İSVİÇRE’DE KRİTİK REFERANDUM ÖNCESİ TARAFSIZLIK GERİLİMİ

İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, eski Federal Konsey üyesi ve İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) önde gelen ismi Christoph Blocher’in desteklediği tarafsızlık girişimine karşı kampanyayı başlattı.

Federal Hükümet ve Parlamento, 27 Eylül’de halkın oyuna sunulacak girişimin reddedilmesini istiyor.

İsviçre’de ülkenin dış ve güvenlik politikasını doğrudan etkileyebilecek önemli bir referandum yaklaşırken, hükümet cephesinden girişime sert itiraz geldi. Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Bern’de düzenlediği basın toplantısında, anayasal düzeyde daha katı bir tarafsızlık anlayışının İsviçre’nin hareket alanını daraltacağını savundu.

Federal Konsey ve Parlamento, herhangi bir karşı öneri sunmadan girişimin reddedilmesi çağrısı yapıyor. Cassis’e göre İsviçre, anayasal değişikliğe ihtiyaç duymadan da tarafsızlığını koruyabilir. Ancak hızla değişen uluslararası krizlere karşı ülkenin esnek hareket edebilmesi gerekiyor.

“İsviçre zaten tarafsız”

Cassis, tartışmanın İsviçre’nin tarafsız kalıp kalmayacağı üzerinden yürütülmemesi gerektiğini söyledi. Ona göre asıl mesele, ülkenin anayasasına katı ve değişmez bir tarafsızlık anlayışının yerleştirilip yerleştirilmeyeceği.

İsviçre’nin 180 yılı aşkın süredir tarafsızlık politikasını uyguladığını hatırlatan Cassis, bu politikanın başarısının katılıktan değil, ülkenin çıkarlarına göre pragmatik biçimde uygulanmasından kaynaklandığını savundu.

Bakan, tarafsızlığın başlı başına bir amaç olmadığını; özgürlük, bağımsızlık ve güvenliği korumak için kullanılan bir araç olduğunu belirtti.

Cassis’e göre dünyanın daha istikrarsız hale geldiği bir dönemde İsviçre’nin kendi çıkarlarını bağımsız biçimde savunabilmesi daha da önem kazanıyor. “Moskova, Brüksel veya Washington kadar, katı bir anayasa maddesi de ülkenin dış politikasının yönünü belirlememeli” yaklaşımını savunan Cassis, mevcut esnekliğin korunmasını istedi.

Hükümet: “Girişim İsviçre’yi yalnızlaştırabilir”

Girişime yönelik eleştiriler yalnızca dış politikayla sınırlı değil. Savunma Bakanlığı Güvenlik Politikası Devlet Sekreteri Markus Mäder de girişimin kabul edilmesi halinde İsviçre’nin savunma kapasitesinin zayıflayabileceği uyarısında bulundu.

İsviçre’nin bugün her zamankinden daha fazla uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyduğunu belirten Mäder, diğer ülkelerle gerçekleştirilen bilgi ve deneyim paylaşımı ile ortak askeri tatbikatların ülkenin güvenliği açısından önemli olduğunu söyledi.

Mäder, bu tür iş birliklerinin yalnızca savaş başladıktan sonra yapılmasına izin verilmesi halinde İsviçre’nin ciddi biçimde zor durumda kalabileceğini savundu. Ona göre girişimin kabul edilmesi, dış dünyaya “İsviçre içine kapanıyor” mesajı verebilir.

Rusya yaptırımları da tartışmanın merkezinde

Girişimin ekonomi ve yaptırım politikası açısından da önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.

İsviçre Ekonomi Devlet Sekreterliği (Seco) yetkilisi Büyükelçi Simon Plüss, İsviçre’nin ağır uluslararası hukuk ihlalleri veya saldırı savaşları karşısında yaptırım uygulayabilme kapasitesini koruması gerektiğini söyledi.

Girişim, Birleşmiş Milletler yaptırımları dışında İsviçre’nin başka ülkelerin uyguladığı yaptırımlara katılmasını sınırlandırmayı öngörüyor. Bu durum, özellikle Rusya’ya karşı Avrupa Birliği tarafından uygulanan yaptırımlar açısından önem taşıyor.

Plüss, yaptırım uygulama imkânının ortadan kaldırılmasının İsviçre’nin uluslararası alanda yalnızlaşması riskini artırabileceğini belirtti. Bunun ülkenin savunma sanayisi üzerinde de olumsuz etkileri olabileceği ifade edildi. İsviçre’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği savaş malzemesi ihracatının yüzde 86’sının Avrupa ülkelerine yapıldığı kaydedildi.

Cassis: “Tarafsızlık kayıtsızlık değildir”

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından İsviçre’nin Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına katılması da tartışmanın önemli başlıklarından biri.

Cassis, yaptırımlara katılmanın İsviçre’yi daha savunmasız hale getirdiği yönündeki eleştirileri reddetti. Aksine, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgali sırasında İsviçre’nin yalnızca izlemekle yetinmesinin ülkeyi daha zor bir konuma sokacağını savundu.

Cassis, askeri ve askeri olmayan önlemler arasında ayrım yapılması gerektiğini vurgulayarak, İsviçre’nin tarafsızlığının uluslararası hukuk ihlallerine karşı tamamen sessiz kalmak anlamına gelmediğini söyledi.

İsviçre halkı, Blocher ve destekçilerinin savunduğu daha katı tarafsızlık anlayışını 27 Eylül’de yapılacak referandumda oylayacak. Federal Konsey ve Parlamento ise girişimin reddedilmesini istiyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İsviçre Haberleri