Cumhuriyet’in 103’üncü Yılı Bern’de Coşkuyla Kutlandı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 103’üncü yıldönümü dolayısıyla Bern’de düzenlenen resepsiyon, diplomasi, siyaset ve toplum hayatından çok sayıda davetliyi bir araya getirdi.

BERN – Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanının 103’üncü yıldönümü, Türkiye’nin Bern Büyükelçiliği tarafından düzenlenen resepsiyonla kutlandı.

Türkiye’nin Bern Büyükelçisi Şebnem İncesu’nun ev sahipliğindeki resepsiyon, 29 Ekim 2026 Perşembe günü saat 12.00 ile 14.00 arasında Bern Belediye Sarayı’nda (Rathaus Bern) gerçekleştirildi.

Programa İsviçre kurumlarının temsilcileri, diplomatik misyon mensupları, siyaset ve toplum hayatından isimler, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, Türk toplumunun temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.

“CUMHURİYET SİYASİ MEŞRUİYETİ MİLLETİN İRADESİ OLARAK YENİDEN TANIMLADI”

Davetlileri Büyükelçilik mensupları adına selamlayan Büyükelçi Şebnem İncesu, Cumhuriyet’in 29 Ekim 1923’te ilan edilmesinin Kurtuluş Savaşı’nı tamamladığını ve Türk halkı için güvenli, çağdaş bir geleceğin yolunu açtığını söyledi.

Cumhuriyet’in geçmişten bütünüyle kopuş ya da eski düzenin basit bir devamı olmadığını belirten İncesu, tarihî süreklilik ile köklü değişimi bir araya getiren bir dönüşüm süreci yaşandığını ifade etti.

İncesu, Cumhuriyet’in Osmanlı devlet geleneği ve daha önceki modernleşme çalışmalarının üzerine inşa edildiğini belirterek, “Cumhuriyet, siyasi meşruiyeti milletin iradesi olarak yeniden tanımladı” dedi.

Devlet kurumlarının güçlendirilmesi, ekonomik kalkınmanın desteklenmesi ve millî egemenliğin korunmasının yeni Cumhuriyet’in temel öncelikleri olduğunu dile getiren İncesu, Türk dış politikasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin yön verdiğini kaydetti.

İsviçre’nin Cumhuriyet tarihindeki özel yeri

Bir Türk diplomatı açısından İsviçre’de görev yapmanın özel bir anlam taşıdığını belirten İncesu, İsviçre’nin Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.

1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası hukuk çerçevesini oluşturduğunu hatırlatan İncesu, 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ise Türk boğazlarından geçişi bugün de düzenlemeyi sürdürdüğünü söyledi.

Türkiye ile İsviçre arasında 1925’te imzalanan Dostluk Antlaşması’nın iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden İncesu, antlaşmanın 100’üncü yılının 2025’te çeşitli etkinliklerle anıldığını hatırlattı.

Türk Medeni Kanunu’nun 100’üncü yılına vurgu

Büyükelçi İncesu, 2026 yılının Türkiye ile İsviçre ilişkileri açısından bir başka önemli yıldönümüne sahne olduğunu belirterek, İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100’üncü yılına dikkat çekti.

Medeni Kanun’un Türkiye’nin hukuk sistemindeki dönüşümün temel adımlarından biri olduğunu belirten İncesu, bu gelişmenin İsviçre hukukunun Cumhuriyet’in bazı hukuki ve kurumsal reformlarına nasıl örnek oluşturduğunu da gösterdiğini söyledi.

Resepsiyondan bir gün önce Fribourg ve Galatasaray üniversitelerinden akademisyenlerin katılımıyla Fribourg’da bilimsel bir sempozyum düzenlendiğini hatırlatan İncesu, toplantıda iki ülkenin ortak hukuk tarihinin yanı sıra bu ilişkilerin arkasındaki insani hikâyelerin de ele alındığını kaydetti.

