Değerli okurlar,
Bir gün küçük bir çocuk babasına sormuş: “Baba, insan sevdiği bir şeyi neden verir?” Babası bir süre düşünmüş ve şöyle cevap vermiş: “Çünkü gerçek sevgi bazen almakla değil, gerektiğinde vazgeçebilmekle ölçülür.”
Hayatın içinde çoğu zaman sahip olduklarımızla kendimizi tanımlarız. Malımız, makamımız, başarılarımız, hatta bazen fikirlerimiz… Oysa insanın gerçek imtihanı sahip olduklarını ne kadar topladığıyla değil, gerektiğinde neyi Allah rızası için bırakabildiğiyle anlaşılır. İşte kurban tam da bunun adıdır: Teslimiyet.
İbrahim Peygamber ve İsmail Peygamber kıssasına baktığımızda aslında insanlık tarihinin en büyük teslimiyet derslerinden birini görürüz. Orada mesele sadece bir kurban hadisesi değildir. Asıl mesele, insanın kalbindeki bağlılıkları Allah’ın rızasının önüne geçirip geçirmediğidir. Teslimiyet bazen elde etmek değil, bırakabilmektir.
Günümüzde kurbanın manasına belki her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Çünkü modern insan sürekli biriktiriyor; eşya biriktiriyor, öfke biriktiriyor, kırgınlık biriktiriyor, hırs biriktiriyor. Ama bırakmayı unutuyor. Oysa bazen insanın kesmesi gereken şey, bir hayvandan önce kendi kibri olabilir. Affedemediği bir kırgınlık olabilir. Bitmeyen bir öfke, bir makam tutkusu veya dünyaya aşırı bağlılığı olabilir.
İlk günahı işleyen insan vicdanının sesini güçlü şekilde duyar. Yanlış yaptığı onu rahatsız eder. Fakat insan aynı yanlışı tekrar tekrar yaptığında, vicdanın sesi zamanla kısılmaya başlar. Günah sıradanlaşır, hata alışkanlığa dönüşür. İşte kurban, insanı bu uyuşukluktan uyandıran bir çağrıdır: Kendine dön, kalbine dön, özüne dön.
Kurban paylaşmaktır. Kurban yakınlaşmaktır. Kurban yalnızca bir hayvanın kesilmesi değil; bencilliğin, kibrin ve nefsin dizginlenmesidir. Çünkü teslimiyet olmadan ibadet şekle dönüşür; şeklin içinde ruh kaybolur.
Değerli okurlar, kurban bize şunu öğretir: İnsan Allah’a bir şey vermez; aslında kendi içindeki karanlıkları azaltır. Çünkü kurban edilen sadece bir hayvan değil, insanın içindeki aşırılıklardır.
Bayramların gerçek bereketi de işte burada gizlidir: Sofraları değil, kalpleri büyütebilmekte…
Kalemi teslimiyetin gölgesine bırakarak yazımı şu düşünceyle bitirmek isterim: İnsan bazen en büyük kurbanı kendi nefsinden vermelidir. Çünkü gerçek teslimiyet, dilde değil; kalpte başlar.
Kurban Teslimiyettir
İlk yorum yazan siz olun