Leuenberger, “Polis memuru bilerek yalan söyledi” derken, benzer gözetimin bugün dijital ortamda algoritmalar üzerinden sürdüğünü savundu.
ZÜRİH – İsviçre tarihinin en büyük devlet gözetimi tartışmalarından biri olan “Fichenskandal” (Fişleme Skandalı), eski Federal Konsey üyesi Moritz Leuenberger’in kendi hakkında tutulan dosyaya ilişkin açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Leuenberger, kendisi hakkında 1972’den itibaren kayıt tutulduğunu, telefon görüşmelerinin dinlendiğini ve dosyalarda gerçeği yansıtmayan bilgilerin yer aldığını söyledi.
Tages-Anzeiger’in 8 Ağustos’ta yayımladığı röportaja göre, SP’li eski Federal Bakan Leuenberger’in federal güvenlik makamları tarafından fişlenmesine henüz hukuk eğitimini tamamladığı 1972 yılında başlandı. Aynı yıl Zürih kentindeki SP’nin başkanlığına seçilmesi de dosyasına kaydedildi.
“Polis memuru bilerek yalan söyledi”
Leuenberger, 1991’de Zürih Kantonu hükümetine seçildikten sonra Zürih şehir ve kanton polisinin kendisi hakkında tuttuğu kayıtları istediğini anlattı. Belgelerde sıradan bilgilerin yanı sıra yanlış ve kendi ifadesiyle “bilerek yanlış” kayıtlar bulunduğunu söyledi.
Bunlardan birinin, kendisinin izinsiz bir gösteriye katıldığı iddiası olduğunu belirten Leuenberger, söz konusu dönemde zaten kamuoyunda tanınan bir siyasetçi olduğunu vurgulayarak, “Polis memuru beni başka biriyle karıştırmış olamaz. Bilerek yalan söyledi” dedi.
Leuenberger bunun üzerine Zürih Şehir Polisi nezdinde disiplin soruşturması talep ettiğini, ancak kendisine kaydı oluşturan polis memurunun tespit edilemediğinin bildirildiğini söyledi. Bu açıklamayı inandırıcı bulmadığını da ifade etti.
Telefon görüşmeleri de kayıtlara girdi
Belgelerde Leuenberger’in yaptığı bazı telefon görüşmelerinin de kayıt altına alındığı ortaya çıktı. Bunlardan biri, feminist kadın hareketinden bir kişinin kendisinden boşanma ve evlilik sorunları konusunda uygun ücretli veya ücretsiz hukuki yardım talep ettiği görüşmeydi.
Leuenberger, avukatlık faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen böyle bir görüşmenin kaydedilmesini avukatlık sırrının ihlali olarak değerlendirdi.
Dosyalarda ayrıca bir öğretmenin hukuki temsilciliğini üstlenmesi, Zürih’teki Shop-Ville’de imza toplanmasına ilişkin hukuki girişimi, SP Zürih başkanlığına seçilmesi ve seçimlerde aldığı oy sayısı gibi çok sayıda bilginin de yer aldığı belirtildi.
Skandalı araştırırken kendi dosyasını istemedi
Leuenberger’in hikâyesini dikkat çekici kılan bir başka nokta ise 1989’da fişleme skandalını ortaya çıkaran Parlamento Araştırma Komisyonu’nun (PUK) başkanı olması.
Leuenberger, o dönemde kendi federal dosyasını özellikle görmek istemediğini belirterek, kişisel hesaplaşma görüntüsü vermekten kaçındığını söyledi.
PUK üyelerinin Federal Polis tarafından tutulan fişlerin bulunduğu arşive ilk kez girdikleri anı da anlatan Leuenberger, dönemin FDP’li senatörü Gilles Petitpierre’in, babası ve eski Federal Konsey üyesi Max Petitpierre hakkında tutulmuş dosyayı bulunca büyük şaşkınlık yaşadığını aktardı. Ardından diğer komisyon üyeleri de kendi isimlerini aramaya başladı.
Siyasi faaliyetler devlet güvenliği gerekçesiyle kaydedildi
Leuenberger’e ait 1972 tarihli ilk kayıtlardan birinde, Zürih’te sol grupların oluşturduğu bir komitenin toplantısına katıldığı ve “sesinden tanındığı” ileri sürüldü.
Leuenberger ise böyle bir toplantıya hiçbir zaman katılmadığını söyledi. Dosyalarda tanımadığı kişiler ve gruplarla ilişkilendirildiğini belirterek bunları “şüpheler ve yanlış suçlamaların karışımı” olarak nitelendirdi.
Leuenberger’e göre sorun yalnızca kendisiyle sınırlı değildi. Soğuk Savaş dönemindeki fişleme sistemi, çok sayıda kişinin mesleki ve özel yaşamını etkiledi. Bazı öğretmenlerin yazdıkları okuyucu mektupları nedeniyle işlerini kaybettiğini, bazı üniversite mezunlarının ise kendilerine vaat edilen işleri neden alamadıklarını ancak yıllar sonra dosyalarını gördüklerinde anlayabildiklerini anlattı.
“Kontrolsüz büyüyen bir gözetim devleti oluştu”
Eski Federal Bakan, yaşananlardan yalnızca kayıtları tutan görevlilerin sorumlu tutulmasının yeterli olmayacağını savundu. Siyasi iradenin üst kademelerden geldiğini belirten Leuenberger, dönemin Adalet ve Polis Bakanı Kurt Furgler’in daha kapsamlı bir gözetim sistemi oluşturmak istediğini söyledi.
Leuenberger’e göre Federal Konsey, hangi bilgilerin toplandığını yeterince denetlemedi ve bunun sonucunda devlet güvenliği gerekçesiyle çok geniş kapsamlı bir takip sistemi ortaya çıktı.
1989’da patlak veren Fichenskandal sonrasında PUK tarafından hazırlanan önerilerin hayata geçirildiğini ve devlet güvenliği alanındaki denetim mekanizmalarının güçlendirildiğini belirten Leuenberger, Soğuk Savaş’ın sona ermesinin de sistemin sorgulanmasında önemli rol oynadığını söyledi.
“Bugün aynı şey dijital ortamda yaşanıyor”
Leuenberger, benzer bir fişleme sisteminin günümüzde yeniden ortaya çıkıp çıkamayacağı sorusuna ise dikkat çekici bir yanıt verdi:
“Evet ve bu zaten tüm hızıyla devam ediyor.”
Ancak eski Federal Bakana göre günümüzde kayıtlar artık karton fişlerde ve arşiv dolaplarında değil, dijital bulut sistemlerinde tutuluyor ve algoritmalar tarafından oluşturuluyor. Leuenberger, bu yeni gözetim biçiminin parlamenter araştırma komisyonları gibi demokratik mekanizmalarla denetlenmesinin geçmişe kıyasla çok daha güç olduğunu savundu.
Fichenskandal neydi?
İsviçre’de 1989 yılında ortaya çıkan Fichenskandal, devlet güvenlik makamlarının onlarca yıl boyunca çok geniş bir kesim hakkında siyasi ve kişisel bilgiler topladığının anlaşılmasıyla ülke çapında büyük tartışmaya yol açmıştı.
Leuenberger’in başkanlığını yaptığı Parlamento Araştırma Komisyonunun çalışmaları, gözetimin boyutlarının ortaya çıkmasında önemli rol oynadı. Aradan yaklaşık dört on yıl geçtikten sonra Leuenberger’in kendi dosyasında bulunan kayıtlar, dönemin devlet gözetimi uygulamalarını yeniden İsviçre kamuoyunun gündemine taşıdı.