İsviçre’de görülen davada, Vorarlberg kökenli bir erkeği silahla öldüren 40 yaşındaki Macar kadın hakkında karar açıklandı. Altstätten kentindeki Kreisgericht Rheintal, sanığı “meşru müdafaa sınırının aşılmasıyla kasıtlı öldürme” suçundan 6,5 yıl hapis cezasına çarptırdı. Ayrıca kadın hakkında 10 yıl süreyle İsviçre’ye giriş yasağı kararı verildi.
Başından Vurularak Hayatını Kaybetti
Olay, Eylül 2023’te Diepoldsau’da meydana geldi. Sanığın, Vorarlbergli 43 yaşındaki erkeği evinde başından vurarak öldürdüğü belirtildi.
Mahkeme sürecinde, olay öncesinde tarafların alkol aldığı ve rızaya dayalı birliktelik yaşadığı ifade edildi. Cinayette kullanılan silahın, mağdura ait ve olay sırasında yakınında bulunduğu aktarıldı.
İkili, olaydan yaklaşık üç hafta önce Bregenz’teki bir eğlence mekânında tanışmış ve sonrasında düzenli olarak görüşmeye başlamıştı.
Olay Sonrası Yardım Çağrısı
Sanık, ifadesinde olaydan sonra acil yardım numarasını internetten araştırdığını ancak ulaşamayınca bir taksi şoförünü arayarak yardım çağırmasını istediğini belirtti. Daha sonra kendisinin de acil hattı aradığı ve sağlık ekipleri gelene kadar telefonda kaldığı ifade edildi.
İlk yardım uygulamadığını söyleyen sanığın, olay sırasında kullanılan silahın mağdurun sahip olduğu üç silahtan biri olduğu da kaydedildi.
Tartışma: Meşru Müdafaa mı, Kasıt mı?
Davanın merkezinde, olayın meşru müdafaa kapsamında olup olmadığı sorusu yer aldı. Sanık, mağdurun kendisinin ağız ve burnunu kapattığını ve bu nedenle ölüm korkusu yaşadığını iddia etti.
Savcılık ise bu savunmaya şüpheyle yaklaşarak, sanığın kendini korumak için başka seçeneklerinin bulunduğunu ileri sürdü. Savunma ise olayın tipik bir “meşru müdafaa sınırının aşılması” durumu olduğunu savundu.
Mahkeme: Ölümü Göze Aldı
Mahkeme, sanığın ateş ettiğini hiçbir zaman inkâr etmediğini ve bilinçli şekilde baş bölgesini hedef aldığını vurguladı. Bu nedenle ölümün göze alındığına hükmedildi.
Ancak mahkeme, sanığın nefessiz kalma korkusuna ilişkin anlatımını ve dudak bölgesindeki yaralanmaları dikkate alarak olayın meşru müdafaa kapsamında başladığını kabul etti. Buna rağmen verilen tepkinin orantısız olduğu ve alternatiflerin bulunduğu gerekçesiyle “meşru müdafaa sınırının aşılması” kararı verildi.