Mahmut Esat Bozkurt’un İsviçre yılları

Konuşmasında Mahmut Esat Bozkurt’a da yer veren İncesu, Bozkurt’un Fribourg Üniversitesinde hukuk eğitimi aldığını ve doktorasını tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönerek Millî Mücadele’ye katıldığını anlattı.

Türk Medeni Kanunu’nun kabul edildiği dönemde Adalet Bakanı olan Bozkurt’un Cumhuriyet’in önemli hukuk reformlarında rol üstlendiğini belirten İncesu, onun İsviçre’de kurulan Turquia 1912 öğrenci derneğinin kurucuları arasında bulunduğunu hatırlattı.

İncesu, derneğin iki ülke arasında etkileşim ve dayanışma sağlayan bir platform olarak faaliyetlerini günümüzde de sürdürdüğünü söyledi.

Türk toplumu iki ülkeyi birbirine yaklaştırıyor

İsviçre’de yaşayan Türk toplumunun iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan İncesu, Türkiye ile bağlarını korurken İsviçre’yi de yuvaları hâline getiren Türklerin kişisel ilişkiler, kültürel etkileşim ve karşılıklı anlayış yoluyla iki ülkeyi birbirine yaklaştırdığını ifade etti.

Büyükelçi İncesu, Türkiye-İsviçre ilişkilerinin yalnızca resmî temaslarla değil, günlük yaşamda kurulan insani bağlarla da güçlendiğini kaydetti.

Barış, diyalog ve diplomasi mesajı

Türkiye ile İsviçre’nin barış, istikrar, refah, uluslararası hukuka saygı ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi gibi ortak değerlere sahip olduğunu söyleyen İncesu, diyalog, karşılıklı güven ve diplomasinin her iki ülkenin dış politikasında önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

Her iki ülkenin Birleşmiş Milletler ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı bünyesindeki Arabuluculuk Dostlar Gruplarının üyesi olduğuna dikkat çeken İncesu, arabuluculuk alanındaki tecrübe paylaşımının iş birliğini daha da geliştirebileceğini söyledi.

Dünyada İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek sayıda silahlı çatışmanın yaşandığını ifade eden İncesu, bu ortamda Türkiye ile İsviçre arasındaki iş birliğinin her zamankinden daha fazla önem taşıdığını vurguladı.

İncesu, İsviçre’nin 2026 AGİT Dönem Başkanlığı’nın diyalog, çok taraflı iş birliği, barış ve istikrar açısından önemli bir fırsat sunduğunu da dile getirdi.

“KALPLERİMİZ BUGÜN ANAVATANIMIZDA ATIYOR”

Konuşmasının son bölümünde Türk vatandaşlarına Türkçe seslenen Büyükelçi İncesu, şu ifadeleri kullandı:

“Kalplerimiz bugün anavatanımızda atıyor. Cumhuriyetimizin kuruluş iradesini ve ilkelerini, geleceğe dair sorumluluklarımızı hep birlikte bir kez daha hatırlıyoruz. Cumhuriyetimizi koruma ve onu gelecek nesillere aktarma bilincini pekiştiriyoruz.”

Yurt içinde ve yurt dışında herkese önemli sorumluluklar düştüğünü belirten İncesu, Türk toplumunun katkısının yalnızca Türkiye açısından değil, Türkiye ile İsviçre arasındaki dostluk, karşılıklı anlayış ve iş birliğinin geliştirilmesi bakımından da değerli olduğunu söyledi.

Büyükelçi Şebnem İncesu, konuşmasını Kurtuluş Savaşı’nın önderi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile silah ve mücadele arkadaşlarını saygı ve minnetle anarak tamamladı.

Resepsiyon, davetlilere Türk mutfağından çeşitli lezzetlerin ikram edilmesi ve gerçekleştirilen sohbetlerin ardından sona erdi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İsviçre Haberleri