Eski Zürih Başkonsolosu Demirok: Türkiye ile AB Arasındaki Makas Açılıyor

Türkiye’nin eski Zürih Başkonsolosu ve emekli diplomat Gürsel Demirok, Avrupa Birliği’nin yeni genişleme politikasını ve Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğini değerlendirdi. Demirok, tam üyelik perspektifinin giderek zayıfladığını ancak tarafların birbirine

Demirok, tam üyelik perspektifinin giderek zayıfladığını ancak tarafların birbirine duyduğu stratejik ihtiyacın arttığını belirtti.

ZÜRİH – Türkiye’nin 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosluğu görevini yürüten emekli diplomat Gürsel Demirok, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin giderek daha karmaşık bir yapıya dönüştüğünü söyledi.

Demirok, Medya Günlüğü’nde kaleme aldığı yazısında, AB’nin jeopolitik gelişmeler doğrultusunda yeni bir genişleme yaklaşımı benimsediğine dikkati çekti. Yeni modelin, aday ülkelerin tam üyelik gerçekleşmeden önce belirli sektörlerde AB Tek Pazarı’na katılmasını ve bazı Avrupa kurumlarına erişmesini öngördüğünü belirtti. (medyagunlugu.com⁠)

Türkiye yeni modelin ilk aşamasında yer almadı

Karadağ, Arnavutluk, Moldova ve Ukrayna gibi aday ülkeler için yeni yol haritalarının hazırlandığını kaydeden Demirok, Türkiye’nin reform eksiklikleri ve AB’nin dış politikasıyla yaşadığı uyumsuzluklar nedeniyle ilk aşamada yer almadığını ifade etti.

AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos da yeni modelin tam üyeliğin yerine geçmeyeceğini, üyelik sürecini hızlandırmayı amaçlayan bir araç olacağını açıklamıştı. Kos, aday ülkelerin bu imkânlardan yararlanabilmesi için reformlarda ilerleme sağlaması ve AB ile stratejik uyum göstermesi gerektiğini belirtmişti. (eurointegration.com.ua⁠)

Gözler 28 Ekim’de açıklanacak raporda

Demirok, ertelenmemesi hâlinde 28 Ekim’de yayımlanması beklenen 2026 AB Türkiye Raporu’nun ağırlıklı olarak eleştirel ifadeler içereceğini öngördü.

Avrupa Parlamentosunun haziran ayında kabul ettiği rapor kadar sert bir metin beklemediğini belirten Demirok, Türkiye’de basın özgürlüğü, yerel demokrasi ve temel haklar alanında yaşanan gelişmelerin yeni rapora yansıyacağını ifade etti.

Marta Kos da kısa süre önce yaptığı açıklamada, Türkiye’deki demokratik standartlara ilişkin ciddi endişelerin sürdüğünü söylemişti. Kos, basın özgürlüğü ve yerel demokrasi alanındaki gelişmelerin Türkiye ile AB üyeliği hedefi arasındaki mesafeyi artırdığını savunmuştu. (reuters.com⁠)

“Türkiye’nin stratejik önemi arttı”

Demirok, siyasi ve demokratik alanlardaki anlaşmazlıklara rağmen Türkiye’nin Avrupa açısından stratejik öneminin giderek arttığına dikkati çekti.

Ukrayna-Rusya savaşı, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliği, bölgesel istikrar ve düzensiz göçle mücadele gibi başlıkların Ankara ile Brüksel arasındaki iş birliğini zorunlu hâle getirdiğini belirtti.

Akdeniz ve Karadeniz’de güvenli bir ortam oluşturulması, bölgesel bağlantıların güçlendirilmesi ve göçün kontrol altına alınması için Türkiye ile karşılıklı yarara dayalı ilişkilerin geliştirilmesinin AB açısından önem taşıdığını vurguladı.

Vize muafiyeti ve Gümrük Birliği gündemde

Demirok’a göre Türkiye’nin vize muafiyeti için attığı adımlar ile kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuatı Avrupa standartlarıyla uyumlu hâle getirme çalışmaları da yaklaşan raporda yer bulabilir.

Brüksel’in terörle mücadele mevzuatı, Europol ile iş birliği, kamu ihaleleri ve yolsuzlukla mücadele gibi alanlarda Türkiye’den somut değişiklikler beklediğini ifade eden Demirok, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin de ilişkilerin önemli gündem maddelerinden biri olduğunu kaydetti.

Türkiye ve AB, 2026 yılında gerçekleştirilen görüşmelerde Gümrük Birliği, çok girişli Schengen vizelerinin kolaylaştırılması, güvenlik, göç ve ekonomik iş birliği konularındaki diyaloğun sürdürülmesi yönünde irade ortaya koymuştu. (enlargement.ec.europa.eu⁠)

“Tam üyelik perspektifi kayboldu”

Geçmişte AB’nin Türkiye raporlarının kamuoyunda büyük ilgi gördüğünü hatırlatan Demirok, Ankara’nın o dönemlerde Brüksel’in önerilerini dikkate aldığını ve mevzuatını bu doğrultuda gözden geçirdiğini belirtti.

Ancak zamanla AB’nin Türkiye’yi tam üye olarak kabul etmek istemediği yönündeki düşüncenin güçlendiğini ifade eden Demirok, bu algının Türk kamuoyunu Avrupa Birliği’ne karşı daha mesafeli hâle getirdiğini söyledi.

AK Parti iktidarının da zaman içerisinde AB’nin öneri ve eleştirilerine daha az önem vermeye başladığını savunan Demirok, “Böylece makas iyice açıldı ve tam üyelik perspektifi kayboldu” değerlendirmesinde bulundu.

Demirok, ortaya çıkan tablonun hem Türkiye’nin AB üyeliğini istemeyen Avrupalı çevreleri hem de Birliğin değerlerine mesafeli duran Türkiye’deki kesimleri memnun ettiğini belirtti.

Türkiye’nin insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne bağlı demokratik bir ülke olarak Avrupa Birliği içerisinde yer almasını isteyenlerin ise her iki tarafta da seslerini yeterince duyuramadığını ifade etti.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İsviçre Haberleri