Çocuğun ilk okulu Ailesidir / Veliler her şeyi okuldan beklememeli

Ömür Çelik

Çocuklarımızın eğitiminden söz ederken çoğu zaman gözümüzü okula ve öğretmene çeviriyoruz. Çocuğun başarısından öğretmeni, davranışlarından okulu, eksikliklerinden eğitim sistemini sorumlu tutuyoruz.

Elbette okul ve öğretmen çocuğun yetişmesinde son derece önemli bir role sahiptir. Ancak gözden kaçırmamamız gereken çok önemli bir gerçek vardır: Bir çocuğun ilk öğretmeni öğretmeni değil, anne ve babasıdır. İlk okulu da okul değil, evidir.

Çocuk dünyaya geldiği andan itibaren çevresini gözlemlemeye, gördüklerini taklit etmeye ve öğrendiklerini davranışlarına yansıtmaya başlar. Daha okula başlamadan önce karakterinin, alışkanlıklarının ve insanlarla ilişkilerinin önemli bir bölümü aile ortamında şekillenir.

Bu nedenle çocuk yetiştirme sorumluluğunu yalnızca okula ve öğretmene bırakmak doğru değildir.

“Teşekkür ederim” demeyi önce evde öğrenir

Bir çocuğun “lütfen”, “teşekkür ederim”, “özür dilerim” demesi için öncelikle bu kelimelerin anlamını yaşayarak öğrenmesi gerekir.

Dürüstlük de böyledir.

Arkadaşına saygı göstermek, yaşlılara hürmet etmek, öğretmenine karşı saygılı davranmak, büyüklerini dinlemek, küçüklere sevgi göstermek gibi değerler yalnızca kitaplardan öğrenilmez.

Bunların ilk örneği evde görülür.

Anne-babasının birbirine nasıl davrandığını gören çocuk, insan ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini öğrenir. Evde konuşulan dili, kullanılan üslubu, sorunların nasıl çözüldüğünü gözlemler.

Çocuklara sürekli “Saygılı ol!” demek yetmez.

Çocuğun saygıyı görebilmesi gerekir.

Temizlik ve düzen de eğitimin parçasıdır

Bir öğrencinin temiz olması, kişisel bakımına dikkat etmesi, eşyalarını düzenli kullanması, yemek yerken görgü kurallarına uyması ve ağzında yiyecek varken konuşmaması da eğitimin bir parçasıdır.

Fakat bunların tamamını okuldan beklemek doğru değildir.

Çocuk, sabah evinden çıkarken yatağını toplamayı, odasını düzenlemeyi, kullandığı eşyayı yerine koymayı, sofrasını paylaşmayı ve temizliğe dikkat etmeyi öğrenmelidir.

Okul bu davranışları pekiştirir. Ancak temel alışkanlıkların kazanıldığı yer ailedir.

Sorumluluk duygusu evde başlar

Bugün birçok çocuğun en büyük problemlerinden biri, sorumluluk duygusunun yeterince gelişmemiş olmasıdır.

Çantasını annesi hazırlıyor, odasını annesi topluyor, ödevini ailesi takip ediyor, eşyasını kaybettiğinde yine aile çözüm buluyor.

Çocuk büyüdükçe de bu alışkanlık devam ediyor. Oysa çocuğun yaşına uygun sorumlulukları olmalıdır. Kendi eşyasını korumalı, kullandığını yerine koymalı, yaptığı hatanın sonucunu görebilmeli ve gerektiğinde özür dilemeyi bilmelidir.

Daha da önemlisi, başkasının eşyasının kendisine ait olmadığını ve izinsiz alınamayacağını öğrenmelidir. Bunlar yalnızca okulda verilecek dersler değildir. Bunlar hayatın temel kurallarıdır.

Okulun görevi nedir?

Okulun görevi elbette çok büyüktür.

Çocuğa yabancı dil, matematik, tarih, coğrafya, fizik, kimya ve biyoloji gibi dersleri öğretmek; bilimsel düşünme becerisi kazandırmak; araştırmayı, sorgulamayı ve öğrenmeyi öğretmek okulun temel görevleri arasındadır. Öğretmenler çocuklarımızın bilgi ve becerilerini geliştirmek için büyük emek veriyor.

Ancak öğretmenin görevi, ailenin yerine geçmek değildir. Öğretmen bir eğitimcidir. Anne ve baba ise çocuğun hayatındaki ilk ve en sürekli rol modellerdir. Bu nedenle okul ile aile birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Çocuk söylediğimizi değil, yaptığımızı öğreniyor

Çocuk eğitiminde belki de en önemli nokta budur. Anne-baba çocuğuna dürüst olmasını söyleyip kendisi yalan söylüyorsa, çocuk söyleneni değil davranışı öğrenir.

