ZÜRİH – Son yıllarda çocuklar ve gençler arasında kilo kontrolü ve sağlıklı yaşam amacıyla kullanılan mobil uygulamaların yaygınlaşması, uzmanları endişelendiriyor. Dijital araçlar; motivasyon, kontrol ve hızlı sonuç vaat ederken, psikologlar ve beslenme uzmanları bu uygulamaların çocukların beden algısı ve yeme davranışları üzerinde ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulunuyor.
Uzmanlara göre, özellikle kalori sayımı ve kilo odaklı uygulamalar, çocukların açlık ve tokluk sinyallerini algılama yetisini zayıflatabiliyor. Çocuklar, kendi beden ihtiyaçlarını dinlemek yerine sayılara odaklanabiliyor ve bu durum, yemekle olan ilişkilerinin olumsuz yönde şekillenmesine yol açabiliyor.
Erken Kalori Takibi Yeme Bozukluğu Riskini Artırıyor
Psikoloji alanındaki araştırmalar, küçük yaşta kalori saymaya başlayan çocuklarda yeme bozukluğu riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, çocukların yemek yemeyi bir ihtiyaç ya da keyif unsuru olarak değil, kontrol edilmesi gereken bir görev olarak görmeye başlamasının uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Diyet uygulamalarında yer alan grafikler, başarı tabloları ve hedefler, çocuklar için başarı–başarısızlık algısını pekiştirirken, bu durum öz güven üzerinde de baskı oluşturabiliyor.
Motivasyon ile Takıntı Arasındaki İnce Çizgi
Uzmanlar, dijital sağlık uygulamalarının tamamen zararlı olduğu görüşünde değil. Adım sayma, su tüketimini hatırlatma ya da hareketi teşvik eden uygulamaların doğru kullanıldığında olumlu etkiler yaratabileceği ifade ediliyor. Ancak bu noktada motivasyon ile takıntı arasındaki sınırın çok ince olduğuna dikkat çekiliyor.
Özellikle, akşam yemeğinin “fazla kalori alındı” gerekçesiyle suçluluk duygusuna dönüşmesi ya da hedeflerin aşılmasının ceza gibi algılanması, alarm verici bir durum olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre, pedagojik rehberlik olmadan kullanılan uygulamalar; karşılaştırma, performans baskısı ve gizliliği teşvik ederek yeme bozukluklarının zeminini hazırlayabiliyor.
Doğru Kullanıldığında Faydası da Var
Bununla birlikte, bazı sağlık uygulamalarının çocuklar ve gençler için olumlu katkılar sunabileceği de belirtiliyor. Kilo kaybı yerine uyku düzeni, hareket ve genel iyilik hâlini merkeze alan programlar, sağlıklı alışkanlıkların kazandırılmasına yardımcı olabiliyor.
Özellikle diyabet gibi kronik rahatsızlıkları olan çocuklar, doktor veya beslenme uzmanı gözetiminde beslenmelerini takip ettiklerinde bu tür uygulamalardan fayda görebiliyor.
Ebeveynlere Büyük Sorumluluk Düşüyor
Uzmanlar, çocukların sağlık uygulamalarını kullanmasında ebeveynlerin aktif rol üstlenmesi gerektiğini vurguluyor. Ailelerin, uygulamaların yaşa uygunluğunu, veri gizliliğini ve içeriklerini dikkatle incelemesi öneriliyor.
Ayrıca, birçok uygulamada bulunan kalori gösterimleri gibi riskli özelliklerin devre dışı bırakılabileceği, bunun ebeveyn denetimiyle mümkün olduğu hatırlatılıyor. Ancak en önemli unsurun çocukla açık iletişim kurmak olduğu ifade ediliyor: Çocuğun neden bir uygulama kullanmak istediği, hangi hedefleri olduğu ve bu hedeflerin ne kadar sağlıklı olduğu birlikte konuşulmalı.
Uzmanlara göre, birlikte yemek yapmak, yürüyüşe çıkmak ve günlük aktiviteleri paylaşmak, çocukların yemek ve hareketle doğal bir ilişki kurmasına dijital araçlardan çok daha fazla katkı sağlıyor.