BERN – İsviçre’de 14 Haziran’da yapılacak halk oylaması öncesinde göç ve nüfus artışı yeniden ülke gündeminin merkezine oturdu. İsviçre Halk Partisi’nin (SVP/UDC) ülke nüfusunun 10 milyonu aşmasını engellemeyi amaçlayan girişimi tartışılırken, Göçten Sorumlu Devlet Sekreteri Vincenzo Mascioli mevcut sistemin savunmasını yaptı ve nüfus artışına karşı alınacak sert önlemlerin ülkenin refahını tehlikeye atabileceği uyarısında bulundu.
Watson’a verdiği kapsamlı röportajda konuşan Mascioli, İsviçre’nin iltica sisteminin Avrupa’daki en başarılı modellerden biri olduğunu belirterek, iltica başvurularının son üç yıldır düzenli olarak düştüğünü ve mevcut sistemin bağımsız denetimlerden başarıyla geçtiğini söyledi.
“Sistemin Güvenilirliği Korunmalı”
Mascioli, özellikle Kuzey Afrika ülkelerinden gelen ve sığınma hakkı elde etme ihtimali son derece düşük olan bazı genç erkeklerin başvuruları sırasında suç işlemesinin sistemin güvenilirliğine zarar verdiğini ifade etti.
Bu nedenle yeni düzenlemeler üzerinde çalışıldığını belirten Mascioli, açıkça temelsiz olduğu görülen bazı başvurular için daha erken aşamada değerlendirme yapılmasının gündemde olduğunu açıkladı.
Göçten sorumlu yetkili, iltica sisteminin asıl amacının savaş, zulüm ve siyasi baskıdan kaçan kişileri korumak olduğunu vurgulayarak, sistemin bu temel işlevinin korunması gerektiğini söyledi.
Fas ile Yeni Anlaşma
Geçtiğimiz günlerde Fas’ı ziyaret eden Mascioli, Rabat yönetimiyle yapılan yeni anlaşmanın özellikle kimlik tespit süreçlerini hızlandıracağını belirtti. Bu sayede geri gönderme işlemlerinin daha hızlı gerçekleşmesi bekleniyor.
Mascioli ayrıca Fas, Cezayir ve Tunus’un vatandaşlarını geri kabul etme konusunda geçmiş yıllara göre çok daha iş birliğine açık davrandığını ifade etti.
Schengen ve Dublin Uyarısı
Röportajda en dikkat çeken bölümlerden biri ise Schengen ve Dublin anlaşmalarıyla ilgili açıklamalar oldu.
Mascioli’ye göre, SVP’nin girişiminin kabul edilmesi ve kişilerin serbest dolaşım anlaşmasının sona ermesi durumunda, İsviçre’nin Schengen ve Dublin sistemlerinden de çıkma riski bulunuyor.
Bu durumun özellikle iltica alanında ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Mascioli, Dublin sistemi sayesinde İsviçre’nin bugüne kadar 42 binin üzerinde sığınmacıyı başka Avrupa ülkelerine transfer edebildiğini hatırlattı.
“Daha Fazla Bürokrasi Kaçınılmaz”
10 milyonluk nüfus sınırının aşılması halinde gündeme gelebilecek alternatif göç modelleri arasında kota sistemi, Kanada tipi puanlama sistemi ve göçmen vergisi gibi seçeneklerin bulunduğunu belirten Mascioli, hangi model tercih edilirse edilsin daha fazla bürokrasinin kaçınılmaz olacağını söyledi.
“Refahımızı Tehlikeye Atmamalıyız”
İsviçre’de göçün yarattığı hızlı toplumsal değişimlerin bazı kesimlerde endişe oluşturduğunu kabul eden Mascioli, buna rağmen ekonomik refahın korunmasının öncelikli olması gerektiğini belirtti.
Mascioli, “Federal Konsey, nüfusa katı bir üst sınır getirmenin çok riskli bir deney olacağına inanıyor. İsviçre’nin refahını yanlış nedenlerle tehlikeye atmamalıyız” ifadelerini kullandı.
İsviçre halkı, ülkenin gelecekteki göç politikasını önemli ölçüde etkileyebilecek olan bu girişim hakkında kararını 14 Haziran’daki referandumda verecek.