Eğitim ve Aile

Prof. Dr. Bünyamin Bezci

İsviçre’de Türk çocuklarının eğitimi söz konusu olduğunda eksik parçalardan biri de aile olduğu sıkça gözlemleniyor. Aile çocukların iletişim kurma becerilerini kazandığı ve toplumsal değerleri içselleştirdiği ilişkiler bütünü olarak öne çıkmaktadır. Hatta çoğu zaman okuma, yazma ve sayılar dünyasıyla ilgili ilk bilileri de zannedildiği gibi okul değil aile vermektedir. Çocukların özgüvenlerinin ve kişiliklerinin asıl oluştuğu yer de ailedir. Özellikle çalışma hayatının getirdiği zorunluluklar ailede çocuklara ayrılan zaman ve dikkati de azaltmaktadır. Bazen de tam tersine aşırı dikkat çocukların özgüvenini ezmektedir.

Okul yıllarında çocukların yaşadığı sorunların önemli kesimi aileden aktarılan sorunlardan kaynaklanmaktadır. Her ailenin bu tür sorunlara yol açmamak için iç dengelerini iyi kurgulaması ve koruması gerekmektedir. Özellikle ergenlik çağlarındaki sorun yumakları çocuklar için yıkıcı sonuçlara sebep olabilmektedir. Ancak bu yazının asıl konusu aile içi dengelerden ziyade ailenin okulla ilişkisidir.

Zira Türk çocuklarının başarılarını etkileyen en önemli nokta okul-aile ilişkisi olmaktadır. İsviçre gibi liberal ülkelerde eğitim eşit fırsat üzerine kurgulanır ama eğitimin süreci elitisttir. Altıncı sınıfta başlayan eleme stresi eğitim hayatının sonuna kadar devam etmektedir. Üniversiteler sınavla öğrenci almadığından alt elekler daha sıkı kurgulanmıştır. Bu nedenle özellikle zorunlu eğitimin son yıllarında öğrencilerin başarısı için okulla sıkı temaslar gerekmektedir.

Türk öğrencilerin akademik başarı oranı İsviçreli öğrencilerin başarı oranının yarısından bile azdır. Bu eğilimin sebeplerinden biri Türk öğrencilerin ailelerinin eğitim düzeyi olduğu söylenebilir. Zira Türk de olsa İsviçreli de olsa çocukların meslek ve akademik eğitime ayrılması söz konusu olduğunda eğitimli ailelerin çocuklarının kollandığı istatistiklere de yansımaktadır. Bu noktada düğümü çözecek olan yine ailedir. Zira okullar ve öğretmenler çocuklara ilgi gösteren aileleri doğal olarak daha ciddiye almaktadır.

İsviçre’de eğitim alan yabancı olmak ayrı bir sorundur. Özellikle de yabancı işçi ailesi çocuğu olarak eğitim hayatında katmerli sorun alanları oluşabilmektedir. Öğrencilerin olumsuz tecrübeleri çok olsa da olumlu tecrübeleri de az değildir. Özellikle akademik eğitime yönelmek isteyen yabancı işçi ailelerinin çocuklarının da meslek eğitimine yönlendirilmesi önemli sorun alanlarından biridir. Birçok ailenin yaşanmışlıklarıyla tecrübe ettiği bu durumu aşmanın en önemli anahtarı yine ailelerin elindedir. Zira ne öğretmenler ne de okul yönetimleri aldıkları her kararı açıklamak zorunda olduklarından ilgili ve bilgili ailelerin çocuklarını yanlış yönlendirebilirler.

Çocukların eğitim hayatına ilginin hangi sınıfa gittiğini bile bilmeme ile her adımını takip etme arasında farklı seviyeleri bulunmaktadır. Türk çocukları arasında ailelerinin eğitim hayatının hangi aşamasında olduğunu bilmeyenler abartı olmayabilir. Diğer taraftan çocukları akademik eğitimlerini ilerletsin diye onların her kaprisine katlanan ve mali olarak aileyi zorlayacak ayrıcalıklarla donatan Türk aileler de az değildir. Üniversitelerde giyimleri ve imkânlarıyla dikkat çeken yabancı öğrencilere rastlamak zor değildir.

Oysa ailelerin eğitim hayatına ilgisi iki ucun da arasında bir yerde konumlanmalıdır. Ailenin özellikle zorunlu eğitimin son yıllarında çocuklarının seçimlerinde yardımcısı olması önemli bir göstergedir. Çocuklarıyla birlikte gymnasiumları gezen aile olmak gerekmektedir. Çocuklarının meslek deneyimlerini planlayan ve gerekirse onlarla birlikte eğitim fuarlarını dolaşan ailelerden olunmalıdır. Ancak çocuklarını yönlendireyim derken istemediklerine zorlayanlardan da olunmamalıdır. Önemli olan her çocuğunun yeteneğine ve ilgisine göre eğitim hayatının planlanmasıdır.

Aile ilgisi Türkçe ve Türk Kültürü derslerinden de gözlemlediğimiz bir olgudur. Ailenin yönlendirmediği ve ilgi göstermediği durumlarda ek bir yükümlülük olarak görülen kültür derslerine de ilgi azalmaktadır. Çoğu zaman aileler çocukların ilgi göstermediğini ifade etse de asıl ilgi kopuşu ailede yaşanmaktadır. Ebeveynlerden birinin Türkiye’den geldiği durumlarda ya da ebeveynlerden birinin Türk olmaması durumlarında Türkçe derslerine aile ilgisi de yüksek olduğundan çocukları da ilgi göstermektedir.

Eğitim hayatındaki başarısızlıkları çocukların sırtlarına yüklemek kolaydır. Ancak ailenin dengeli ilgisinin eğitim hayatındaki anahtar rolü düşünüldüğünde sadece çocuklarımıza yüklenmek de kolay değildir. Eğitim hayatındaki başarının artması için ailelerin çocukların tepelerine binmeden, gözden uzak tutmamanın yolunu bulması gerekmektedir.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.