Avrupa’da Gençlerin Öfkesi Büyüyor: Sırada İsviçre mi Var?

Hayat pahalılığı, eğitimdeki kesintiler, işsizlik ve iklim kaygısı gençleri meydanlara taşırken uzmanlar, aynı sorunların İsviçre’de de büyüdüğüne dikkat çekiyor.

ZÜRİH - Fransa’da başlayan ve diğer Avrupa ülkelerine yayılan gençlik protestoları İsviçre’de de tartışılıyor. Uzmanlar, İsviçre’de ülke çapında bir ayaklanma beklemese de gençlerin gelecek kaygısı, yaşam maliyetleri ve sosyal eşitsizlik nedeniyle giderek daha fazla baskı altında kaldığını belirtiyor.

Fransa’da yüksek yaşam maliyetleri, eğitim alanındaki kesintiler ve sosyal eşitsizliklere karşı başlayan protestolar, kısa sürede farklı toplumsal kesimlerin katıldığı geniş çaplı gösterilere dönüştü.

Eylül ortasında Paris’in güneydoğusundaki Créteil’de başlayan eylemlerde öğrenciler, öğretmenlerin taleplerine destek vererek yüzlerce lisede protestolar düzenledi. Gösterilere daha sonra sendika üyeleri, işçiler, çiftçiler ve Sarı Yelekliler hareketinin destekçileri de katıldı.

17 Ekim’de Paris, Marsilya ve Lyon gibi şehirlerde düzenlenen eylemlerde şiddet olayları yaşandı. Binalar ve iş yerleri zarar gördü, araçlar ateşe verildi ve bazı mağazalar yağmalandı. Benzer gençlik protestoları İtalya, Belçika, Arnavutluk, Portekiz ve Almanya’ya da yayıldı.

Tages-Anzeiger gazetesine değerlendirmelerde bulunan Neuchâtel Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Philip Balsiger ile Lozan Üniversitesi Sosyal Psikoloji Profesörü Christian Staerklé, protestoların nedenlerini ve İsviçre’ye yayılma ihtimalini değerlendirdi.

Küresel bir gençlik hareketine dönüşebilir

Philip Balsiger, protestoların gençler ve lise öğrencileri arasında başlamasına rağmen yaşananları şimdiden yeni bir gençlik hareketi olarak tanımlamak için erken olduğunu söyledi.

Hareketin henüz başlangıç aşamasında bulunduğunu belirten Balsiger, protestoların farklı ülkelere yayılmasının küresel bir gençlik hareketine dönüşme potansiyeline işaret ettiğini ifade etti.

Balsiger, 17 Ekim’de Fransa’da düzenlenen gösterilere yaklaşık 500 bin kişinin katıldığını, bunların arasında lise öğrencilerinin yanı sıra sendika üyeleri, işçiler, çiftçiler ve Sarı Yelekliler hareketinin destekçilerinin de bulunduğunu hatırlattı.

Protestoların yalnızca gençlere özgü sorunlardan kaynaklanmadığını belirten Balsiger, sosyal hakların gerilemesi ve yaşam maliyetlerinin yükselmesinin toplumun farklı kesimlerini bir araya getirdiğini söyledi.

“Gençler artık bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyor”

Christian Staerklé ise Fransa’da devlete yönelik memnuniyetsizliğin uzun süredir biriktiğini belirtti.

Gençlerin geleceğe ilişkin beklentilerinin zayıfladığını söyleyen Staerklé, eğitim sistemindeki sorunlar, öğretmen açığı, yetersiz altyapı, yüksek yaşam maliyetleri, yapay zekânın iş piyasasında yarattığı belirsizlik, silahlanma yarışı ve iklim değişikliğinin bu rahatsızlığı büyüttüğünü ifade etti.

Özellikle gençlerin mevcut düzenin sürdürülemez hâle geldiğini fark ettiğini belirten Staerklé, “Hiçbir şey eskisi gibi değil. Gençler artık bir şeyler yapmaları gerektiğini düşünüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı sorunlar farklı ülkelerde yaşanıyor

Protestoların Avrupa’nın farklı ülkelerine yayılmasını şaşırtıcı bulmadığını söyleyen Balsiger, sosyal hareketlerin başka ülkelerdeki gençlere ilham verdiğini belirtti.

Birçok Avrupa ülkesinde gençlerin benzer ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kaldığını vurgulayan Balsiger, bazı ülkelerde genç işsizliğinin yüzde 30’a kadar yükseldiğini söyledi.

Balsiger’e göre başka ülkelerdeki gösterileri izleyen gençler, kendi toplumlarında da aynı sorunları yaşadıklarını düşünerek harekete geçiyor.

Sosyal medya ise protestoların kısa sürede duyurulmasını, görüntülerin yayılmasını ve farklı ülkelerde benzer eylemlerin düzenlenmesini kolaylaştırıyor.

Barışçıl gösteriler neden şiddete dönüşüyor?

Christian Staerklé, protestoların büyük bölümüne katılan gençlerin çatışma aramadığını, meşru taleplerini barışçıl ve yaratıcı yöntemlerle dile getirdiğini söyledi.

Ancak sosyal medya üzerinden eylemlerden haberdar olan şiddet eğilimli ve yağma amacı taşıyan kişilerin de kalabalıklara karışabildiğini belirten Staerklé, bu grupların protestoların yönünü değiştirdiğini ifade etti.

