Sağlık nedenlerinden dolayı bir kaç yıldır Forum ve toplantılara katılım sağlayamıyordum. Bu yıl sağlık durumuma rağmen Antalya Diplomasi Formuna katılmaktan çok mutlu oldum. Yıllar önce WEF Davos'ta bu forumun daha kapsayıcı şekilde Türkiye'de yapılması en büyük hayallerimden biriydi. Bu dileğimi imkan bulduğum her fırsatta değerli büyüklerimizle paylaşıyordum. 2021 yılında hayata geçirilen ADF nin ilk formunun başlatılması beni inanılmaz heyecanlandırmış ve sevindirmişti. Ülkeme hizmet için hedeflediğim bir tanesi daha olmuştu.
Bu projeyi Başlatıp büyük emek veren (Halende vermekte olan) önceki Dışişleri bakanımız Değerli Mevlüt Çavuşoğlu’nun emekleri takdire şayandır. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum.
Antalya Diplomasi Forumu, bu yıl da Türkiye’nin artan küresel rolünü ve diplomatik etkinliğini gözler önüne seren önemli bir platform olarak Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek teması ile dünya gündeminde yerini aldı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidanın koordinasyonunda gerçekleştirilen forum, çok taraflı diplomasinin en güçlü sahnelerinden biri haline geldi.
Forumun ilk günü, 150'den fazla ülke, 23 devlet ve hükümet başkanı, 50'den fazla bakan ve 87 uluslararası kuruluş temsilcisi dahil olmak üzere toplam 6 bin 400 kişi katlımı ile Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Erdoğan konuşmasında:
* Türkiye’nin artık yalnızca bölgesel değil küresel bir aktör olduğunu,
* Krizlerin çözümünde aktif arabulucu rolü üstlendiğini,
* “Daha adil bir dünya mümkündür” vizyonunun somut adımlarla desteklendiğini vurguladı
* Forumun ilk günü, liderlerin katılımıyla yoğun bir diplomasi trafiğine sahne oldu.
* Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan forum kapsamında çok sayıda liderle ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Bu toplantılarda,
* bölgesel güvenlik,
* enerji,
* ticaret,
* savaş ve krizlerin çözümü
gibi başlıklar ele alındı.
* Türkiye’nin özellikle:
* Ukrayna-Rusya savaşı,
* Orta Doğu’daki gelişmeler,
* İran ve Gazze bağlamındaki krizler
* konusunda barış ve arabuluculuk rolünü sürdürdüğü vurgulandı.
* Çok taraflı diplomasi,
* Afrika’nın ekonomik geleceği ve birliğin oluşması ile ilgili Türkiye’nin katkıları,
* Küresel güvenlik,
* Yeni güç dengeleri
* Ve Yapay zekanın gelecekteki rolü
konuları öne çıktı.
isviçre’den dışişleri Bakanı Sayın Ignazio Daniele Giovanni Cassis ve heyeti ve ayrıca Swisscom’un Yapay zekadan sorumlu Direktörü Daniel Dobos’da panellerde yer aldı.
Ignazio Cassis, çok taraflı sistemi yeniden canlandırmaya, Orta Doğu çatışmasını çözmeye ve bölgesel güvenlikten kaynaklanan gerilimleri azaltmaya odaklanması gereğine vurgu yaptı.
Swisscom’un Yapay zekadan sorumlu Direktörü Daniel Dobos’da yapay zekanın bugünkü hayatımızdaki güvenliği ile ilgili acil önlem alınması gerektiğini ve uluslararası bir regülasyonu oluşmasının artık mecburi olduğunu belirtti.
Benim bu konudaki sorum; şu anda yapay zeka ile ilgili çok büyük regülasyon eksikliği ve güvenlik sorunu olduğuna hemfikir olduğumuz halde önlem almak için 11 Eylül saldırısı gibi yapay zekanın 11 Eylülü’nü yaşamak zorunda mıyız, oldu.
