BERN – Rekor sıcaklıklar, art arda gelen sıcak hava dalgaları, kuraklık ve nehirlerde düşen su seviyeleri… İsviçre’nin 2026 yazında yaşadığı olağanüstü hava koşulları, Avrupa’nın dünyanın diğer bölgelerinden daha hızlı ısınmasını yeniden gündeme getirdi.
Tages-Anzeiger’in, ETH Zürih İklim ve Atmosfer Bilimleri Enstitüsü Profesörü Erich Fischer’in değerlendirmelerine yer verdiği haberine göre Avrupa, son yıllarda küresel ortalamanın yaklaşık iki katı hızla ısındı ve kıtalar arasında en hızlı ısınan bölge oldu.
Avrupa’daki artış 0,87 derece
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) ile Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) yayımladığı “European State of the Climate 2025” raporuna göre, 1990-2020 referans dönemiyle karşılaştırıldığında küresel sıcaklık 0,44 derece, Avrupa’daki sıcaklık ise 0,87 derece arttı.
Kuzey Kutbu bölgesinde artış yaklaşık 1,18 dereceye ulaştı. Ancak Arktik ayrı bir kıta olarak değerlendirilmediğinden Avrupa, kıtalar arasında en hızlı ısınan bölge konumunda.
İsviçre’nin kara ülkesi olması önemli
Bilim insanlarına göre nedenlerden biri kara ve denizlerin ısıyı farklı şekilde depolaması. Kara parçaları okyanuslardan daha hızlı ısınıyor.
Fischer’e göre kara alanları yaklaşık 1,6 kat daha hızlı ısınıyor. Bunun nedenlerinden biri, suyun karaya kıyasla daha fazla ısı depolayabilmesi. Ayrıca kara üzerindeki havanın daha kuru olması, aynı miktardaki enerjiyle sıcaklığın daha hızlı yükselmesine yol açıyor.
Buzullar eridikçe ısınma hızlanıyor
İsviçre açısından özellikle Alpler’deki kar ve buzulların azalması önemli bir faktör.
Kar ve buz, güneş ışınlarının önemli bölümünü uzaya geri yansıtıyor. Ancak buzullar ve kar örtüsü küçüldükçe daha koyu renkli kara yüzeyleri ortaya çıkıyor. Bu yüzeyler güneş enerjisini daha fazla emiyor ve bölgenin daha fazla ısınmasına neden oluyor.
Araştırmalara göre dağlık bölgeler, vadilere kıyasla her on yılda yaklaşık 0,21 derece daha hızlı ısınıyor.
Daha temiz hava da sıcaklığı artırıyor
Araştırmanın en dikkat çekici noktalarından biri ise Avrupa’da hava kalitesinin iyileşmesinin ısınmayı artıran faktörlerden biri olması.
1980’lerden bu yana atmosferdeki ince partikül ve kurum miktarının azalması, güneş ışınlarının yeryüzüne daha güçlü ulaşmasına neden oldu.
Geçmişte yoğun hava kirliliği güneş ışınlarının bir bölümünü engelleyerek sera gazlarının oluşturduğu ısınmayı kısmen maskeliyordu. Havanın temizlenmesiyle birlikte bu perde etkisi azaldı.
Fischer, bunun özellikle İsviçre ve Avrupa’da yaz aylarında görülen güçlü sıcaklık artışının açıklanmasında önemli olduğunu belirtiyor.
Bilim insanlarının çözemediği soru
Bir başka dikkat çekici gelişme ise Avrupa’da yaz aylarında yüksek basınçlı hava sistemlerinin daha sık görülmesi.
Son 30 yılda bu tür hava koşullarında belirgin bir artış gözlemlendi. Yüksek basınç sistemleri uzun süreli sıcak ve kurak havayı beraberinde getirirken, sıcak hava kütlelerinin Güney Avrupa’dan İsviçre’ye taşınmasını da kolaylaştırıyor.
Avrupa’daki sıcak hava dalgalarının son 40 yılda ABD ve Kanada gibi benzer enlemlerde bulunan bölgelere kıyasla üç ila dört kat daha hızlı arttığı belirtiliyor.
Ancak bilim insanlarının henüz kesin olarak yanıtlayamadığı kritik soru şu: Yüksek basınç sistemlerindeki artış geçici bir doğal değişkenlik mi, yoksa iklim değişikliğinin Avrupa’nın hava düzenini kalıcı olarak değiştirmesinin sonucu mu?
İklim modelleri bile Avrupa’daki artışı düşük hesaplıyor
Bilim dünyasını düşündüren bir başka nokta da iklim modelleri ile gerçek ölçümler arasındaki fark.
Küresel sıcaklık artışını oldukça başarılı biçimde tahmin eden modeller, Avrupa’da ölçülen hızlı ısınmayı olduğundan düşük gösteriyor.
Fischer’e göre bu farkın nedenini ortaya çıkarmak, iklim araştırmalarının günümüzdeki temel sorularından biri.
Avrupa’nın neden beklenenden daha hızlı ısındığının bütün ayrıntıları henüz çözülemese de mevcut veriler, İsviçre ve Alp bölgesinin iklim değişikliğinin etkilerini dünya ortalamasından çok daha güçlü hissetmeye devam edeceğini gösteriyor.