Hastane giderleri, sağlık sigortası primleri ve giderek pahalılaşan bir sistem… Üstelik birçok hastane aynı zamanda mali baskı altında.
Her yıl yükselen fatura
Bazı faturaları ödemekten memnuniyet duyarız: kira, yemek, elektrik… Yaşamımız için gerekli giderler.
Ancak her yıl yeniden aynı soruyu sorduran bir fatura var:
Neden sürekli yükseliyor?
Sağlık sigortası primlerinden söz ediyorum. İsviçre’de her sonbahar aynı süreç başlıyor: Yeni primler açıklanıyor, aileler yeniden hesap yapıyor, emekliler gelecek ayların bütçesini düşünüyor ve birçok kişi nereden tasarruf edebileceğini araştırıyor.
Daha az tatil mi? Çocuklar için daha az harcama mı? Yoksa her ay biraz daha fazla para ayırmak mı?
Beni düşündüren yalnızca primlerin yüksekliği değil. Daha temel bir soru var:
Sağlığımız için giderek daha fazla para öderken hastaneler neden aynı zamanda mali baskı altında?
Son on yılın rakamlarına baktığımızda, meselenin yıllık prim artışlarından çok daha karmaşık olduğunu görüyoruz.
Hastane giderleri artıyor
2015 ile 2024 arasında İsviçre’deki hastanelerin giderleri yaklaşık 27 milyar franktan 35 milyar franka yükseldi. Bu, yaklaşık yüzde 30’luk bir artış anlamına geliyor.
Ancak giderlerin artması, kârların da arttığı anlamına gelmiyor.
2024 yılında hastanelerin toplam giderleri yaklaşık 36,95 milyar frank, gelirleri ise yaklaşık 36,60 milyar frank olarak bildirildi. Aradaki fark, yaklaşık 347 milyon franklık zarar anlamına geliyor.
Ayrıca kamu hastanelerinin yaklaşık yüzde 62’sinin 2024 yılında negatif mali sonuç açıkladığı bildirildi.
Bu rakamlar bizi önemli bir soruyla karşı karşıya bırakıyor:
Sistem giderek pahalılaşırken sağlık hizmeti sunan kurumlar da mali baskı yaşıyorsa, bu baskı nerede oluşuyor?
Hastane giderleri yalnızca binalardan ve tıbbi cihazlardan ibaret değildir. Personel, ilaçlar, ameliyatlar, acil servisler, enerji, bakım ve teknolojik yatırımlar da bu maliyetlerin içindedir.
Dolayısıyla çözüm ararken yalnızca toplam giderlere değil, bu giderleri oluşturan unsurlara da bakmak gerekir.
Primler de yükseliyor
Yetişkinler için incelenen standart zorunlu sağlık sigortası primi, 2015’te aylık yaklaşık 412 frank iken 2024’te 554 franka çıktı.
Tek bir kişi için bile hissedilir olan bu artış, aileler için çok daha büyük bir bütçe yüküne dönüşebiliyor. Birden fazla sigortalı, muafiyet ve kişinin cebinden ödediği sağlık giderleri hesaba katıldığında toplam yük daha da artıyor.
Ancak burada basit bir yanılgıya düşmemek gerekiyor:
Sağlık sigortası primleri yalnızca hastaneleri finanse etmez.
Doktorlar, ilaçlar, bakım hizmetleri, evde sağlık hizmetleri, fizyoterapi, laboratuvar ve başka birçok sağlık hizmeti de zorunlu sağlık sigortasının kapsamına girer.
Bu nedenle hastane giderleriyle sigorta primlerini doğrudan birbirine eşitlemek doğru olmaz.
Faturayı en sonunda kim ödüyor?
İsviçre’nin güçlü bir sağlık sistemi var. Ancak bu sistemi farklı yollarla finanse ediyoruz: sağlık sigortası primleriyle, vergilerle, kişilerin katkı paylarıyla ve kantonların hastane finansmanıyla.
Bu nedenle yalnızca her yıl açıklanan yeni primleri tartışmak yeterli değil.
Yanlış teşvikleri, aynı hizmetlerin tekrarlanmasını, yatarak tedavi yerine ayakta tedavi seçeneklerini, bürokrasiyi ve verimliliği de konuşmalıyız.
Sağlık hizmetlerinde tasarruf yapmak, tıbbi kaliteden vazgeçmek anlamına gelmemeli. Ama her harcamanın gerçekten gerekli olup olmadığını sorgulamak da sistemin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.
Temel sorular
Finansman
Giderleri kim karşılıyor: sağlık sigortaları, kantonlar, vergiler yoluyla kamu veya sigortalılar mı?
Verimlilik
Hangi sağlık hizmetleri gerçekten tıbbi fayda sağlıyor? Gereksiz tekrarların önüne geçilebilir mi?
Hastaneler
Giderler artarken hastanelerin önemli bir bölümü neden mali açıdan zorlanıyor?
Primler
Sağlık sigortası primlerinin aile bütçesi üzerindeki yükü ne kadar sürdürülebilir?
Kişisel değerlendirmem
Son on yılın rakamlarına baktığımda tek bir suçlu görmüyorum. Giderek daha fazla paranın dolaştığı, ancak birçok insanın sistemin artık eskisi kadar sürdürülebilir olmadığını düşündüğü bir yapı görüyorum.
Hastane giderleri artıyor. Sağlık sigortası primleri artıyor. Hane halkının üzerindeki yük büyüyor. Aynı zamanda birçok hastane mali baskı altında kalıyor.
Bu nedenle yalnızca bir sonraki prim artışını konuşmakla yetinemeyiz. Finansmanı, teşvikleri, verimliliği ve sağlık sisteminde harcanan her frankın ne sağladığını tartışmalıyız.
Çünkü mesele yalnızca istatistiklerdeki milyarlar değil.
“Sağlığımı daha ne kadar karşılayabilirim?”