ZÜRİH – Birçok ülke doğum oranlarını artırmak için milyarlarca dolar harcarken, sonuçlar hayal kırıklığı oluşturuyor. İsviçre merkezli CH Media yazarı Niklaus Vontobel’in analizine göre, çocuk sayısını artıran en güçlü etkenlerden biri ev sahibi olabilmek. Buna karşılık doğum parası, vergi indirimi ve uzun ebeveyn izinleri gibi teşviklerin etkisi son derece sınırlı kalıyor.
Haberde, ABD Merkez Bankası’nın (Federal Reserve) yaptığı dikkat çekici bir çalışmaya yer veriliyor. Buna göre, 1930’lu yıllarda ABD’de genç ve orta sınıf aileler için ipotek kredilerinin erişilebilir hale getirilmesi, doğum oranlarında ciddi bir artışa yol açtı. Araştırma sonuçlarına göre, verilen her 1.000 konut kredisi için yaklaşık 300 ek bebek doğdu. Çalışmayı hazırlayan ekonomistler, bu durumun o dönemde yaşanan “bebek patlamasının” temel nedenlerinden biri olabileceğini vurguluyor.
Araştırmalar aynı noktaya işaret ediyor
CH Media analizinde yalnızca ABD değil, başka ülkelerde yapılan araştırmalara da dikkat çekiliyor.
Brezilya’da ipotek piyangosu kazanan ailelerin, kazanmayanlara kıyasla daha fazla çocuk sahibi olduğu görülürken; ABD’de yüksek konut fiyatlarının ev sahibi olmayan kesimde doğum oranlarını düşürdüğü tespit edildi. İngiltere’de ise mortgage faizleri düştüğünde doğum oranlarının yükseldiği belirlendi.
Özetle analizde şu sonuca varılıyor: Ev sahibi olma ihtimali arttıkça doğum oranları yükseliyor, konut hayali zorlaştıkça çocuk sayısı azalıyor.
Milyarlar harcandı, sonuç alınamadı
Bu tablo, devletlerin doğum oranlarını artırmak için yürüttüğü pahalı programlarla çelişiyor. The Economist dergisinin de aktardığına göre;
• İskandinav ülkeleri uzun doğum izinleri ve kapsamlı çocuk bakımı sunmasına rağmen başarı sağlayamadı.
• Fransa, GSYİH’ye oranla en fazla harcama yapan ülkelerden biri olmasına rağmen doğum oranlarını artıramadı.
• Güney Kore ise 2006’dan bu yana yaklaşık 270 milyar dolar harcamasına rağmen doğum oranlarındaki düşüşü durduramadı.
Putin bile çözüm bulamadı
Analizde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in çabalarına da yer veriliyor. Washington Post ve Moscow Times kaynaklı bilgilere göre Putin, doğum krizini tersine çevirmek için “Kahraman Anne” nişanları, nakit destekler, kürtajın zorlaştırılması ve “çocuksuzluk ideolojisine” karşı yasalar dahil birçok adım attı. Ancak Rusya Devlet İstatistik Kurumu Rosstat verilerine göre, 2023’te ülkede doğan bebek sayısı 1999’dan bu yana en düşük seviyeye geriledi.
Moscow Times’ın aktardığı bir ankete göre, Rus kadınlarının yüzde 72’si ikiden fazla çocuk istemiyor.
İsviçre’de de durum farklı değil
CH Media analizine göre İsviçre’de de doğum oranı, 1971’den bu yana kaydedilen en düşük seviyeye gerilemiş durumda. Küresel ölçekte ise dünya nüfusunun üçte ikisi, nüfusunu korumaya yetmeyecek kadar düşük doğum oranına sahip ülkelerde yaşıyor. Uzmanlara göre göç olmadan birçok ülkede nüfus azalması kaçınılmaz.