Bir çok panelin yanında en çok dikkat çekenlerden biri de Afrika kıtası ve batı Afrika için öncelikle konular oldu. Burada Afrika ülkelerinin kendi aralarında bir birlik kurması, ortak ticaret ve güvenlik ile ilgili kurulların bir an önce devreye girmesi ve kalkınma için finansmanın ortak aranması konuları üzerine duruldu.
Ekonomik kalkınmanın maddi güç ile olabileceğini ve maddi bu güce sahip olabilmek için ortak bir para biriminin ortaya çıkması gereğini vurguladım.
Bunun yanında panelleri sıralarsak
Güvenlik–Kalkınma Bağlantısı: Batı Afrika İçin Öncelikler konulu panel
Küresel Enerji Haritasının Yeniden Çizilmesi: Güvenlik ve Belirsizlik
Bir dikkat çeken konuşmacı sayın Thomas J. Barrack - Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi, ABD ile söyleşisi oldu.
Moderatör Andrea Sanke - Kıdemli Sunucu, TRT World yaptı. Barrak toplantıda
Türkiye ve Erdoğan hakkında:
“Cumhurbaşkanı Erdoğan’a büyük saygım var.”
Diplomatlar; kurşunları, füzeleri, roketleri ve silahları engelleyen diyaloglar kurmak için var.”
En çok tartışma yaratan açıklamalarından biri ise Orta Doğu’daki yönetim modelleriyle ilgiliydi:
“Orta Doğu’da işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri oldu; ya monarşiler ya da benzeri yapılar.” Oldu.
Türkü Cumhuriyeti ülkelerinden cumhurbaşkanlarının başbakanlar ve bakanların katıldığı ve Sunucu, TRT World Moderatör Yusuf Erim -yönettiği sohbette temel olarak Türki Cumhuriyetler-Türkiye ilişkilerini ve bölgesel iş birliğini vurguladı.
Geniş ölçekli önyargı panelinde ise: İslamofobi ve Irkçılığın Dijitalleşmesi ele alındı.
burada İslamofobi, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık ve aşırı sağcı nefret söylemleri artmaya devam ettiği, Olumsuz önyargılar ve Müslüman karşıtı söylemler, sosyal uyumun yanı sıra çoğulculuk ile karşılıklı saygı ilkelerini zayıflatmakta olduğuna vurgu yapıldı.
LİDERLER PANELİ’nde Değişen Dünyada Bölgesel Sahiplenmenin Rolü ile başlayan panel Konuşmacılar
* Félix Antoine Tshisekedi Tshilombo - Cumhurbaşkanı, Kongo Demokratik Cumhuriyeti
* Ndayishimiye Evariste - Afrika Birliği Dönem Başkanı & Cumhurbaşkanı, Burundi Cumhuriyeti
* Cevdet Yılmaz - Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Türkiye Cumhuriyeti
* Félix Ulloa Jr. - Devlet Başkan Yardımcısı, El Salvador Cumhuriyeti
* Đuro Macut - Başbakan, Sırbistan Cumhuriyeti
* Hikmet Hacıyev - Cumhurbaşkanının Dışişlerinden Sorumlu Yardımcısı & Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika Dairesi Başkanı, Azerbaycan Cumhuriyeti katılımları ile yapıldı. Panelde Küresel yönetişim yapısı, belirsizliklerin yönetimi yenilikçi ve ileriye dönük yaklaşımlar ve bölgesel çerçevelerin, daha istikrarlı ve duyarlı bir uluslararası düzeni teşvik etmedi üzerinde duruldu.
Arabuluculuk ve Barış Diplomasi
İkinci gün, Türkiye’nin son yıllarda öne çıkan en güçlü yönlerinden biri olan arabuluculuk diplomasisine odaklandı.
