Manevî bir iç muhasebe ve hakikati insanın özünde arama çağrısı
Değerli okurlar,
İnsan, bu dünyaya sadece yiyip içmek, çalışıp kazanmak, gelip geçmek için gönderilmemiştir. Onun asıl yolculuğu, kendi özünü tanıma yolculuğudur. Çünkü insan bazen bütün ömrünü dışarıda arayarak geçirir; huzuru başka insanlarda, mutluluğu dünyalıkta, değeri makamda, sevgiyi alkışta bulacağını zanneder. Hâlbuki hakikat ehlinin asırlardır söylediği bir söz vardır: Ne ararsan kendinde ara. Zira insan, Rabbine giden yolu da, kalbine inen huzuru da, kendi iç âleminde bulur.
Yüce Allah, insanı sıradan bir varlık olarak yaratmamıştır. Ona akıl vermiş, vicdan vermiş, kalp vermiş, ruh vermiştir. İnsanın içine nice sırlar, nice istidatlar, nice manevî kapılar yerleştirilmiştir. Fakat insan çoğu zaman gözünü dışarıya çevirdiği için içindeki hazineyi göremez. Oysa insanın kalbi temizlenirse, vicdanı diri kalırsa ve ruhu arınırsa, orada ilahî hakikatin akisleri görünmeye başlar.
İslam irfanı insana önce kendisini tanımasını öğütler. Çünkü kendini tanıyan, acziyetini de bilir ve kudretin yalnızca Allah’a ait olduğunu da anlar. Kendini tanıyan, nefsinin oyunlarını fark eder; kibri, hasedi, öfkeyi ve hırsı tanır. İşte gerçek arayış burada başlar. İnsan dış dünyayı düzeltmeden önce kendi içini imar etmek zorundadır.
Bu dünyada pek çok insan huzur arıyor. Ama huzur, sadece şartların düzelmesiyle gelmez. Mal çoğalınca, ev büyüyünce, makam yükselince insanın içi de genişleyecek sanılır. Oysa gerçek huzur, Allah ile kurulan bağın kuvvetinde gizlidir. Kalp Rabbini anarsa ferah bulur, O’na yönelirse dinginleşir, O’na dayanırsa korkularından arınır.
İnsan bazen sevgiyi de yanlış yerde arar. Bir kuldan sonsuz sadakat, bitmeyen anlayış bekler. Oysa insan eksiktir, beşerdir. Sevgiyi bereketli kılan şey, onun Allah için olmasıdır. Allah için sevilen dostluklarda vefa vardır, merhamet vardır.
Bugün insanlığın en büyük yorgunluklarından biri, ruhunu ihmal etmesidir. Beden yorulunca dinleniyoruz ama ruh yorulunca ne yapacağımızı bilmiyoruz. Oysa ruh Kur’an ile dinlenir, dua ile yumuşar, tövbe ile temizlenir. İnsan kendi ruhunu ihmal ettikçe dışarıda ne bulursa bulsun eksik kalır.
Sonuç olarak insanın aradığı en büyük hakikat, kendisini kimin yarattığını ve niçin yaşadığını anlamaktır. Kendini tanıyan, Rabbini tanımaya yaklaşır. Nefsini bilen aczini bilir; aczini bilen Allah’a sığınır.
Sevgili okurlar, Hacı Bektaş-ı Veli’nin aşağıdaki dizeleri ile yazıma son verirken, Ramazan Bayramı’nızı en kalbi duygularımla tebrik ederim.
Ne ararsan kendinde ara,
Kudüs’te, Mekke’de, Hac’da değildir.
Hakikat uzaklarda bir serap değil,
Arınmış gönlün derinliğindedir.
Kalbine inmeden yol alamazsın,
Ruhunu bilmeden sır bulamazsın.
Nice kapı çalsan da boşunadır,
Açılacak kapı öz varlığındadır.
Rabbe giden yol gönülden geçer,
Aşk ile yanan kalp sırra erişir.
İnsan kendini bildiği vakit,
Her arayış hakikate dönüşür.