ZÜRİH – İklim tartışmalarında genç kuşaklar çoğu zaman çevre konusunda daha duyarlı bir kesim olarak öne çıkıyor. Ancak yeni bir bilimsel araştırma, konu beslenme olduğunda dikkat çekici biçimde farklı bir tablo ortaya koydu.
Bilimsel dergi Nature Food’da yayımlanan araştırmaya göre, ergenler ve genç yetişkinler kişi başına düşen beslenme kaynaklı sera gazı emisyonlarında bütün yaş gruplarının önünde bulunuyor. Araştırmada 149 ülkede, 22 farklı yaş grubunun beslenme alışkanlıkları incelendi ve toplam 141 gıda ürününün iklim üzerindeki etkileri değerlendirildi.
11-29 yaş grubu öne çıkıyor
Araştırmanın sonuçlarına göre 11 ile 29 yaş arasındaki nüfusta kişi başına düşen beslenme kaynaklı emisyonlar en yüksek seviyeye ulaşıyor. Yaş ilerledikçe kişi başına düşen emisyonların genel olarak azaldığı görülüyor.
Gençlerdeki yüksek değerin bir bölümü büyüme, kas ve kemik gelişimi gibi nedenlerle daha fazla enerji ihtiyacından kaynaklanıyor. Ancak araştırmada beslenme tercihlerinin de belirleyici olduğu belirtiliyor. Et, süt ürünleri ve yüksek derecede işlenmiş gıdaların daha fazla tüketilmesi ile içecek tercihleri gençlerin iklim bilançosunu olumsuz etkiliyor.
Özellikle et tüketimi araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri. Et ve süt ürünleri farklı yaş gruplarında beslenmeden kaynaklanan emisyonların başlıca kaynakları arasında bulunuyor. Nature Food araştırması, artan et tüketiminin, özellikle de kırmızı etin, emisyon artışının önemli nedenlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.
İsviçre açısından da önemli
Araştırma doğrudan yalnızca İsviçre’yi inceleyen bir çalışma olmasa da sonuçların İsviçre gibi yüksek gelirli ve nüfusu giderek yaşlanan ülkeler açısından önem taşıdığı belirtiliyor.
İsviçre Federal Gıda Güvenliği ve Veterinerlik Dairesi (BLV) Sözcüsü Tiziana Böbner-Lombardo da çalışmanın İsviçre açısından dikkate değer olduğunu belirtiyor. İsviçre’deki beslenme verilerinin de genç yetişkinlerin kişi başına yaşlılardan daha fazla et tükettiğine işaret ettiği aktarılıyor.
Uzmanlara göre gençler açısından çözüm yalnızca “daha az yiyin” veya “etten vazgeçin” mesajları vermek değil. Daha küçük et porsiyonları, daha sık ve lezzetli vejetaryen yemekler ve bitkisel ağırlıklı alternatiflerin cazip hale getirilmesi daha etkili bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
60 yaş üstü nüfusun etkisi de büyüyor
Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de 60 yaş üzerindeki nüfusla ilgili.
Yaşlıların kişi başına düşen beslenme kaynaklı emisyonları gençlerden daha düşük olmasına rağmen, bu yaş grubunun toplam emisyonlardaki ağırlığı giderek artıyor. Bunun temel nedeni yaşlıların daha fazla tüketmesi değil, nüfus içerisindeki 60 yaş üstü insanların sayısının artması.
Araştırmacılar, özellikle Batı Avrupa, ABD ve Japonya gibi yüksek gelirli bölgelerde yaşlı nüfusun toplam beslenme kaynaklı emisyonlarda giderek daha önemli bir paya sahip olduğunu belirtiyor.
Her yaş grubuna aynı yöntem uygulanmamalı
Araştırmacılar bu nedenle iklim dostu beslenme politikalarının bütün yaş grupları için aynı şekilde hazırlanmasının doğru olmayacağını savunuyor.
Gençlerde okul yemekleri, beslenme eğitimi ve davranış değişiklikleri öne çıkarken, ileri yaş gruplarında yeterli protein alımını koruyan ancak et ağırlığını azaltan beslenme modellerinin teşvik edilmesi öneriliyor.
Özellikle okullarda lezzetli ve cazip vejetaryen seçeneklerin artırılması, yemek derslerinde sürdürülebilir beslenmeye daha fazla yer verilmesi ve gençlere yasaklayıcı mesajlar yerine sağlık, spor, yenilik ve sürdürülebilirlik üzerinden ulaşılması öneriler arasında bulunuyor.
Bitkisel ağırlıklı beslenme öne çıkıyor
Uzmanlar İsviçre açısından temel hedefin insanların ihtiyaç duyduğu besin değerlerinden vazgeçmesi olmadığının altını çiziyor. Bunun yerine yeterli protein sağlayan, daha fazla bitkisel ürün içeren ve gıda israfını azaltan bir beslenme modelinin hem sağlık hem de çevre açısından avantaj sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Araştırmanın ana mesajı ise oldukça net: Beslenmenin iklim üzerindeki etkisini azaltmak için yalnızca insanların ne yediğine değil, hangi yaş grubunun nasıl beslendiğine de bakılması gerekiyor. Dünya genelinde gençlerin kişi başına yüksek emisyonları ile giderek büyüyen yaşlı nüfus, gelecekte gıda ve iklim politikalarının iki önemli hedef grubu olarak görülüyor.