Staerklé, Fransa’daki olayların şiddete dönüşmesinde polisin sert müdahalesinin de etkili olduğu görüşünü savundu. Aşırı güç kullanımının gerilimi düşürmek yerine daha da artırabildiğini söyleyen Staerklé, Fransa’daki güvenlik anlayışının öncelikle devleti ve kamu düzenini korumaya odaklandığını belirtti.

İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerinde ise polisin doğrudan müdahaleden önce iletişim, kalabalık yönetimi ve gerilimi düşürme yöntemlerine daha fazla başvurduğunu dile getirdi.

Şiddetin arkasında biriken öfke var

Staerklé, şiddet olaylarına karışan herkesi yalnızca “holigan” veya “aşırılıkçı” olarak tanımlamanın yaşananları açıklamaya yetmeyeceğini söyledi.

Şiddetin sisteme, devlete, sosyal eşitsizliklere ve gelecek umutsuzluğuna karşı biriken toplumsal öfkeyle bağlantılı olduğunu belirten Staerklé, bu nedenle hükümet binaları, bankalar ve lüks mağazalar gibi sistemin sembolü olarak görülen yerlerin hedef alındığını ifade etti.

Gruplar içerisinde şiddet ve yağmanın normalleşmesinin yeni olayları tetiklediğini söyleyen Staerklé, ortak öfkenin zamanla kontrol edilmesi zor bir şiddet sarmalına dönüşebileceği uyarısında bulundu.

Protestolar bir nesli şekillendirebilir

Philip Balsiger, gösterilerin uzun vadeli sonuçlarını değerlendirmek için henüz erken olduğunu ancak eylemlerin devam etmesi ve daha fazla ülkeye yayılması hâlinde bütün bir neslin siyasi düşüncesini etkileyebileceğini söyledi.

Protestoların gençlerin siyasete ilgisini artırabileceğini belirten Balsiger, daha fazla gencin seçimlere katılmasının olumlu bir gelişme olacağını ifade etti.

Bununla birlikte protestolardan yalnızca sol partilerin değil, kendisini düzen ve güvenliğin temsilcisi olarak gösteren aşırı sağ partilerin de yararlanabileceği uyarısında bulundu.

Staerklé ise gösterilerde kullanılan kostüm, afiş, pankart ve yaratıcı eylem biçimlerinin katılımcılar arasında ortak bir kimlik oluşturduğunu belirtti. Bu ortak deneyimin gençlerin siyasi bilincinde kalıcı izler bırakabileceğini kaydetti.

İsviçre’de 20 Kasım için eylem çağrısı

İsviçre’deki sol gruplar ve Genç Sosyalistler, askerî harcamalar ile kemer sıkma politikalarını protesto etmek amacıyla 20 Kasım’da ülke genelinde gençlik grevi düzenlenmesi için çağrıda bulundu.

Staerklé, İsviçre’de Fransa’dakine benzer bir protesto kültürü bulunmadığını ve ülkedeki sosyal koşulların birçok Avrupa ülkesine göre daha iyi olduğunu söyledi.

İsviçre’de genç işsizliğinin daha düşük, üniversitelerin mali durumunun ise daha güçlü olduğuna dikkat çeken uzmanlar, buna rağmen gençlerin gelecek kaygılarının küçümsenmemesi gerektiğini belirtti.

“İsviçre’de de kaybedecek hiçbir şeyi kalmayanlar var”

Staerklé, İsviçre’de yaşayan gençlerin 20 veya 40 yıl öncesine göre daha zor şartlarla karşı karşıya bulunduğunu düşündüğünü söyledi.

Yüksek kiralar, sağlık sigortası primleri, eğitim masrafları, iş piyasasında yapay zekânın yaratacağı değişiklikler ve iklim kaygısının gençler üzerindeki baskıyı artırdığına işaret eden Staerklé, şu değerlendirmede bulundu:

“İsviçre’de bile kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış insanlar var. Ancak buradaki protestoların Fransa’daki gibi ülke çapına yayılacağını düşünmüyorum.”

Balsiger de İsviçre’de öğretmen açığı ve eğitim altyapısındaki sorunların Fransa kadar belirgin olmadığını ancak gençlerin gelecek kaygılarının benzerlik gösterdiğini söyledi.

Eğitimdeki kesintiler tepki çekiyor

İsviçre’nin bazı kantonlarında uygulanan bütçe kesintilerinin eğitim alanını da etkileyebileceğine dikkat çekiliyor.

Vaud Kantonu’nda yaklaşık bir yıl önce 20 bin kişi eğitim sektöründeki tasarruf önlemlerine karşı greve çıkmıştı. Kesintilerin çocuk bakım hizmetlerini, yedek öğretmenlerin ücretlerini, üniversitelerdeki araştırma projelerini ve eğitim altyapısını etkilemesi tepkiyle karşılanmıştı.

Balsiger, özellikle üniversite harçlarının artırılması hâlinde gençler arasındaki protesto eğiliminin güçlenebileceğini belirtti. Avrupa’daki gösterilerin devam etmesi durumunda İsviçre’deki gençlerin de daha güçlü şekilde harekete geçebileceğini ifade etti.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Avrupa Haberleri