Dış işleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın katıldığı oturumlarda:
* Türkiye’nin kriz bölgelerinde kurduğu diyalog kanalları,
* Savaş ve çatışmalarda tarafları bir araya getirme kapasitesi,
* Güvenilir ve dengeli diplomasi yaklaşımı
detaylı şekilde ele alındı.
Bu kapsamda Türkiye’nin:
* Hem Doğu hem Batı ile konuşabilen nadir ülkelerden biri olduğu,
* Tarafsız ve yapıcı yaklaşımıyla güven kazandığı
uluslararası katılımcılar tarafından da vurgulandı.
Afrika kıtası ile ilgili panellere devam edildi.
Bölgesel İş Birliği ve Afrika Açılımı özellikle Afrika ve bölgesel iş birlikleri ön plana çıktı.
Türkiye’nin Afrika politikası çerçevesinde:
* Diplomatik temsilciliklerin artması,
* Ticaret hacminin büyümesi,
* Altyapı ve kalkınma projeleri
detaylı biçimde değerlendirildi.
Bu süreçte Türkiye’nin:
* Sadece siyasi değil, insani ve ekonomik kalkınma odaklı bir yaklaşım benimsediği,
* “Kazan-kazan” modeliyle hareket ettiği,
* Yerel halklarla doğrudan temas kuran bir diplomasi yürüttüğü
özellikle dikkat çekti.
Ekonomi, Ticaret ve Diplomasi Entegrasyonu
Forumun son günü, diplomasinin ekonomik boyutuna ayrıldı.
Burada öne çıkan başlıklar:
* Diplomasi ile ticaretin entegrasyonu,
* Yeni ticaret koridorları,
* Enerji ve lojistik iş birlikleri oldu.
Türkiye’nin:
* Diplomatik ilişkilerini ekonomik fırsatlara dönüştürebilen,
* Krizleri avantaja çevirebilen,
* Stratejik konumunu etkin kullanan
bir ülke haline geldiği güçlü şekilde ifade edildi.
Genel Değerlendirme: Türkiye Artık Küresel Bir Diploması Gücü
Antalya Diplomasi Forumu 2026, açık biçimde şunu göstermiştir:
Türkiye artık yalnızca kendi coğrafyasında değil, küresel ölçekte belirleyici bir aktördür.
Özellikle:
* Arabuluculuk kapasitesi
* Barış odaklı girişimleri
* Çok taraflı diplomasiye katkısı
* Afrika ve gelişmekte olan bölgelerdeki etkinliği
Türkiye’yi “Türkiye’den daha büyük bir Türkiye” konumuna taşımaktadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon ve Hakan Fidan’ın sahadaki etkin diplomatik liderliği sayesinde Türkiye:
* Kriz çözen,
* Güven inşa eden,
* Ekonomik kalkınmayı destekleyen
bir güç olarak öne çıkmaktadır.
Forumda karşılaştığım eski bir İsviçre’de diplomat dostumun ve isviçreli popüler bir gazeteci arkadaşımın bana söyledikleri çok ilginçti . Bana”Davos ekonomik formu WEF ile Antalya diplomasi formunu ADF’nin artık ortaklaşa yapılabilmesine ne dersin?” cümlesi Antalya diplomasi formunun ne kadar doğru bir yolda ilerlediğinin kanıtı oldu.
Antalya Diplomasi Forumu, yalnızca bir tartışma platformu değil;
Türkiye’nin yükselen diplomatik gücünün somut bir yansımasıdır.
Bugün gelinen noktada Türkiye:
* Barışın kurucularından biri,
* Diplomasinin merkez ülkelerinden biri,
* Küresel sistemde söz sahibi bir aktör
olarak yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır
Başta sayın cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve dışişleri bakanımız Sayın Hakan fidan himayelerinde gerçekleşen ve bu formu ilk günden beri kurucusu olup emek veren değerli eski dişleri bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu ile birlikte emeği geçen tüm Antalya diplomasi formu emektarlarına teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.