın, toplumun hastalıklara bakışını da eleştiriyor. Kanser hastalarının belirli bir “görünüm” ile özdeşleştirilmesine karşı çıkan kadın, dışarıdan sağlıklı görünmesinin sık sık yanlış anlaşılmalara yol açtığını belirtiyor.

“İnsanlar hasta olduğunuzu görmek istiyor. Ama hastalık bir görüntü değil” sözleriyle bu duruma tepki gösteriyor.

Ölümle barış, hayatla bağ

Haberde en dikkat çekici noktalardan biri ise genç kadının ölümle kurduğu ilişki. Kendi cenazesiyle ilgili detayları planladığını, hatta geride bırakacağı mesajları hazırladığını açıkça ifade ediyor.

Buna rağmen yaşamdan vazgeçmediğini özellikle vurguluyor:
“Ne kadar zamanım kaldığını bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Yaşadığım sürece gerçekten yaşayacağım.”

Stoacı felsefeden etkilendiğini belirten kadın, kontrol edemediği şeyleri kabullendiğini ve odağını sadece kendi tepkilerine yönelttiğini söylüyor.

Uzmanlara göre bu hikâye yalnız değil

Günümüzde daha fazla kanser hastası uzun süre yaşayabiliyor. Ancak bu durum, hastaların psikolojik ve sosyal yüklerini de artırıyor.

Uzmanlar, özellikle genç hastalarda “yaşam ile ölüm arasında denge kurma” sürecinin giderek daha önemli hale geldiğini vurguluyor.

Son söz: “Bu bir son değil”

Genç kadın için hayat artık ikiye ayrılmış durumda: teşhisten önce ve sonra. Ancak o bu durumu bir son olarak değil, farklı bir başlangıç olarak görüyor.

“Hayatım eksik değil. Sadece düşündüğümden daha kısa olabilir.”

Bu sözler, modern tıbbın sınırlarında verilen en insani mücadelelerden birini özetliyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İsviçre Haberleri