Çocuğundan kitap okumasını isteyen baba hiç kitap okumuyorsa, verilen öğüdün etkisi sınırlı kalır. Çocuğuna saygılı konuşmasını söyleyen anne-baba evde birbirlerine bağırıyorsa, çocuk bundan daha güçlü bir ders alır.

Çünkü çocuklar bizim sözlerimizden çok davranışlarımızı örnek alırlar. Bu nedenle çocuk eğitimi, aslında biraz da anne-babanın kendisini eğitmesidir.

Çevrenin etkisini de unutmamak gerekir

Çocuğun gelişiminde yalnızca aile ve okul değil, çevre de büyük önem taşır.

Arkadaş grubu, mahalle, sosyal medya, internet, televizyon, akrabalar ve toplumdaki genel davranış biçimleri çocuğun dünyasını şekillendirir.

Aile çocuğunu bütün bu etkilerden tamamen uzaklaştıramaz. Fakat ona doğru ile yanlışı ayırt edebilecek sağlam bir karakter ve değerler sistemi kazandırabilir. Çocuk neyin doğru, neyin yanlış olduğunu; hangi davranışın saygılı, hangisinin saygısız olduğunu; hangi sözün kırıcı, hangisinin yapıcı olduğunu öğrenirse dışarıdan gelen olumsuz etkiler karşısında daha güçlü durabilir.

“Benim çocuğumu okul düzeltsin” anlayışı doğru değildir

Bazen velilerden şu anlayışı duyuyoruz:

“Çocuğum okulda düzelir.”

Hayır.

Okul elbette çocuğun gelişimine büyük katkı sağlar. Öğretmen, onun yanlış davranışlarını düzeltmesine yardımcı olur. Fakat ailede kazanılmayan temel değerlerin tamamını okuldan beklemek, hem öğretmene hem de çocuğa haksızlık olur.

Aile, çocuğun günlük yaşamında bu alışkanlıkları kazanmasına yardımcı olur. Okul ise öğrencilerin ortak yaşam kurallarını öğrenmesini, sorumluluk bilinci geliştirmesini ve bu davranışları sosyal ortamda uygulamasını sağlar.

Bir öğretmenin sınıfta 20-30 öğrenciyle ilgilenmesi ile anne-babanın çocuğuyla yıllar boyunca aynı evde yaşaması aynı şey değildir. Öğretmenin çocuğun hayatındaki yeri çok önemlidir; ancak anne-babanın yerini hiçbir kurum dolduramaz.

Çözüm: Aile, okul ve çevre birlikte hareket etmeli. Çocuklarımızın iyi yetişmesini istiyorsak üç önemli ayağı birlikte düşünmeliyiz:

Aile, okul ve çevre.

Aile karakterin temelini atmalı.

Okul bilgiyi, bilimi ve sosyal becerileri geliştirmeli.

Çevre ise çocuğun öğrendiklerini uygulayabileceği sağlıklı bir ortam oluşturmalıdır. Bu üç unsurdan biri eksik kaldığında eğitim süreci de zarar görür.

Çocuklarımızdan iyi insan, başarılı öğrenci, sorumluluk sahibi vatandaş olmalarını bekliyorsak önce onların nasıl bir ortamda yetiştiğine bakmalıyız. İyi bir okul bilgi ve beceri kazandırır; ilgili bir aile bu kazanımları günlük hsyatta destekler. Öğretmen ve aile el ele verdiğinde çocuk, öğrendiklerini doğru ve anlamlı biçimde kullanmayı daha güçlü biçimde öğrenir.

Çocuklarımız bizim geleceğimizdir.

Onlara yalnızca iyi bir okul, iyi bir öğretmen ve iyi bir diploma bırakmak yeterli değildir. Onlara dürüstlük, merhamet, adalet, saygı, sorumluluk ve güzel ahlak da kazandırmalıyız.

Çünkü hayatta başarılı olmak kadar iyi insan olmak da önemlidir.

Bunun yolu ise yalnızca sınıftan geçmez.

Çocuğun ilk okulu ailesidir. İlk öğretmeni anne ve babasıdır. İlk kitabı ise hayatın kendisidir.

Veliler olarak çocuklarımızın eğitimini bütünüyle okulun ve öğretmenin omuzlarına bırakmak yerine, onların elinden tutmalı, öğretmenleriyle iş birliği yapmalı ve en önemlisi çocuklarımıza söylediklerimizi önce kendi hayatımızda uygulamalıyız.

Çünkü unutmayalım:

Çocuklar geleceğimiz değil, bugünümüzdür. Onları nasıl yetiştirirsek yarınımız da öyle olacaktır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.