BERN – İsviçre’de 15 yaşındaki öğrencilerin okuma ve matematik alanındaki başarılarının gerilemesi, ülkenin eğitim sistemine yönelik tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
NZZ’de yayımlanan değerlendirmede, kamuoyunun ve eğitim yöneticilerinin son PISA sonuçları karşısında yeterince güçlü tepki göstermediği savunuldu. Yazıda; göç politikası, öğrencilerden başarı beklentisinin azalması ve eğitim yöntemlerindeki değişiklikler, gerilemenin olası nedenleri arasında gösterildi.
Sonuçlar OECD ortalamasının üzerinde
PISA 2025 araştırmasına İsviçre’den 275 okulda eğitim gören yaklaşık 7 bin 600 öğrenci katıldı. Öğrenciler matematikte 499, fen bilimlerinde 501 ve okumada 470 puan aldı.
İsviçre her üç alanda da OECD ortalamasının üzerinde yer aldı. Matematik alanında yalnızca birkaç OECD ülkesi İsviçre’den daha yüksek sonuç elde etti. Ancak ülkenin okuma ve matematik puanları, PISA araştırmasına katılmaya başladığı tarihten bu yana ölçülen en düşük seviyeye geriledi.
İsviçre Kantonal Eğitim Müdürleri Konferansı, öğrencilerin uluslararası karşılaştırmada hâlâ “iyi ile çok iyi” arasında sonuçlar elde ettiğini açıkladı. Bununla birlikte kurum, özellikle sosyal açıdan dezavantajlı öğrencilerin temel yeterlilik seviyesine ulaşmasında ciddi sorunlar bulunduğunu kabul etti.
Her dört öğrenciden biri matematikte zorlanıyor
OECD verilerine göre İsviçre’deki öğrencilerin yüzde 77’si matematikte, yüzde 71’i ise okumada en az ikinci yeterlilik seviyesine ulaşabildi.
Bu sonuçlar, öğrencilerin yaklaşık yüzde 23’ünün matematikte, yüzde 29’unun ise okumada temel yeterlilik düzeyinin altında kaldığını gösteriyor. Matematikte düşük başarı gösterenlerin oranı 2015’e göre 7, okumada ise 9 puan arttı.
Buna karşılık öğrencilerin yüzde 15’i matematikte en yüksek başarı seviyelerine ulaştı. Bu oran OECD ortalamasının neredeyse iki katı olarak kaydedildi.
Ortaya çıkan tablo, İsviçre eğitim sistemindeki başarı farkının yalnızca genel ortalamalar üzerinden değerlendirilemeyeceğini gösteriyor.
Sosyal çevre ve evde konuşulan dil etkili
Araştırmada öğrencilerin başarısıyla ailelerin sosyal ve ekonomik durumu, göç geçmişi ve evde konuşulan dil arasında belirgin bir ilişki bulundu.
Özellikle sosyal açıdan en dezavantajlı yüzde 25’lik gruptaki öğrencilerin sonuçları, diğer öğrencilere kıyasla önemli ölçüde daha düşük çıktı. Evde eğitim dilini konuşmayan çocukların da okul hayatına belirgin bir dezavantajla başladığına dikkat çekildi.
Ancak bu sonuçlar, başarıdaki gerilemenin yalnızca göçle açıklanabileceği anlamına gelmiyor. PISA verileri; sosyal durum, dil yeterliliği, okul ortamı ve aile desteği gibi birçok unsurun eğitim başarısını birlikte etkilediğini gösteriyor.
“Öğrencilerden başarı bekleme isteği azaldı”
Eğitim tartışmasının bir diğer ayağını okullardaki başarı beklentisi oluşturuyor. PISA araştırmasının OECD koordinatörü Andreas Schleicher, toplumun öğrencilerden yüksek başarı talep etme isteğinin azaldığını savunuyor.
Eleştiriler, öğrencilerin gerçek başarı düzeylerinden bağımsız olarak sürekli olumlu geri bildirim almasına ve akademik standartların giderek düşürülmesine odaklanıyor.
Geleneksel ders anlatımı, düzenli uygulama ve hataların düzeltilmesi yerine öğrencilerin kendi başına öğrenmesine ağırlık verilmesi de tartışılan konular arasında bulunuyor. Bu yaklaşımı eleştirenler, öğretmenin giderek bilgi aktaran bir otorite olmaktan çıkarılarak yalnızca yol gösteren bir “koç” konumuna getirildiğini öne sürüyor.
Eğitim sisteminde değişiklik çağrısı
İsviçre’nin fen bilimlerinde son on yıldaki başarısı büyük ölçüde sabit kalırken, okuma ve matematikte 2015’ten bu yana devam eden gerileme eğitim politikalarında yeni adımlar atılması yönündeki çağrıları güçlendiriyor. (edi.admin.ch)
Tartışmanın merkezinde okul öncesi dil desteğinin güçlendirilmesi, temel derslere daha fazla önem verilmesi, başarı standartlarının yeniden belirlenmesi ve desteğe ihtiyaç duyan çocuklara daha erken müdahale edilmesi bulunuyor.
Uzmanlara göre İsviçre hâlâ uluslararası karşılaştırmada güçlü bir eğitim sistemine sahip. Ancak ortalama sonuçların OECD seviyesinin üzerinde olması, okuma ve matematikteki gerilemeyi ya da temel becerileri kazanamayan öğrencilerin sayısındaki artışı görmezden gelmek için yeterli değil.