Antisemitizmle Mücadele İsrail Eleştirisini Susturma Aracına mı Dönüşüyor?

İsviçre’de antisemitizmle mücadele yürüten CICAD’ın, İsrail politikalarını ve kuruluşun tutumunu eleştiren Sosyal Demokrat Partili siyasetçi Sylvain Thévoz’a dava açması tartışma oluşturdu.

CENEVRE – Batı İsviçre Antisemitizm ve İftira Karşıtı Koordinasyon Merkezi (CICAD) ile Cenevreli Sosyal Demokrat siyasetçi Sylvain Thévoz arasındaki hukuki mücadele, İsviçre genelinde ifade özgürlüğü, antisemitizm ve İsrail eleştirisinin sınırları konusunda yeni bir tartışma başlattı.

Tages-Anzeiger’in haberine göre CICAD, 2024 ve 2025 yıllarında LinkedIn’de yaptığı paylaşımlar ile ortak imza attığı açık mektup nedeniyle Thévoz’a karşı kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle hukuk davası açtı. Kuruluş, tartışmalı paylaşımların kaldırılmasını ve 4 bin frank manevi tazminat ödenmesini talep ediyor.

Thévoz ise CICAD’ın İsrail karşıtlığı ile Yahudi karşıtlığını birbirine karıştırdığını, İsrail hükümetine yönelik eleştirileri antisemitizm suçlamasıyla bastırmaya çalıştığını savunuyor.

Yahudi karşıtlığına da İslam düşmanlığına da karşı çıkılmalı

İsviçre’de yaşayan Müslümanlar açısından tartışmanın en önemli yönünü, antisemitizmle haklı ve gerekli mücadelenin İsrail hükümetinin Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki politikalarını eleştirmeyi engellememesi oluşturuyor.

Bir kişinin Yahudi kimliği nedeniyle hedef alınması, tehdit edilmesi veya ayrımcılığa uğraması nasıl kabul edilemezse, Filistinlilerin haklarını savunanların ya da İsrail hükümetini eleştirenlerin otomatik olarak antisemitist ilan edilmesi de demokratik tartışma ortamına zarar veriyor.

Aynı hassasiyetin İsviçre’de artan İslam düşmanlığı, camilere yönelik tehditler, Müslümanlara karşı ayrımcılık ve başörtülü kadınların yaşadığı dışlanma karşısında da gösterilmesi gerekiyor. Irkçılık ve din düşmanlığıyla mücadelede bir toplumun acısı diğerinden üstün tutulmamalı.

SP yönetiminden davaya tepki

CICAD’ın açtığı davaya İsviçre siyasetinden tepki geldi. Aralarında SP Eş Başkanı Cédric Wermuth, Yeşiller Partisi Başkanı Lisa Mazzone ve eski Federal Konsey Üyesi Micheline Calmy-Rey’in de bulunduğu bazı tanınmış isimler, Thévoz’a destek veren çevrim içi dilekçeyi imzaladı.

Dilekçede dava, demokratik tartışma ve ifade özgürlüğü üzerinde baskı oluşturabilecek bir “susturma girişimi” olarak nitelendirildi.

Wermuth, partisinin antisemitizmle kararlı şekilde mücadele ettiğini ancak bunun İsrail hükümetinin politikalarını veya kamuoyunda etkin olan kuruluşların tutumlarını eleştirme hakkıyla çelişmediğini belirtti.

Bu açıklama, İsrail devletinin politikalarını eleştirmek ile Yahudi toplumunu hedef almak arasında açık bir ayrım yapılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Gurfinkiel: “İsviçre çok tereddütlü davranıyor”

CICAD Genel Sekreteri Johanne Gurfinkiel ise İsviçreli siyasetçilerin antisemitizm konusunda fazla tereddütlü ve çekingen davrandığını savunuyor.

Kuruluşun başında 23 yıldır bulunan Gurfinkiel, Batı İsviçre’de antisemitizmle mücadelenin en etkili ancak aynı zamanda en tartışmalı isimleri arasında gösteriliyor. Sosyal medya paylaşımları, televizyon programları ve sert açıklamalarıyla tanınan Gurfinkiel, kullandığı üslubun İsviçre’nin geleneksel siyasi kültürüne uymadığı yönündeki eleştirileri kabul etmiyor.

CICAD, Thévoz’un paylaşımlarının sıradan bir İsrail eleştirisinin ötesine geçtiğini ve kuruluşu yabancı bir devletin propaganda aracı gibi gösterdiğini ileri sürüyor. Gurfinkiel, açılan davanın Filistin yanlısı görüşleri susturmayı değil, CICAD’ın itibarını korumayı amaçladığını savunuyor.

