BERN – Havaların soğumasıyla birlikte İsviçre’de binlerce kişi yeniden kapalı yüzme havuzlarına yöneldi. Ancak kirli su, yoğun klor kokusu ve kalabalık havuzlara ilişkin şikâyetler, tesislerdeki hijyen koşullarının sağlık açısından yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme taşıdı.
Tages-Anzeiger’in haberine göre, uzmanlar yüzme havuzlarından kaynaklanan ciddi hastalıkların oldukça seyrek görüldüğünü belirtiyor. Emmental Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Gabriel Waldegg, klorun sudaki mikrop yükünü önemli ölçüde azalttığını söyledi.
İsviçre’de havuz ziyaretlerinin ardından görülen enfeksiyonlara ilişkin kapsamlı bir istatistik tutulmadığı için kayıt dışı vakaların bulunabileceği de belirtiliyor.
En sık mide, bağırsak, kulak ve mantar enfeksiyonları görülüyor
Havuz suyunun yutulması halinde adenovirüsler, koliform bakteriler veya Cryptosporidium gibi mikroorganizmeler kusma ve ishale yol açabiliyor.
Pseudomonas bakterisinin neden olduğu dış kulak yolu enfeksiyonu da yüzücülerde görülebilen rahatsızlıklar arasında yer alıyor. “Yüzücü kulağı” olarak bilinen enfeksiyon, kaşıntı ve ağrıya neden olabiliyor.
Uzmanlara göre havuz ziyaretlerinin ardından en sık karşılaşılan sorunlar ise cilt ve ayak mantarları. Bu enfeksiyonların genellikle havuz suyundan değil, soyunma odaları ve duş alanlarındaki ıslak zeminlerden bulaştığı belirtiliyor.
Yoğun klor kokusu ne anlama geliyor?
Bir yüzme havuzunda yoğun klor kokusunun bulunması çoğu zaman yüksek temizlik göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ancak İsviçre Federal Sağlık Dairesi uzmanlarına göre bu doğru değil.
Klor, sudaki üreyle temas ettiğinde kloramin adı verilen ve yoğun kokuya neden olan maddeler oluşuyor. Üre yalnızca idrardan değil; terden ve insan cildinin doğal koruyucu tabakasından da suya karışabiliyor.
Kloraminlerin gözlerde tahrişe ve kızarıklığa yol açabileceği belirtiliyor. Bu nedenle havuzdaki yoğun klor kokusu, suyun fazla miktarda organik maddeyle kirlenmiş olabileceğine işaret edebiliyor.
İsviçre’de yasal sınırlar bulunuyor
İsviçre’de halka açık havuzların su kalitesi yasal düzenlemelerle belirleniyor. Havuz suyundaki serbest klor miktarının litre başına 0,2 ile 0,8 miligram arasında olması gerekiyor.
Kapalı havuzlarda yoğun klor kokusuna neden olan ürenin ise litre başına en fazla 1 miligram olması gerekiyor.
İşletmeler, tesisleri eğitimli personel aracılığıyla düzenli olarak kontrol etmek ve bakımını yapmakla yükümlü. Denetimler kanton makamları tarafından genellikle önceden haber verilmeden gerçekleştiriliyor.
Bern’de 23 işletmeye uyarı
Basel-Stadt Kantonu’nda kapalı havuzlar genel olarak üç yılda bir denetleniyor. Geçen yıl kontrol edilen üç işletmeden ikisinde eksiklik tespit edildi. Sekiz havuzdan alınan 10 su örneğinden biri, mikrobiyolojik sınırın hafif biçimde aşılması nedeniyle uygun bulunmadı.
Bern Kantonu’nda 2025 yılında 57 kapalı havuz denetlendi. Bunlardan 23’ünde çeşitli eksiklikler belirlendi. İncelenen 95 havuz suyu örneğinin 12’si yasal şartları karşılamadı.
Zürih’te 545 su örneği incelendi
Zürih Kantonu’nda halka açık kapalı havuzlar yılda en az bir kez kontrol ediliyor. 2025 yılında gerçekleştirilen 339 denetimde toplam 545 su örneği alındı.
Örneklerin yüzde 2,6’sı mikrobiyolojik, yüzde 13,2’si ise kimyasal nedenlerle uygun bulunmadı. En sık görülen sorunların üre ve klorat değerleriyle ilgili olduğu açıklandı.
Yetkililer, tespit edilen hiçbir uygunsuzluğun yüzücüler açısından doğrudan sağlık tehlikesi oluşturacak düzeyde olmadığını bildirdi.
Havuza girmeden önce duş alınmalı
Modern tesislerde su kalitesi pH değeri, klor miktarı ve dezenfeksiyon düzeyini sürekli takip eden bilgisayarlı sistemlerle kontrol ediliyor. Bazı yüzme havuzlarında klora ek olarak ozonla dezenfeksiyon yöntemi de kullanılıyor.
Uzmanlar, teknolojik sistemler kadar yüzücülerin kişisel hijyeninin de önemli olduğunu vurguluyor. Havuza girmeden önce iyice duş alınması; ter, kozmetik kalıntıları ve deri parçacıklarının suya karışmasını önemli ölçüde azaltıyor.
Bu nedenle hijyen açısından yüzmeden önce duş almak, havuzdan çıktıktan sonra duş almaktan daha büyük önem taşıyor.