CICAD da yargı süreciyle karşı karşıya

CICAD’ın hukuk yoluna başvurduğu süreçte Gurfinkiel de başka bir açıklaması nedeniyle yargılanıyor.

Gurfinkiel, İsrail’e yönelik BDS boykot hareketiyle bağlantılı “Apartheid Free Zone” adlı oluşumun “Yahudilerden arındırılmış bölgeler” oluşturmak istediğini iddia etmişti. Bunun üzerine kendisi hakkında iftira suçlamasıyla dava açıldı.

Cenevre Başsavcılığı dosyayı mahkemeye taşırken Gurfinkiel yaptığı açıklamanın arkasında olduğunu bildirdi. Bu dava da İsrail’e yönelik boykot çağrılarının hangi şartlarda antisemitizm kabul edilebileceği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Filistin yanlısı çevreler, İsrail’e yönelik ekonomik ve siyasi boykot çağrılarının Yahudi toplumunu hedef almadığını, İsrail hükümetinin politikalarına karşı barışçıl bir protesto yöntemi olduğunu savunuyor.

Antisemitizm rakamlarının yöntemi tartışılıyor

CICAD, 2025 yılında Batı İsviçre’de 2 bin 438 antisemitik olay kaydedildiğini ve bunun bir önceki yıla göre yüzde 36 artış anlamına geldiğini açıkladı. Kuruluşun verilerine göre olayların yüzde 90’dan fazlası dijital ortamda gerçekleşti.

Ancak bazı siyasetçiler ve kuruluşlar, CICAD’ın antisemitik olayları belirlerken kullandığı yöntemin yeterince şeffaf olmadığını ileri sürüyor. İsrail hükümetine yönelik sert eleştirilerin veya Filistin’e destek açıklamalarının hangi koşullarda antisemitik olay kategorisine alındığı sorgulanıyor.

Gurfinkiel ise bu suçlamaları “asılsız bir karalama kampanyası” olarak nitelendirerek rakamların kontrol edilip doğrulandığını savunuyor.

İsviçre Yahudi Cemaatleri Federasyonu (SIG) da antisemitik olayların kaydedilmesi ve sınıflandırılmasında ortak kriterlerin belirlenmesini istiyor. Federasyon, CICAD ile iş birliğinin daha açık kurallara bağlanması gerektiği görüşünde.

CICAD ile Yahudi çatı örgütü arasında yetki tartışması

SIG ile CICAD arasındaki görüş ayrılıkları yalnızca istatistiklerle sınırlı değil. İki kuruluş arasında federal makamlarla ilişkilerin kim tarafından yürütüleceği konusunda da anlaşmazlık bulunuyor.

SIG, Federal Konsey üyeleriyle temasların ülke genelindeki Yahudi cemaatlerini temsil eden çatı örgütü tarafından yürütülmesi gerektiğini savunuyor. CICAD ise Fransızca konuşulan İsviçre’nin kendine özgü sorunları bulunduğunu belirterek federal yetkililerle doğrudan görüşmeyi sürdüreceğini bildiriyor.

Gurfinkiel, İçişleri Bakanı Elisabeth Baume-Schneider ile görüşerek antisemitizme karşı ulusal bir eylem planı hazırlanmasını talep etmek istediğini açıkladı.

Mücadelede çifte standart olmamalı

Antisemitizme karşı mücadele, İsviçre’deki bütün toplumsal kesimlerin desteklemesi gereken temel bir insan hakları meselesidir. Ancak aynı mücadele, İsrail hükümetinin politikalarını eleştiren siyasetçileri, gazetecileri, akademisyenleri, Müslümanları veya Filistin destekçilerini susturmanın gerekçesi haline getirilmemeli.

Gazze’de sivillerin yaşadığı acıları dile getirmek, işgal ve yerleşim politikalarını eleştirmek ya da Filistin halkının özgürlük talebini savunmak, tek başına Yahudi karşıtlığı anlamına gelmez.

Benzer şekilde, İsrail hükümetinin eylemlerinden İsviçre’de yaşayan Yahudileri sorumlu tutmak da açık bir haksızlık ve ayrımcılıktır.

Sağlıklı bir toplumsal tartışma için antisemitizm ile İsrail eleştirisi arasında net bir ayrım yapılması; Yahudi karşıtlığına, İslam düşmanlığına, yabancı düşmanlığına ve her türlü ırkçılığa aynı kararlılıkla karşı çıkılması gerekiyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İsviçre Haberleri